Sevr’le Lozan’ın savaşı

Türkiye’de, darbe teşebbüsünde bulunanlar ve bunu teşvik edenler, hala daha büyük bir travma içerisindedirler.
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

Yazımın başlığı ”Sevr’le, Lozan’ın savaşı.”
Az çok, tarih bilgisine sahip olanlar, Sevr’in Anadolu’yu, paramparça eden ve Osmanlı İdaresine kabul ettirilen, Türklerin, dünya yüzünden silinmesini getirecek, bir anlaşma idi.
Bu anlaşmayı, 10 Ağustos 1920 ‘de, Osmanlıya dayatarak, imzalatan ülkelerin, kimler olduğuna bir bakalım.
O yıllarda, dünyada en büyük emperyal güç, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Belçika, Ermenistan, Yunanistan, Polonya, Hicaz, Romanya, Çekoslovakya, Sırp, Hırvat, Sloven devletleri idi.
Sevr’in, uygulanmasını isteyen bu ülkelerin, esas amacı, Osmanlı İmparatorluğunu, sonlandırmak ve coğrafyasını paylaşmak.
Türk Ulusu, Mustafa Kemal’in önderliğinde, Batılı Emperyalistlerin bu isteklerini, TBMM‘de reddetmiş, topluca Türk ulusu, kurtuluşu, eline silahı veya her savunma aletini alarak, Sevr’i dayatanlara karşı, mücadele etti. Sevr’i, tarihin çöplüğüne atarak, dünyaya, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olan, Lozan Anlaşmasını kabul ettirdi.
Lozan, Türk Ulusunun, zaferi.
Batılıların ise, hezimetidir.
24 Temmuz 1923 ‘de imzalanan, Lozan Anlaşması, Birinci Dünya Savaşını da, sonlandıran bir anlaşmadır.
Sevr’i dayatanlar, üç yıl sonra, Lozan’ı, istemeye istemeye, kabul ettiler.
Nedeni de, Avrupa’daki istikrarsızlık.
Çanakkale zaferinden sonra, akabinde başlayan, Kurtuluş Savaşı ile, Sevr’in yaratıcılarından olan, Racofeller:
“ Sevr’in uygulanması, Mustafa Kemal’e rağmen, mümkün değil.
Bunu, buz dolabında tutun.
100 yıl sonra, dolaptan çıkarıp, uygulama alanına koyun.
100 yıl sonra ortam, Sevr’i uygulamaya, müsait olacaktır.”
Adamlar, emperyalist isteklerini , bir program dahilinde uyguluyor.
Atatürk Türkiye’sinden sonra, Türkiye her alanda dışa bağımlı kılındı.
Ekonomide.
Savunma sanayiinde.
Tarımda.
Her şeyde, dışa bağımlı oldu.
Bu, batılı emperyal güçlerin, bilinçli bir şekilde istedikleri, Türkiye modeli idi.
Türk Ulusunu, topla tüfekle, teslim alamayacaklarını, Çanakkale’de, Sakarya’da öğrenmişlerdi.
Öyle ise “Kale içeriden fethedilmeli idi.“
Bunun için de, Türkiye’deki, yerli iş birlikçileri ile, işe soyundular.
Ekonomisini, çökertmek için, her yolu denediler.
ABD ile olan, 1950 ‘li yıllardaki platonik aşk döneminde, 10 yıl Türkiye’nin kalkınması için, hangi modeli uygulayacağı, tartışmaları yapıldı.
Sanayi mi, Tarım mı ?
Halbuki, gerçek, bu iki sektör, birbirlerinin bütünleyicileridir.
Türkiye’de, ne zaman , ülkesini, insanını seven, milli menfaatleri
koruyan, siyasiler ortaya çıktığında ve ülke üzerindeki menfaatlerini, ciddi şekilde törpülemeye kalktığında, derhal “çocukları“ devreye sokulup, ülke yönetimini, dolaylı olarak , ellerine geçirme marifeti gösterirler.
Türkiye onlara göre ”kapı kulu.“
“Otur Arap. Kal Arap .“
Bütün bu, elde ettiklerini, yetersiz görerek, doğrudan, Türkiye’ye, içteki işbirlikçilerini kullanarak, ikinci bir, Sevr denemesi yaptılar.
Bu da 1923‘te olduğu gibi, Bağdat’tan geri döndü.
Tüm Batılı emperyal güçler, hala daha, travma yaşamakta.
“Bu nasıl bir iş ki, biz yine başarısız olduk“ diye.
15 Temmuz’da, düğmeye basan parmak, bu günlerde, başka düğme veya düğmelere, parmak basarak, PKK canilerini, harekete geçirdi.
Hain üçgen, tüm gücü ile faaliyette.
1919 ‘un, rövanşını, 15 Temmuz 2016 ‘ da, almaya kalkanlar, hüsrana uğradılar.
Fakat hüsrana uğrasalar da, rövanşı almaya kararlılar.
Mustafa Kemal Atatürk, 1919‘da, Türk Ulusunun, imdat sesleri karşısında, hep şunu söylüyordu:
“Milli birlik ve beraberlik içerisinde, tüm zorlukları aşacağız.”
Sn. Tayyip Erdoğan da, 15 Temmuz’dan sonra, bunu telaffuz ediyor.
Dünyada, milli birlik ve beraberliğin aşamayacağı, hiçbir engel yoktur.
Türk Ulusu, büyük bir Ulustur.
Yeniden, milli birlik ve beraberliğini 15 Temmuz ve sonrasında göstermiştir.
Batılı emperyal güçlerin, savaşımı beyhude.
Türk Ulusu, 1920 ‘den, daha da güçlü.
Batılı emperyal güçler öyle görülüyor ki : Sevr ile, Lozan Savaşını, devam ettirecekler.
Çünkü, Lozan, boğazlarında, sert lokma olarak durmakta …
Bu haber 210 defa okunmuştur

:

:

:

: