Çözüm mü, FETÖ mü?

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu “Aldığım bir duyuma göre Sayın Cumhurbaşkanı Ankara’ya gidiyor” demişti.
Aslında beklenti, Ankara’nın, yaşanan son olaylardan sonra Cumhurbaşkanı Akıncı’yı, Ankara’ya davet etmesiydi.
Özellikle içte yaşanan tartışmalardan sonra, Cumhurbaşkanı Akıncı bir hamle yaptı.
Ankara ile temas kuruldu, üst düzey görüşme için tarih belirlendi.
İçinde olduğumuz dönemde önemli bir adım, iç dengelere yönelik önemli bir girişim.
Birçok tartışmaya son noktayı koyacak bir ziyaret.
Kıbrıs müzakere sürecinde önemli bir aşamaya giriliyor.
Haftaya, önemli konuların gündeme geleceği yeni bir dönem başlayacak.
Bu görüşme, belki de Kıbrıs konusunda bir dönüm noktası olacak.
Özellikle iç siyasette, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, çözüm yolunda taviz verdiği düşüncesi, bu ziyaretle şimdilik durulacak.
Türkiye ile uyumluyuz mesajı bu havayı dağıtacak.
2016 vurgusu da oldukça önemli.
Ziyaretin bir başka tarafı daha var.
Bu taraf bana göre daha çok ön plana çıktı.
Cumhurbaşkanı Akıncı kamuoyunda eleştirilmiş, tartışılmıştı.
Konu, Türkiye de yaşanan darbe girişimi sonrası KKTC’de yapılan mitinge katılmamasıydı.
KKTC hükümetinin, Başbakan Özgürgün’ün, bu süreçte Türkiye hükümet yetkilileri ile kurduğu ilişki, Yenikapı mitingine katılması, ardından Cumhurbaşkanı Akıncı ile ilgili sert eleştirileri, Akıncı’nın, Ankara ziyaretini daha bir anlamlı yaptı, zamanlama oldukça iyi ayarlandı.
Fakat, verilen mesajlarda esaslı konunun “FETÖ” ağırlıklı olduğu anlaşılıyor.
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın şu sözleri, bu düşüncemi destekliyor;
'KKTC halkı olarak ilk andan itibaren, televizyonlara bu haberlerin düştüğü andan itibaren, Türkiye'de demokrasinin yanında saf tuttuk. Sizlerin yanında saf tuttuk ve bunu tereddütsüz yaptık. Sabah olsun bakalım hangi taraf ağır basacak diye bekleyemezdik. Çünkü biz de demokratik insanlarız. Tüm halkım adına sizlerle dayanışmamızın altını çiziyorum.



Yalnız bu noktada bir hususun daha altını çizmek isterim. Demokratik hukuk devleti içerisinde elbette kurunun yanında yaşların yanmasına cevaz vermeyecek bir anlayışı da sergilememiz lazım. Hele Kıbrıs küçük bir yer. Dedikodusu bol olan bir yer.
Bu vesileyle onu da söyleyeyim; dedikodu ya da çekememezlik ya da bazı gammazlıklarla günahsız bir takım insanlarında boş yere suçlanmasını da istemeyiz tabii ki. Bu çerçevede elbette bütün bilgi ve belgeler, istihbarat bize Kuzey Kıbrıs'a böyle bir odak var ve bu Fetullahçı Terör Örgütü odağıdır ya da bir başka odaktır, ve bunların demokrasi ile alakası yoktur diye bir bilgi geldiğinde hiç tereddütsüz bunların üzerine gidecek devlet makamları vardır. Bundan hiç endişeniz olmasın.”
FETÖ konusunda KKTC’de yaşanan tartışmalarla ilgi birşeyleri anlatma ve gösterme çabası var gibi bir izlenim uyandı bende.
Darbe girişiminin ilk günlerinde buna benzer bazı açıklamaları yine duymuştuk sayın Cumhurbaşkanından.
Özellikle “dedikodu ve gammazlama” kelimelerini.
FETÖ ile ilgili bazı kesimlerin, bazı girişimlerini, terse çevirme çabası gösterildi.
Yüz ifadeleri, vücut dili ve konuşmalardan anladığım, istenilen elde edildi.
Peki, Kıbrıs konusunda olması gereken uyum istenilen noktada mı?
Her konuda tam mutabakat var mı?
Çünkü hem KKTC hükümeti, hem de Türkiye hükümet yetkilileri müzakere süreci ile ilgili keskin açıklamalar yapıyor.
Akıncı, Erdoğan görüşmesinde tablo net olarak ortaya konmuş ve fikir birlikteliği teyit edilmiş mi?
Mesela en çok istismar edilen, garantiler ya da Güzelyurt konusunda durum nedir, mutlaka ortaya bir şeyler çıkmıştır.
Her konuda uyum varsa, kuzey Kıbrıs’ta söylenenler, tartışılanlar, eleştirilenler sırf siyasi manevra mı?
Sonuç olarak;
Uyumlu birliktelik, çözüm de mi, yoksa FETÖ de mi?
Bu haber 899 defa okunmuştur

:

:

:

: