Modası geçmiş çağdışı

Başlıktaki kelimeleri, günlük yaşantımızda sık sık duyuyor veya bizler de telaffuz ediyoruz.
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

Genellikle moda, öncelikle giysilerde görülen ve kullanılan bir kelime.
Giysilerde modanın yaratıcılarının kökeninde, dünyayı sömüren Kapitalist sistemin, büyük ağırlığı var.
Kumaş ve kumaşlardan üretilen giysilerin, insan sırtında eskiyene veya yıpranmasına kadar giyilmesi demek. Bir insan ömrünün süresi içerisinde kullanılan giysilere bir bakarsak, nerede ise bir ömürde çok çok taş çatlasa ondan fazlayı geçmez.
Fakat modanın, dünyayı işgal etmesinden sonra, bir yılda 4 mevsim giysiler değişmekte. Çok kısa sürede giyilen ve modanın getirdiği değişiklikler nedeni ile “ modası geçen giysiler” bir tarafa atılarak modanın yarattığı yeni giysilere Millet akın etmektedir.
Bu, diğer tüketim maddelerinde de olmaktadır.
Ev eşyalarında, arabalarda vs.
Şimdi bu moda olayını.
İbretle izliyoruz ki bazı politikacılar, hem bizde hem de karşı tarafta ve dünyada. Devlet sistemleri içerisine ve uluslararası anlaşmaların içeriğine de sokmaya çalışmaktadırlar.
Bu bizde de yaşanmaktadır!
Annan Planından sonra, kopan görüşmeler sonrasında başlayan yeni görüşme sürecinde Egemenlik konusunda, Türk tarafının ısrarları üzerine, bizim görüşmecimizin “ Egemenliğin modasının geçtiği “ yollu açıklamaları olmuştu.
Bu açıklamalardan sonra, çok büyük tepki ve eleştiriler karşısında suskunluğu tercih etmiş, bu konuda ısrarcı olmamıştı.
Bilindiği gibi, Egemenlik kayıtsız şartsız bu Adada yaşayan iki halkındır.
O da, Türk ve Rum Halkınındır.
11 Şubat Mutabakatında da, bunun her iki halk olan Türk ve Rumlardan “neşet edeceğini “ yani doğacağını yazmaktadır.
BM de adada, her iki halkın egemenliğini, tanımaktadır.
Öyle ise, federasyonu oluşturacak olan “Kurucu Devletlerin “ doğal olarak “Egemen “ olmalarından daha doğal ne olabilir?
Fakat gelin de, bunu karşı tarafa anlatın.
Anlatamazsınız !
Çünkü onlar, bu adanın tek egemeni olarak kendilerini görüyorlar.
Her şey gibi egemenliği de, bizlerle paylaşmak niyetleri yok.
Kıbrıs görüşmelerinde, bir şeye daha şahit oluyoruz!
O da, modası geçmiş kelimesine ek olarak :“Çağdışılık.”
Neymiş efendim?
“ Garantiler çağdışı” imiş.
AB ‘ içerisinde onun kurallarına göre oluşacak bir devlette, üçüncü ülkelerin bunu garanti etmeleri çağdışı imiş.
Adamlar, direkt amaçlarını söylemekten çekiniyorlar.
“Sizleri bu adadan yok etmek için, bu sistem bize en büyük engel.
Bu engeli kaldırmadan bu iş olmaz. Bunun kalkması için de, bir deyimin arkasına sığınarak bu hedefe varmak istiyoruz .”
“Çağdışılık.”
Sistem yürürlükte.
Buna rağmen, Güney’e geçen insanımıza yaptıkları her geçen gün artmakta.
Adamlar kendilerine göre, sistemin kalkacağına dair kendilerinden emin.
Son yapılan Liderler zirvesinden, Rum basınına yansıyanlardan öğreniyoruz ki.
“1960 Garanti sistemi değişecek, Kıbrıslı Türklerin güvenliğini garanti edece ancak Rumlar için tehdit oluşturmayacak, bir mekanizma.“
60 Garanti sisteminin bile binlerce Türkün kalleşçe öldürülmesine, kaçırılarak yok olmasına tam manası ile engel teşkil etmeyen 60 Garanti Sistemi.
Rumlar lehine değişikliğe uğratılacaksa vay halimiz.
“ Rumlar için tehdit oluşturmayacak, bir mekanizma.“
Bu mekanizmanın mucitleri, çıkıp bunu açıklasın.
Görüşmelerle ilgili hükümet partilerinden de, halkın beklentilerini ve endişelerini giderecek açıklamalar yapılmasını halk beklemektedir.
Bu haber 219 defa okunmuştur

:

:

:

: