Garantörlük yerine polis gücü mü?

Türkiye’de, Gaziantep’te meydana gelen, son terör olayları nedeni ile hayatlarını kaybeden masum insanlarımıza, Tanrıdan rahmet dileyerek yazıma başlamak istiyorum.
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

Olaya, salt terör olarak bakmak mümkün değil.
Bu sütunlardan da dile getirdim.
Olay, Sevr ile Lozan’ın savaşı.
Emperyal Güçler, bu savaşlarını her türlü insanlık dışı yöntemlerle, sürdürmeye devam edecekler.
Somut örnek Gaziantep.
HDP ‘nin açıklamasına göre saldırı “üyelerinin düğünlerine yapılmış bir saldırı.”
Türkiye, Sırat Köprüsünden geçmekte.
Bunu ancak, Milli birlik ve beraberlik içinde başarabilir.
Ben inanıyorum ki, Türk Ulusu bunu da aşacaktır.
Gelelim, Kıbrıs Türk Halkının kaderi ile oynanan konuya.
Her halde, tahmin etmişsinizdir?
“1960 Garanti Sistemine.”
Eskilerin bir deyimi var.
“Çala çala, bir havaya benzetecekler ” diye.
Garanti sisteminin çağ dışılığının modası geçmişliğinin. 1960 ‘da şartlar başka imiş, şimdi başka olmuş! Garanti sistemi, Kıbrıslı Türkleri de, olumsuz yönde etkilemeye başlamış! Bunları son Türkiye’de yapılan darbe teşebbüsleri ile bağlantılı, hem bizde hem de Güney’de telaffuz edenler var.
Kıbrıs’ta olası bir çözüm için yürütülen müzakerelerde, garantilerin konuşulduğu bir dönemde, çağ dışılığını, modası geçmişliğini, Türkler için de bir tehdit oluşturulduğu söylemlerinin dillendirildiği bir ortamda. Türkiye’de darbe girişimi yapılması, Türkiye’nin garanti sisteminden arındırılmasına yönelik, bir hareketin olup olmadığı, ciddi şekilde düşündürücü bir ortam yaratmadı mı?
Bizim için tehdit unsuru olduğunu, bizde de dillendiren politikacılar yok mu?
Okyanus ötesindeki güçler bunun için devrede, “Kaldırın, şu Garantörlük işini “ diye.
Bu çevrelerin ekmeklerine, maalesef beni bağışlamalarını dileyerek, bazı siyasiler yağ bal sürüyor.
Ne diyor, benim Cumhurbaşkanım?
Erenköy direnişinin, yıl dönümünde: Kıbrıs Türk halkı kendi güvenliğini, Türkiye’nin sağlamasından başka bir seçenek görmüyor.
Ben de, bu sütundan sormuştum.
Kıbrıs Türk Halkının seçeneği, düşüncesi bu.
Zat-ı alinizin, seçenek ve düşüncesi nedir? diye.
Daha, yanıt verilmedi.
Kıbrıs Türk Halkının güvenliğinin, sadece ve sadece Türkiye’de olduğunu bilen, Sn. Cumhurbaşkanı, bu bilinçle Ankara’ya gitti.
Sn. RTE ‘la, uzun bir görüşme yaptı.
Her konuda mutabık kalındığını da, müteaddit defalar açıkladı.
Sn. Cumhurbaşkanımız Ankara görüşmelerinden sonra , açıklamalarının yanında TV kanallarına da özel mülakatlar verdi.
Bunlardan biri de NTV.
İlk sahibi, Sn. Cavit Çağlar’ın olduğu kanal.
Sn . Cumhurbaşkanı Garantörlük konusunda, Türkiye ile aynı görüşte olduklarını “Bizim, bu müzakere sürecinde, Türkiye’nin güvencesini temin etmemiz şarttır . Bu konuda muhtelif düşünceler ve farklı yaklaşımlar olabilir. Rum tarafı, bu konuda toptan ret konumundadır. Asker tamamen çıkacak, garantörlük de tamamen kalkacak noktasındadır… Kıbrıs Türk Halkı, o yaşanmışlıklardan gelen tecrübe ile Türkiye’nin güvencesinin devamını istiyor. İşte bunun formülünü bulmamız lazım… 1960 koşulları ile 2016 koşulları aynı değildir… 1960 koşullarında adanın her tarafına yayılmış, küçük küçük bölgelerde yaşayan bir toplumduk. Topluca bir bölgede oturacağız. Bize ait bir Kurucu Devletimiz olacak. Geçmişte olmayan bir Polis Teşkilatımız olacak. Federal yapıdaki Polis Teşkilatında da, polislerimiz olacak.”
Cumhurbaşkanımızın, NTV’ de Garantörlük ve güvenlikle olan açıklamaları özetle bunlar.
Sn. Cumhurbaşkanımız, Kıbrıs Türk Halkının, Türkiye’nin güvencesinin devamını vurgulayarak söylüyor. Arkasından da ” 1960’ ‘ların sisteminin virgülü noktasının asla değişmezdir demeyeceğiz “ diyor.
Sn. Cumhurbaşkanı Kıbrıs Türk Halkının, Türkiye’nin güvencesine vurgu yaparken, Kıbrıs Türk halkının nasıl bir güvence istediğini, her halde yanlış algılamaktadır.
Kıbrıs Türk Halkı, 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmalarındaki kuralların “etkin ve filli Garanti sisteminin “ devamından yana olduğunu her ortamda dile getirmektedir.
Sn. Cumhurbaşkanımız, Kıbrıs Türk Halkının güvencesi için formül arıyor. Sn. Cumhurbaşkanı, formül 1960 ‘ ta bulundu.
Kıbrıs Türkü, bu formül sayesinde hayat buldu.
Yeni formüle ne hacet.
Olası bir çözümde, güvenliğini bu sistemde görüyor.
Polis Teşkilatında değil.
Tek Egemenliğin olacağı bir çözümde, Polis teşkilatının gücü, tartışma götürmeyecek mi?
Kurucu devletten bahsediyor Sn. Cumhurbaşkanı.
Kurucu Devletimizin “Egemenliği “ olacak mı ki Kıbrıs Türk Halkı kendini savunabilecek mekanizmaları oluştursun?
Bulunacak bir çözümde, mevcut Garanti sisteminden vazgeçilmesi halinde, Kıbrıs Türk halkını, yeni maceralar bekliyor demektir.
Mevcut sistem, Rum Halkının bizlere dokunmaması halinde onlar için bir tehdit oluşturmaz.
Bu kilidin anahtarı, onların elinde.
Bu değişirse , hem anahtar hem kilit onların eline geçmeyecek mi?
Bu haber 630 defa okunmuştur

:

:

:

: