Derebeylik dönemine döndük

1789 öncesi Fransa’da, Feodalitenin acımasızca at koşturttuğu yıllar. Burjuvazinin ve derebeyliklerin hakim olduğu bir sistem.
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

Vergilerin, adaletsizce alınması.
Köylülerin ( çalışanların ) vergi yükü altında kalması.
Malların bir bölgeden diğer bölgeye geçerken, her bölgeyi geçişte beher beher ödenen vergiler.
Krallığın, o zamanki çalışan halk kesimi olan köylülerin, vergi yükü altında ezilmesi.
Fiyatların istikrarsızlaşması, değişken olması.
Her derebeyliğin, vergi koyma konusundaki iradi yetkisi.
Derebeyliklerin ülke içerisinde krallık içinde, krallık oluşturmaları.
Kaç derebeylik varsa, o kadar idari bölge.
Her derebeylik, ayrı küçük bir krallık.
Fransa’nın devrim öncesi, nereden aklına geldi? diye sorabilirsiniz.
Ülkemizde, Fransız İhtilalinin yaşadığı son dönemlerdeki bozuk ekonomik vergi sisteminin, bir benzeri de ülkemizde yaşanmakta.
“Hoppala. Bu da nerden çıktı “ diye sormayın.
Hemen konuya giriyorum.
Türkiye’den, Anadolu suyu geldi ya.
1789 Fransız İhtilali öncesinde belirlenen, derebeyliklerin bir benzeri gelen su ile birlikte bizde de türedi.
Sayıları Fransa’daki gibi olmasa bile, ülkenin coğrafyasına bakıldığında sayı itibarı ile az olmasa gerek.
Su fiyatları ile birlikte bizde de, 28 derebeylik oluştu.
Her derebeylik, Anadolu suyunu babalarının malı imiş gibi.
Değişik değişik fiyatlar belirleyerek, ellerini halkın cebine soktular.
2.30 ‘dan aldıkları suyu 7 TL’ye kadar ton başına çıkardılar.
Tabii bu, tüm Belediyelerimize şamil edilemez.
Birçok Belediye, 3.50 ile bu işi götüreceklerinin kararını da aldılar.
Obur olan Belediyeler ” kayıp kaçak ve tahsil edilmeyen su fiyatlarını “ da, namuslu bir şekilde ödeyecek halkımıza kaktıracak.
Ödemeyecek olan “namussuzlar “ da, bu kararı alan “ Derebeyler” sayesinde ödemeden kurtulacak.
Yerel yönetim demek, istediği şeyi yapmak anlamına mı gelir?
Bu uygulamaya ve bu kararlara, Merkezi yönetim evet derse. KKTC ‘ de, 1789 Fransız Devriminden önceki, Derebeyliklerin oluşumunu, kabul etmez mi?
Kabul etme anlamına, gelmez mi?
Sn. Tarım Bakanı Çavuşoğlu’nun bu konuda, halkı rahatlatan açıklamalarını da takdir etmemek mümkün değil.
Fakat bu açıklamaların.
Sözde kalmaması gerekir. Uygulamalar, açıklamalarının teminatı olmalı.
Bu konuda lokomotif, Sn. Bakan.
Kararı verecek olan, Bakanlar Kurulu.
On bir Bakan, bu derebeylikleri onaylayacak, imzayı atacak mı? Yoksa, kendilerine oy verip o makamlara gönderen halkın, yanında mı yer alacaklar?
Bunu yakında göreceğiz.
Allah aşkına, kademeli su satışı olur mu?
Üstelik de, elektrik kurumunun faturasındaki gibi “ maktu ücret. “
Bu derebeylikler, hangi tesisleri çalıştırıp bu suyu elde ediyor da, utanmadan maktu ücret talep etmeye kalkıyorlar.
Bu fiyatlardaki rakamlar, fiks fiyat olarak 3.50 TL ile 4 TL arasında olmazsa. Bu kararı alan bu Derebeylerin kararlarına, onay için imza atacak olanları da daha önce yazmıştım.
“ Sandıklar açıldıktan sonra, tümü angoni bakmaya gidecek.”
Sn. Çavuşoğlu bu konuda, ciddi açıklamalarda bulunmasına rağmen halkımız, tabii olarak sonuç bekliyor.
Çünkü suyu alan Belediyeler, aldıkları ve halkın benimsemediği su fiyatlarını, halka kaktırmaya başlamışlardır bile.
Sn. Çavuşoğlu, elinizi çabuk tutun.
Bu derebeyler aldıkları bu kararlarla, halkın elektrikteki gibi suyun da, özel sektöre devredilmesi iradesine odaklanacaklarından bir haber.
Bindikleri dalı, kestiklerinden habersiz.
Su, yaşamın vazgeçilmezidir.
Halkımızın vazgeçemediği bu vazgeçilmezle oynamak, aslında halkla oynamakla eş anlamlı.
Halkla oynamanın da bedelinin ağır olduğunu, zamanı geldiğinde.
Mukabil oyunla anlayacaklardır.
Sonra , Yalçın Cemal demedi denmesin.
Bu haber 167 defa okunmuştur

:

:

:

: