Kıbrıs sorunu çözülüyor, Meclis hala tatilde

Eylül ayının da sonuna doğru gidiyoruz. Eylül güzeldir, mevsim ne çok sıcak, ne de çok serttir.
Yaz ayları boyunca bir rehavet, bir rahatlık ve hareketlilik anlamında bir kısırlık yaşandı.
Kıbrıs sorunu müzakere süreci bile bu rehaveti çok etkileyemedi.
Oysa yapacak o kadar çok iş var ki.
Eylül ayı ile beraber memleket hareketlenmeye başladı.
En başta;
Kıbrıs sorunu her alanda hazırlanmayı bekliyor.
Siyasi mekanizma, hükümet, parlamento, tarihi günlerden geçtiğimiz bu dönemde ayakta, canlı ve üretken olmalıydı.
Ülkeye yön verenler bir çatı altında yapıcı, tamamlayıcı ve yoğun bir tempo ile ülkeyi, insanı her türlü olasılığa karşı hazırlamalıydı.
Bu ülkede her şey yolunda gidiyormuş gibi davranılmasından son derece rahatsızım.
Aslında yolunda giden hiçbir şey yokken, bu rahatlık, bu sorumsuzluk, bu pembe tablo, her sorunun esas kaynağıdır.
Hele Meclis, neredeyse Kıbrıs sorunu çözülmek üzere, en yoğun süreç yaşanıyor ama tatilde.
Bunu kabul etmek, anlamak mümkün değil.
Kısır tartışmalar, uzak fikirler, temelsiz iddialar, içi boş ve sosyal medya aracılığı ile üretmekten, fikir egzersizi yapmaktan uzak, suçlama, karalama, kişisel hesap görme amaçları.
Savruluyor, bir yerlere pusulasız gidiyor, ne istediğimizi bilmiyoruz.
Yıllardır kazanılan hiçbir şey yok, aynı çıkmaz sokakta, iyi işler yaptığımızı zannediyor, dünyanın bizim etrafımızda döndüğüne kendimizi inandırıyoruz.
Sadece bekliyor, birileri gelecek, her sorunumuzu bizim güzel hatırımız için çözecek gibi yaşıyoruz.
Böyle bir dünya yok.
Elbette bu düşünceleri, sadece Kıbrıs sorunu ile ilgili sürece bağlamıyorum.
Kendimiz için, daha iyi, daha adil, daha düzenli bir yaşam için yapılması gerekenler var ve hep erteleniyor.
Hemen her yıl, her Eylül ayında, her Adli yıl açılışında aynı konularla ilgili söylenenleri, aynı cümlelerle bu köşeye taşıyorum.
Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik;
“Kuvvetler ayrımı ve yargı bağımsızlığının korunması için Mahkeme kararlarının uygulanmasına önem gösterilmelidir.
Bu konu, geçtiğimiz Adli Yıl içerisinde yer alan birçok dava nedeni ile ülkemizin gündemine düşmüştür. Örnek verilecek olursa, Girne Üniversitesi isminin kullanımı, Karpaz’da izinsiz inşaa edilen bazı yapılarda ekonomik faaliyetin durdurulması ve izinsiz yapılan inşaatların yıkılması emri. Girne Karaoğlanoğlu’nda deniz önündeki otel inşaatında izne dahil olmayan ve katlarda inşaat faaliyetlerinin durdurulması emri.
Öncelikle izah etmek isterim ki, bir mahkeme emrine itaatsizlik olduğu takdirde, bu konuda mahkeme resen bir şey yapamamaktadır. Konunun tekrar mahkemenin gündemine getirilmesi gerekir.
Ceza davalarında Fasıl 154, madde 137 altında emrin yerine getirilmediği, iddia makamı, yani Başsavcılık veya mahkemenin bilgisine getirildiği takdirde, işlem yapılabilmektedir.
Mahkeme kararına itaatsizlik Fasıl 154, Ceza Yasası madde 137 altında 2 yıllık hapis cezası öngören bir suçtur.”
Yasa dışılık farklı, yasaların uygulanmaması farklı.
Bizde iki yanlış beraber, yan yana hayat buluyor.
Her zaman olduğu gibi de, iki yanlış bir doğru etmiyor.
Meclis rakamlar veriyor, hükümetler yeni yasalar hayata geçirdik diye icraat açıklamaları yapıyor.
Uygulanmadıktan, denetlemedikten, zamanında müdahale ve yasaya uygunluk sağlanmadıktan sonra ne anlamı var?
Her şey, her gün yeniden başlar.
Bu güzel adaya tutunmak için, çok çalışmamız gerek çok.
Bu haber 543 defa okunmuştur

:

:

:

: