Değişmediler değişmeyecekler

Amacımız, tek bir Türk Askeri kalmayacağı Türkiye’nin de ada ile hiçbir ilgisinin olmayacağı bir anlaşma.
yalcincemal@hotmail.com

Rum tarafının istediği anlaşmanın bir kuralı, bir maddesi.
Siz bakmayın, BM parametreleri doğrultusunda bir çözüm.
Biz bunu, AB müktesebatı ve sözleşmesindeki haklarla kalbura çevirdik.
Ne iki bölgeli, ne de iki toplumlu.
Ya, iki kurucu devlet.
Güldürmeyin.
Eyaletçik.
Bakmayın masanın etrafındaki Türklere.
Masa da bizim.
Ben ne koyarsam, odur.
Ya deregasyonlar.
Ben, böyle bir şey koymadım.
Bildiğiniz gibi, nüfusu da hallettik.
Mülkiyette, öncelik bizim.
İki bölgeliliğin de içine gereken yapılacak.
Daha, ne istersiniz?
Garantiler ne olacak?
Hidrokarbon var ya, bu hidrokarbon.
Eeee.
Onun sayesinde, garantilerin içine de gerekeni yapacağım.
Geriye ne kaldı
Geriye kalan, artık sizin.
Girye Leyson.
Bize ne kaldı?
63 ‘te beceremediğinizi, size sağlayacağım olanaklarla bu defa beceresiniz . Sakın bu defa da, ıskalamayasınız.
Ha, şimdi anladık.
Bu defa, endaksi.
Bunlara 74 ‘ te yapılan uyarıya rağmen, aradan geçen bunca yıl baştan tırnağa hiç birini değiştirmedi.
Domuzun kuyruğu misali.
Biliyorsunuz amma yine nakledeyim.
Domuzların kuyruğu, hep eğri duruyor.
Sahiplerden biri rivayete göre, kendisine ait olan bir domuzun kuyruğunu, 40 yıl mengeneye koymuş. Kırk yıl sonra büyük umutlarla çıkarmış, bakmış ki kuyruk yine eski eğri halini almış.
Güneydeki komşularımız da, aynen bu domuzun kuyruğu gibi.
74 ‘ten günümüze 40 değil, 42 yıl geçti.
Kapılar pencereler açıldı, kucaklaşmalar yemeler içmeler yapıldı.
Fakat 42 yıl geçmesine rağmen, kuyruk aynı kuyruk.
Güneyden kuzeye, kuzeyden güneye geçişler de, bu kuyruğu düzeltmedi aksine daha da eğriltti.
Adamlar 74‘ün rövanşını almak için uğraşıyorlar, kimsenin haberi yok.
Tamamı ile Türkiye’nin, ada ile olan akdi ve hukuki ilişkisini sonlandırmak istemektedirler.
Başka bir Noel’de yarım bıraktıklarını tamamlasınlar diye.
Anastasiadis’in garantilerle ilgili önerisinin veya teklifinin arkasında, batılı emperyalistler de, tüm ağırlıkları ile bu işin üstüne gitmektedirler.
Gaye veya maksat, Türkiye’yi, Doğu Akdeniz ve Orta Doğudan Misak-ı Milli sınırlarına hapsetmek. Antalya körfezine demir attırmak.
Türkiye, bu oyuna gelir mi?
Veya ömrü çok kısa olan, Akdeniz’deki hidrokarbon için.
Buna “ evet ” der mi?
Buna, evet diyecek olanları, Türk Milleti affeder mi?
Hele hele, 15 Temmuz kalkışma olayından sonra batının tavrı karşısında buna evet der mi?
Kaldı ki bugün Türkiye, Suriye’de ABD’nin” kara ordusu” ile savaşırken.
Türkiye’nin bekası etrafında hem karada, hem de denizde kanton bir bölgenin oluşması ile kaim olur.
Bunun biri de, Doğu Akdeniz’deki, Kıbrıs Adasıdır.
Türkiye, Adadaki garantilerden vazgeçmekle kurşunu ayağına değil kalbine sıkar.
Sonra Yalçın Cemal, demedi denmesin.
Bu haber 203 defa okunmuştur

:

:

:

: