On üç yıl sonra

Çağdaş demokrasilerin, vaz geçilmez unsurlarından biri de, hukuk devleti ilkesidir. Daha açıkçası, hukuk kurallarına dayanan, bir yönetim şekli.
yalcincemal@hotmail.com

Bizde bu, temsili demokrasi ile yönetilen bir sistem.
Tabii bu, modern toplumlarda kullanılan bir yönetim.
Pekala, bu yeterli mi ?
Mümkün değil.
Bunun yanına, sosyal devlet kavramı da, ilave edilirse, üçgenin iki ayağı oluşur.
Tam, bir çağdaş hukuk devletinde üçüncü ayak ise, o idarede, bağımsız yargının, kararlarının uygulanması gelir.
Buna halk dilinde, mahkeme kararlarının uygulanması yerine getirilmesi de, denebilir.
Bir ülkenin yönetimi, ne kadar çağdaş ve modern olursa olsun.
Mahkeme kararları uygulanmıyor, uygulatılmıyorsa, o ülkede değil çağdaş demokrasiden, klasik demokrasiden bile bahsetmek mümkün değil.
Tabii, mahkeme kararlarının uygulanmasının geciktirilmesi de, her türlü demokrasiye ters.
Mahkeme kararlarını uygulamamak veya uygulatmamak demek “keyfiliktir.“
Başka ne nedir ? Neyi doğurur ?
Yukarıda da değindiğim gibi, keyfiliğin daniskası olur.
İkincisi ise, bu kötü bir emsal veya örnek olarak, vatandaşın
Hukuk kurallarını dinlemeyerek, ülkede kaos yaratılır. Hukuksuzluğu körükler, sonuçta da, suçların artmasına çanak tutulmuş olur.
Bunları izah ettikten sonra gelelim “Evkafın su meselesine.“
Kamu oyunun, Kıbrıs müzakereleri gibi yakından ilgilendiği bir konuya, değinmek isterim.
Kıyılarımıza, yapılan hukuk dışı, yasa dışı, kural tanımamanın sonucu, dikilen inşaatlara.
2003‘te mahkemelerden çıkan, karar veya kararları siz, on üç yıl sümen altına atarsanız.
İşlemi, yani mahkeme kararlarını da, bu sürenin hitamında uygulamaya koyarsanız. Hukuk devleti ile, alay etmek demek değil de nedir ?
Bu gecikme ve zamanında uygulamama , on üç yıl içinde, başkalarının da hukuk dışı kuralların dışında, inşaat yapmalarını cesaretlendirmez mi ?
Bu soruyu sormakla, abesle iştigal ettiğimi de biliyorum.
Yanıtını, gözlerimizle görüyoruz.
Kıyılar, kaçak yapılarla doldu.
Geciken adalet adalet değildir, tümcesini söyleyen ne güzel demiş.
Çıkan mahkeme kararları, zamanında uygulansa idi, bugün bu sıkıntılar ortaya çıkar mıydı ?
Tabii, Sn. Sadıkoğlu, Belediye Başkanı seçildiğinde, bu olayı kucağında buldu.
Bu olay, diğer kurumlara da, inşallah örnek olur ve hukukun üstünlüğü İlkesi ve prensibi uygulanmış olur.
Sn. Sadıkoğlu’nu bu icraatından dolayı kutlarım.
Gelelim, kamu oyunu meşgul eden ikinci konuya.
Evrupa’dan gelen mangırlara.
Evrupa, yani kapitalistler, kara kaşı kara gözü için öbürüne para vermez.
Muhakkak bir beklenti sonucu, diğerinene ad altında olursa olsun. para yardımında bulunur.
Dikkat ederseniz, bu Annan Planı’ndan sonra başlayan, bir süreç.
Bir çok kişi veya kuruluş, dandik projelerle, Evrupa’dan milyarlarca lira aldı.
Dilenildiği gibi, kullanıldı.
Bu gelen milyonların, nerelerde kullanıldığı konusunda, ciddi bir
araştırma, ülkemizde oldu mu?
Bu paracıkların, kalem kalem nerelere harcandığının, murakabesini hangi makam yaptı ?
Yaptı ise, bunu kamuoyu ile paylaştı mı ?
7. 4 milyon Euro, nerelerde kullanıldı ?
Sn. Serdar Denktaş da, bu soruyu soruyor .
Evrupa, KKTC‘de, kendi dümen suyunda gidecek, işbirlikçiler mi oluşturuyor ?
Bilemem.
Bilen varsa açıklasın, öğrenelim.
Bu haber 190 defa okunmuştur

:

:

:

: