Nasıl bir garantisiz sistem?

yalcincemal@hotmail.com

Evet, yanlış okumadınız.
Nasıl bir garantisiz sistem?
Rum tarafı “ aman çözüme muhtacız “ hareketi karşısında, ne kadar ödün alacağının hesabı içinde.
Bizi, nasıl tehdit etmeyen bir garanti sisteminden, Rum tarafı vaz geçti.
Üzerinde durduğu.
Nasıl garantisiz bir sistem?
1960 ‘daki sistemin uygulanmayacağından emin olan Rum liderliği, Türkiye’nin bu hakkını kullanamayacağını halkına söyleyerek, teminat da vermişti.
“Batı bunun uygulanmasına izin vermez. ABD hiç razı olmaz “diye.
11 yıl bizlere kan kusturdular, kan.
Sistemin, Batılılar tarafından uygulanması, her zaman engellenmişti.
Artık Rumlar, bunun uygulanabilirliğinden emin.
Ta ki, bir Ecevit gelene kadar.
Bu ne zaman oldu.
1974 ‘te.
Bunun uygulanmasının müsebbibi kim?
Yine Rumlar ve Yunanistan.
Bu sistem uygulanmadan, adada Türkleri nasıl mahvedeceklerinin dümenini bularak, bu minvalde on bir yıl, devam ettiler.
1960 anlaşmalarında Cumhurbaşkanı Makarios, Cumhurbaşkan yardımcısı da, Rahmetli Dr. Küçük’tü.
Anlaşmalar imzalandıktan sonra, rahmetli doktor’a adaya geldikten sonra sorarlar.
Bu nasıl iş.
Cumhurbaşkanı, Rumlar.
Dümen, hep Rumlarda.
Dr. o esprili davranışı ile yanıt verir.
Dümen papazda ise, stop ( fren ) de benim ayağımda.
Üstelik de, Savunma Bakanlığı Türk tarafında.
Buna rağmen Papazı ve Grivası, basılan fren durduramadı.
Frenin hidroliği patladı, olanlar oldu.
Daha o yılların kemik kalıntıları bulunmakta, katledilen Türk vatandaşlarımız mezarlarına kavuşmaktadırlar.
Efendim garantiler Rumlara, tehdit oluşturuyor.
O nedenle, bu tehdidi oluşturmayacak bir sistem.
Kıbrıs Türk Halkını, Ruma teslim edin.
İşte sizi kurtaracak sistem.
Kıbrıs sorunu da çözülür, hidrokarbon olayı da.
Yeni öneri olarak ortaya atılan “Kurucu Devletlerin “ garantörlüğü ise Disi’nin geçmişte bir önerisi.
Bizim görüşmecimiz tarafından, ada taksim edilir diye kabul edilmemiş.
Tabii, bu bir iddia.
Bununla ilgili haber, yerel basında çıktı.
Masada dillendirilen formül, şimdi bu.
Türk Kurucu Devletinin garantörü, Türkiye.
Rum Kurucu Devletinin garantörü de, Yunanistan olsun.
Yani Federe Devletlerin.
Pekala.
Federal Devletin, garantörlüğe ihtiyacı yok mu?
Her iki taraftan biri 1963 ‘ te olduğu gibi , Federal Devleti işgal eder ve diğer tarafı kovarsa bunu kim engelleyecek.
Anayasal düzeni, kim sağlayacak?
Federal Devletin, kolluk gücü mü?
Şartlar değiştiğine göre ve de garantilerin bu şartların değişmesine göre gerekliliği kalmadı ise. Değişen şartlara göre, Kurucu Devletlerin egemenliği tanınsın. Rum tarafı için de bir tehdit unsuru olan garanti sisteminden vaz geçilsin.
Bu konuda çok yakın geçmişte, AB Bakanı Sn. Çelik’in, AA bir açıklaması oldu.
Sn. Çelik Rum tarafının süreci iyi okuyamadığını, Türkiye’nin tutumunun açık ve net olduğunu.
“ Türkiye iki toplumlu, iki egemen güce dayalı iki eşit siyasi iradeye dayalı, eşitlik temelinde bir çözümden yanadır ” dedi.
Sn. Çelik üzerine basa basa “iki egemen güce “ vurgu yaptı.
Egemenlik tanınsın, garantilerden vazgeçilsin.
Uluslararasında egemenliği tanınmış bir ülke, istediği ülke ile savunma ve iş birliği anlaşması yapabilir.
İlk anlaşma da, Türkiye ile olur.
Evet, garantilere karşı, egemenlik.
Ne dersiniz?


Bu haber 280 defa okunmuştur

:

:

:

: