Erdoğan’ın vurgusu !

Değerli okurlar, Kıbrıs müzakerelerinde 4 başlıkta kısmen bir uyuşma olmasına rağmen, iki başlıkta bizi ilgilendiren hayati konuların, halen her iki tarafın tezlerinin karşı olması nedeni ile, uzlaşma şöyle dursun, karşı taraftan salvo atışları gelmeye, devam etmekte .
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

Bizim, mevcut tutumumuz belli.
Masa dağılmasın diye, sus pus.
Bu kervana, Güzelyurt Belediye Başkanı, Sn. Özçınar’ın da katıldığını bu sütunlardan bilginize getirmiştim.
Hükümet ve hükümet üyelerinden, ara sıra ses geliyor.
Onlar da, kamu oyu tarafından yetersiz bulunuyor.
Görevimiz, müzakereden önce, Anastasiadis’i masada tutmak.
Masada kalsın da, ne olursa olsun.
Sn. Özgürgün, bir açıklama yaparak, endişelerini dile getirmeye çalıştı.
Ülkede, tsunami oldu.
Ondan sonra da, suskunluk.
Bir ülkede, eleştiriler karşısında Başbakanın susması, düşünülemez.
Neyse , herkesin bir bildiği olabilir.
Ülkemizde, masa için yapılmayacak hiçbir şey yok.
Sn. Akıncı, gerek burada, gerekse de son İstanbul Yenikapı’da yapılan Demokrasi Mitingine, katılmadığından, adada bazı kesimlerden, büyük eleştiri almış.
Bu tenkitler karşısında “Gammazlanmakla“ gelen eleştirilere karşı, savunma yapmıştı.
İşte bunların ertesinde, Sn . Cumhurbaşkanımız, Sn . Erdoğan’la gelinen son aşamayı, karşılıklı olarak tartışmak ve Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşünü almak istedi.
Ankara’da, Beştepe’deki külliyede geçen görüşme, bir hayli uzun oldu.
Bu, hem tek başına, hem de heyetler arası toplantıya da, yansıdı.
Görüşme ile ilgili haberler, hem Kuzeyde , hem de Güneyde, gazete manşetlerinden verildi.
Filelefteros Gazetesi:
“Erdoğan’dan, Akıncı’ya, soğuk kabul” olarak sayfalarında yer verdi.
Bunun mümkünatı, var mı ?
Kıbrıs’ın, dedikodusundan, sivri sineğe kadar inen, bir esprili konuşmanın olduğu ortamda, soğukluk olur mu ?
İki Cumhurbaşkanı, uzun soluklu görüşmede müzakere masasını.
Enine, boyuna görüştüler.
Pürüzlerin, nasıl giderileceğinin, hesabını yaptılar.
Sonra da, ikisi ortak bir açıklamada bulundular.
Sn . Erdoğan’ın vurgu yaptığı en önemli konu.
Bulunacak çözümün, BM parametrelerine göre olabileceğini, ayrıca, Kıbrıs Türk Halkının, siyasi eşitlik ,meşru hakları ve güvenliğinin sağlanacağı, bir çözümün olmasının. Olmazsa olmazı olduğuna, vurgu yaptı.
Recep Tayyip Erdoğan vurgusunda, BM Parametrelerinden bahsetti.
Bunları sulandıracak, Rumların istediği BM kararları ve AB temel haklardan, bahsetmedi.
Bilindiği gibi, bunları karşı taraf, devamlı dile getiriyor. BM parametrelerinden, bahsetmiyor.
Sn . Akıncı’nın, vurgusu ise, sadece, özgürlük, güvenlik ve eşitlik olmuştur.
Sn . Erdoğan, bulunacak çözümün BM parametrelerine göre olması gerektiğine de, vurgu yaptı.
Güvenlik konusunda, Sn. Akıncı’nın, CNN Türk’e yaptığı özel söyleşide, güvenlikle ilgili karşı tarafı da tatmin edici, tehdit unsuru olarak göremeyecekleri bir garanti sisteminin de, düşünülebileceğini ve/veya dillendirilebileceğini ve/veya önerilebileceğini, ima etti.
Bunun, ayrıntısına girmedi.
Bu, olası alternatif garanti sistemi, iki Cumhurbaşkanı arasında, görüşüldü mü ?
Bunun, getirisi, götürüsü ne olur ?
Sadece, Türk Kurucu Devletinin garantörlüğü düşünülüyorsa, mevcut kazanımdan, büyük bir ödün verilmeyecek mi ?
Adanın tümü üzerinden, bir garanti sisteminden vaz geçmek demek.
Türkiye’nin, İskenderun ve Antalya körfezlerine sıkıştırılması anlamına gelmez mi ?
Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki, kazanılmış haklardan vaz geçmek, Türkiye Cumhuriyetinin çıkarlarına, ters düşmez mi ?

Bu haber 235 defa okunmuştur

:

:

:

: