Kıbrıs Görüşmeleri dolu dizgin nereye koşuyor ????

Sayin Akıncı ve Görüşmeci Heyetimizin, Anastasiatis ve Mavroyannis’in dozu her geçen gün artmakta olan maksimalist talep ve dayatmalarına karşın, görüşme masasında Kıbrıs’ta Helen Egemenliğinin en stratejik unsurlarını kabul ettirme gayretlerine ilişkin hiç bir rahatsızlık duymamaları ve tüm uyarılarımıza rağmen, sürecin seyrinden sürekli iyimserlik ve memnuniyet mesajları yansıtmaları fevkalade kaygı vericidir !!!
Tansel FİKRİ
Emekli Büyükelçi , Eğitim eski bakanı

'Çözüm şimdi olmalı, 2017 artık çok geç',' Obama- Biden- Banki Moon, ABD /BM/AB ve Akıncı-Anastasiatis ekseninde sıralanmış çözüm yıldızları, hiç bu kadar tarihi bir uyum içine girmemiştir', söylemleri manidardır ve gözardı edilmemelidir.!!!
Rum- Yunan Kanadının 'Garanti ve İttifak Antlaşmalarına ve AB ne tam üye olan bir Kıbrıs’ta Türk Askeri varlığına siyasal çözümde yer yoktur' tezi ve ısrarı Anavatandaki üzücü gelişmeler ışığında ABD/AB desteğinde yeni bir Rum- Yunan oldu bitti harekatına dönüşme tehlikesini de kapımıza getirmiştir. Bu oldu bitti heyecanının hızlandırılmış Liderler görüşmelerinin özellikle özlü konularda bu güne kadar asla düşünülemeyecek ve beklenmeyen esnekliğinizden kaynaklandığı ortadadır. Akıncı ve Anastasiadis’in, Eylül ayı BM Genel Kurulunda Güvenlik Konseyinin de taraf olabileceği bir formatta 'Anlaşmaya varabilecekleri mesajı yeni bir algı operasyonunun bir parçası olarak dünya basınına boy göstermeye başlamıştır. Geçtiğimiz hafta içinde Ankara'da yapılan Erdoğan- Akıncı zirvesinde, kritik Rum- Yunan taleplerine özellikle ' güvenlik ve garantiler' konusunda ' itiraz veya rahatsızlık ifadelerinden özenle kaçınılması kaygılarımızı daha da artırmıştır.!!!!
Liderler arasında bu güne kadar mutabakata bağlandığı ifade edilen hususlar ise, Kıbrıs Türkü açısından başlı başına bir hezimet ve teslimiyet niteliğindedir .!!!
Tarihin hiç bir döneminde Rum Halkı karşısında, Kıbrıs Türk Halkının eşit siyasal hak ve statüsü, nümerik kriter ve mülâhazlara asla indirgenmemiştir. Adada iki halkın siyasal eşitliği 1960 da uluslararası Antlaşmaları ile uluslararası hukuk altında tescil edilmiştir. Bu gerçeği 4:1 oranlaması ile sulandırmaya özellikle Kıbrıs sorununu yaratan tarafın hiç bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Bu gerçeğin gözardı edilmesi tarihi bir gaflettir.!!! En temel siyasal hakkımızı, ve siyasal eşitliğimizi yerle bir eden yaklaşımlar, maalesef, mülkiyet konusunda yıllarca kabul edilen toplu tazminat ve toplu takas kriterlerine de yansımıştır. Görüşmeci Heyetimizin, ilk Mal sahibine bireysel müracaat hakkını tanıyan ve iki kesimli güvencelerimize ağır darbe indiren yeni ve fevkalade talihsiz tavizi, on yıllar sürecek mülkiyet davalarına ve mülkiyet kavgalarına yol açacağı ve KKTC de Halkımızın 42 yıldır kökleşmiş yaşam düzenini, konut güvencesini ekonomik ve sosyal hayatını yeni ve kahredici bir belirsizlik sarmalına sürükleyeceği kesindir .!!! Antlaşmanın özünde Dört Özgürlük ve AB norm ve müktesebatının eksiksiz uygulanması şartı, çapraz oy marifeti ile birleştirildiğinde, siyasal eşitliğimizi olduğu kadar ve iki kesimli, iki kurucu devlet ve iki ayrı demokrasi esaslarının ve buna ilişkin güvencelerin içi tamamen boşaltılmakta ve sıfırlanmaktadır. Kurucu eşit iki Devlet Kavramının basit eyalet idarelerine indirgenmesi ve merkezi hükümet yetkilerinin çoğaltılarak federal çözüm adı altında çoğunluğa dayalı üniter bir Devlet yapısına dönüşmesi ise dehşet vericidir ve bizler açısından 1974 öncesi karanlık günlerimize dönüştür.!!! İbadet özgürlüğü altında KKTC nin tüm yerleşim merkezlerinde (Karpaz’da büyük olmak üzere ) ve KKTC sathında yüzlerce Ortodoks Kilise Kantonları yaratma gayretleri Görüşmeci Heyetimiz tarafından tam bir sessizlik içinde izlenmektedir.!!!! Iki kesimli coğrafi güvenliğimizi sıfırlamak üzere, beşyüz yıldan beri içinde ibadet yapılmayan antik ve metruk kiliselerin bile ibadete açılmasının önerilmesi iyi niyetle ve ibadet özgürlüğü ile izah edilmemesi mümkün değildir. 1974 bu yana Adanın üçte ikisine hakim Rumlar kendi bölgelerinde 42 yıldan beri yeterli sayılan ibadet yerlerinde pek ala özgürce ibadetlerini yapmaktadırlar. KKTC de Rumların kutsal saydığı kiliselerde ise zaten ibadet özgürlüğü kısıtlaması bulunmamaktadır.
Bu haber 231 defa okunmuştur

:

:

:

: