Sonsuza kadar yaşatacağımız bunlar mı?

Cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki restleşme hele bu süreçte hiç hoş olmadı. Bu süreçte ne söylenirse, sadece siyaset ve dedikodu olur.
Önümüzde çok da bir zaman yok, ne olacağı, ne olmayacağı ortaya çıkacak.
Durum netleşmeden ve “işte gelinen nokta bu, artık karar sizin” denmeden söylenen her şey havada kalır.
Gündem bir anda değişti.
Bir anda birçok konu unutuldu, tek mesele siyasi gerginlik.
Ve bu gerginlik ne zamanlama, ne seviye, ne de fayda açısından katkı sağlamayacak.
Bu tartışma ortamından çıkarak, unutulmaması gereken meselelere dönmek gerek.
Hayat devam ediyor, 40 yıldır savunulan “çözümsüzlük” argümanı, yapılan hatalara kılıf yapıldı.
İnsanlar, bunları gördüğü için ülkesine karşı aidiyet duygusunu kaybetti.
Yazık ki bu hatalar bugün de devam ediyor.
Aslında kendi içimizde ki yıllanmış sorunların, vurdumduymazlığın, hukuksuzluğun üstü örtülmeye çalışılıyor.
Bu aralar unutulma ve konuşulmama noktasına gelen icraatları gündemden düşürmemeliyiz.
Toprak Ürünleri Kurumu ile ilgili 109 ürüne %3 fon konusu mahkemelik olma yolunda.
Halkın Partisi konuyu yargıya taşıma hazırlığı yapıyor.
Yani konu kapanmış değil.
Anlamakta zorlanıyorum, bir tarafta batırılan ve toplumun geneline değil, belli bir zümreye hizmet veren bir kurum için halkın cebine el atacaksınız.
Diğer taraftan makam aracı alacaksınız.
Bu neyin mantığı, hangi aklın ürünü, nasıl bir çelişkidir?
Bunun izahı yok, söz konusu kaynak, kamuya araç alımı için ayrılmış.
Polis aracı, itfaiye veya başka ihtiyaç noktalarına araç alınması varken, makam araçları çok mu öncelikliydi?
Bu ülkenin kaynakları belli, sağlıkta yatırım yetersiz, eğitimde, turizmde, yollarda her yer dökülüyor.
Öncelikli noktalara, toplumun genelini ilgilendiren yatırımlara kaynak yokken, bu tercih tam bir skandal olmuş.
Üzülerek söylüyorum ki;
Sağdan sola birçok milletvekiline konuyla ilgili görüşlerini sordum ve ortak cevapları “araçların alınması gerekli” oldu.
Hükümete en sert eleştirileri yapan parti vekilleri bile destekler görüşler seslendirdi.
Çok ilginç başka bir olay;
“KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Gümrük Rüsumat Daireleri Gümrük Müdürlüğü tarafından” bir mal satış ilanı yapıldı.
Bazı mallarla ilgili olarak gümrük bedelleri ödenmediği ve teslim alınmadığı için açık artırma ile satışa çıkılacak ve çağrı yapılıyor.
Söz konusu mallar içinde;
Kitap, temizlik ürünü, madeni yağ, hortum, plastik ambalaj, pasta altı karton, simit tezgâhı, bağlantı ekipmanı ve iki adet de güneş enerji sistemi var.
Elbette bu malları getirenler var veya hibe olarak alanlar da var.
İki adet güneş enerji sistemi Türkiye’den gelmiş.
Teslim alması gereken alıcı ise “KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı”.
Enerji Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığına çağrı yapıyor.
“Gel sana ait olan güneş enerji sistemlerini al, yoksa onları açık artırma ile satacağım” diyor.
Güler misin, ağlar mısın?
Bu enerji sistemleri neden geldi, satın mı alındı, neden aranmıyor?
Üstelik bu sistemler Ağustos ve Aralık 2014’de adaya gelmiş.
2 yıldır gümrükte bekliyor.
Ulaştırma Bakanlığının kaynağı mı yok, yoksa başka sıkıntılar mı var, bu sistemler hangi amaçla getirildi veya geldi?
Bu kadar organizasyon eksikliği, birbirinden habersiz kurumlar.
Bu haldeyken, lüks harcamalarla, makam şovlarıyla neyin ispatı yapılmaya çalışılıyor.
Sonsuza kadar yaşatacağımız bunlar mı?
Devletin iki Bakanlığı arasında sorunun çözümü mümkün değil miydi?
Bu haber 449 defa okunmuştur

:

:

:

: