Kıbrıs konusunda Türkiye ile hükümet uyumlu değil mi?

Hükümet kanadı icraatların anlatılacağı bir basın toplantısı düzenledi.
Hükümet kanadı icraatların anlatılacağı bir basın toplantısı düzenledi.
Başbakan Hüseyin Özgürgün, 10 bakanla birlikte gazetecilerin karşına geçti ve anlattı, dinledi, sorulan sorulara cevap verdi.
Bu tür toplantıların, tüm bakanlar olmasa da, yapılmasını faydalı görüyorum.
Bu toplantının sebebi neydi?
Neden gerek duyuldu, daha önce gündeme gelen, tartışılan ve aynı düzlemde tekrarlanan konular neden tekrarlandı?
Elle tutulur bir icraat yokken, tartışmalı konular bir kez daha gündemde tutuldu.
Hükümetin basınla toplantısında, öne çıkan esas konu;
Kıbrıs sorunu müzakere süreci ve Cumhurbaşkanı ile olan ilişki oldu.
Belki de gerçek amaç buydu.
Bu sebeple diğer konularla ilgili tekrarlanan görüşleri pek önemsemiyorum.
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın şu sözleri ilgimi çekti;
“Cumhurbaşkanı ile hükümet uyum içinde değilse ortaya çıkacak anlaşma metni kabul edilemez. Cumhurbaşkanı’nın sadece Türkiye ile uyum içerisinde olması yeterli değildir.
Hükümet ile Cumhurbaşkanı arasında uyum olmalıdır. Hep birlikte uyuşabileceğimiz bir noktayı bulamazsak hiçbir yere varamayız. Bizim derdimiz ne Cumhurbaşkanı, ne heyeti, ne de Türkiye ile değildir. Bizim derdimiz Rum tarafının takındığı tavır ve durumdur.”
Koordinasyon ofisi başta olmak üzere birçok konuda Türkiye hükümetiyle uyumlu olduğunu sıkça açıklayan hükümet, Kıbrıs konusunda Türkiye ile uyumlu değil mi?
Bu sözlerden bunu mu anlamalıyız?
Yoksa bir danışıklı dövüş mü yaşanıyor.
Türkiye yönetimi ile Cumhurbaşkanı Akıncı ve heyeti göstermelik bir uyum içinde mi?
Hükümeti “siz de saha da olun” diye canlı tutmaya çalışan bir Türkiye mi var?
Ortamın gerginliğinden anladığımız;
Kıbrıs sorunu müzakere süreci ciddi bir aşamada.
Elbette farklı düşünceler olacak, olmalıdır da.
Farklı görüşleri anlatmanın da yeri zamanı ve yolları var.
Kıbrıs konusunda konuşulan tartışılan, mutabık kalınan ve yakınlaşma sağlanan ne var ki bir kesim bu derece rahatsız.
Makamlar arası zıtlaşmaların, müzakere sürecini baltalamanın, kayıptan başka getirisi olmaz.
Ezbere karşıtlık sadece siyasettir.
Karşıtlığın altı doldurulmalı, elle tutulur, dikkate alınır yaklaşımlarla sorunun çözümüne ve Kıbrıslı Türklerin haklarına korumaya katkı konulmalı.
Bu halka güvenin, inanın, iradesine saygı duyun.
Müzakerelerde Kıbrıs Türk halkını rahatsız edecek, haklarını geriye götürecek ne var?
Taviz var diyenler bu soruyu cevaplamalı.
Bilmek hakkımızdır, gizlilik üzerinden, dedikodu ayıbından sıyrılarak, gerçeklere dönelim.
Bu tartışmanın amacı, gerginliğin sebebi, hedef göstermenin niyeti nedir?
Ortada ne var, nerede, hangi konularda taviz var, her şey belli oldu mu, kaybedilen nedir, kazanılan hiçbir şey yok mu?
Şimdiden kampanya yürütmek, belli olmayan konularda halkı bölmek kime ne kazandıracak?
En önemlisi çözüm olmazsa ne olacak?
Bu sorunun cevabını kim verebilir?
Hamasi değil ama hedef koyarak, planlama, programlama yaparak, başkalarının çizdiği kaderi yaşayarak değil, kendi kaderini, isteğini yaşayarak bir noktaya gitmek.
Hükümet kanadı çözüm ve çözümsüzlük üstüne çalışma yapmalı, çözüm de, şuan ki çözümsüzlükte, yıllarca sürmeyecek, sürmemeli.
Nedir alternatif?
KKTC’nin tanıtılması mı, bununla ilgili bir hazırlık vizyon, ihtimal var mı?
Bir daha altını çizeyim;
Sadece eleştirmek siyaset yapmaktır.
Toplumsal çıkar, her şeyin üstünde ve önünde olmalı, bu anlamda adımlar atılmalı, siyaseti anlamlı kılan, amacına ulaştıran budur.
Bu haber 798 defa okunmuştur

:

:

:

: