Serdar beyin suç duyurusu eksik

KKTC’nin maddi durumu, bütçesi, iç borçları belli.
Yeni doğan her çocuk, binlerce Türk Lirası borçla doğuyor bu ülkede.
Bir başka tarafta da, bankalardaki mevduat artışı var.
Aslında bu işte bir terslik, bir çelişki var.
KKTC bütçesi elbette yetersiz, ya da iyi kullanılmıyor, organize edilemiyor.
Sil baştan bir sistem gerek.
Belediyelere, sivil toplum örgütlerine, esnafa, şahıslara, hatta Bakanlıklara bütçe dışından maddi kaynaklar aktarılıyor.
Türkiye birçok projeye destek veriyor, KKTC bütçesinin dışında, Belediyelere önemli miktarda kaynak, proje bazında veriliyor.
Bakanlıklar, Bakanlar birebir ilişkilerle, kişisel girişimlerle, yine Türkiye’den kendi bütçeleri dışından kaynak sağlıyorlar.
Bu durum kendi devlet yapısı ve maddi kaynakları dışında bir kaynak yaratmaktadır.
Kendi devlet ve hükümetin planlamasını, bütçesel programlamayı ilgili kurum ve birimleri atlayarak, hesapta olmayan parayla, hesapta olmayan harcamalar yapılıyor.
Sivil toplum örgütleri, dernekler, hatta şahıslar bu yolla ciddi maddi kaynak alabiliyor.
Maliye Bakanlığı kurmaylarının haberi dahi olmadan bu kaynaklara izin verilmesi isteniyor.
Yani bir şekilde bütçe dışından bir kaynak bu ülkeye aktarılıyor.
Kontrolü tabi ki devlet, yani hükümet, ilgili Bakanlık yapacak.
Hem de öyle sözde, adam ayırarak, seçme yaparak değil, ciddi anlamda ve ayırım gözetmeden.
Maliye Bakanı Serdar Denktaş AB Koordinasyon Merkezi ile ilgili çok ciddi açıklamalar yaptı;
“Bugüne kadar sivil toplum aktivitelerine destek adı altında dağıtılan miktar 7,434,075.48 (yedi milyon dört yüz otuz dört bin yetmiş beş) Euro’dur. AB’ye sorduğumuz ve cevaplanmasını istediğimiz sorular meşrudur ve KKTC halkının bilmesi gereken cevaplardır. Eğer AB sadece bir sivil toplum örgütüne 300.000 Euro veriyorsa ve eğer AB verdiği paranın çeşitli eylem ve etkinlikleri desteklemek için kullanılmasını şart koşuyorsa ve bu sivil toplum örgütü ‘Reddediyoruz’ siyaseti yapıyorsa, bu paraların ne amaçla kimlere verildiğini bilmek hakkımızdır.
Dağıtılan fonlar ne amaçla kullanılmış, bunların sonuçları ne olmuş, bu fonlar hangi etkinlik ve aktivitelerde kullanılmış, yapılan araştırmaların sonuçları ne olmuş, Kıbrıs Türk halkı bu araştırmalardan ne şekilde yararlanmış, yazılan raporların sonuçları ne olmuştur?”
Tabi başka şeylerde söylendi, daha önceki dönemlerde AB Koordinasyon Ofisinde görev yapmış yöneticiler isim verilmeden suçlandı.
Hatta yolsuzlukla, hem devletten hem de başka yerlerden maaş almakla itam edildi.
Bunları söyleyen bu ülkenin Maliye Bakanı.
Elbette arkası getirilmeli, bu bir suç duyurusudur.
Böyle bir durum varsa, belgelerle kanıtlanabiliyorsa, şuana kadar çoktan hukuki işlemler başlamalıydı.
Bu ülkede devlet bütçesi dışında kullanılan kaynağı yazının girişinde özetlemeye çalıştım.
Her kuruş, vergiden, harçlara, fonlardan, hibelere her kaynak kayıt altında olmalı.
Kimden geldiği önemli değil, hiç fark etmez, ne amaç güdüldüğüdür önemli olan.
Anlayış;
“Türkiye’den geliyorsa tamamdır, AB’den geliyorsa yolsuzluk var” ise yanlış.
AB’den yardım alan derneklerle, Türkiye’den yardım alan derneklerin bana göre farkı yok.
Esas mesele, bu kaynaklar toplumun geneline fayda sağlıyor mu?
Doğru yerde, doğru amaçla ve kontrollü olarak kullanılıyor mu?
En baştan, basından tartıştırmadan önce yasal süreç başlatılmalı ve yargı devreye konmalıydı.
Olay ciddidir, araştırılmalı, sonuçlandırılmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
Yoksa yine siyaset yapılmış olur, gündem değişir, günü gelince de unutulur.
Bu haber 541 defa okunmuştur

:

:

:

: