“T” izinleri

“ERCAN” havaalanında kontrolörlük konusu uzun süre tartışıldı.
Kontrolörlük hizmeti, ihaleye çıkılmadan, bir şirketten 11 milyon 250 bin ABD doları karşılığında satın alınma yoluna gidildi.
Mecliste bir komite kuruldu, bir sonuç çıkmadı.
Mercedes makam araçları yine ihalesiz olarak alındı.
Devletin kar ettiği söyleniyor.
Aslında bu konunun bu derece tartışılması bile gereksiz.
Normal şartlarda, kamu da böyle bir ihtiyaç varsa, elbette devlet, hükümet eliyle bu ihtiyacı giderecek.
Sorun makam aracı alımı değil.
Sorun;
Onca sıkıntı varken öncelik miydi?
Vatandaşa tasarruf derken, kamusal hizmetler her yönden dökülürken, hükümetin kıt kaynakları ihtiyaç yerlerine yönlendirmesi gerekmez miydi?
Kamusal binalar dökülüyor, devlet daireleri fiziki açıdan içler acısı durumda.
Çalışanlar, sendikalar, binaların yetersizliğinden eylemler yapıyor.
Mesele, öncelik meselesi.
Tarihimizde, bu tür alış-verişlerde o kadar tartışma, o kadar istismar ve suistimal yaşandı ki vatandaşın bu derece tepki ve güvensizliği normal.
Bunu yaratan yine siyasi elitin kendisidir.
Mesele araç alımı kadar basit değil, yapılan işlerin yasalara ve etik değerlere uygunluğu konuşulmuyor.
Gün gelecek bu konu da kapanacak.
Siyaset mekanizması bu konuyu da iç edecek.
Bugüne kadar birçok konuda olduğu gibi.
Kurumların kötü yönetildiği, işlevsizleştirildiği, batırıldığı ve Meclis komitelerine havale edilip de sonuçsuzlaştırıldığı, kapatıldığı gibi.
Bir usta, bir memleket, yasalar, mahkeme kararları, uygulanmıyor, kimse de sorgulamıyor.
Etik anlayış, siyasi duruş, demokrasiye saygı, seçilmenin amaç değil, sadece araç olduğu bir anlayış yok.
“Kime ne kadar fayda sağlarım ve bundan ne kazanç elde ederim” düşüncesi devlet yönetimini kemirdi, bitirdi.
Adaletsizlik, popülizm, partizanlık ve nepotizm sistem oldu.
Aslında bugün yaşanan endişe, bunlar üzerine kurulan sistemin çökme korkusudur.
Eylül ayının gelişiyle memleketin hareketlendiğini yazmıştım.
Bu hareketlilik en belirgin olarak sokaklarda, mahallelerde, yollarda görülüyor.
Trafik daha zor, daha yorucu, daha stres artırıcı noktaya doğru tavan yaptı.
İşe, okula, gidiş-gelişlerde bu sıkıntı daha fazla hissediliyor.
Uzayıp giden araç kuyrukları, mahalle aralarında, okul önlerinde, ülke şartlarına uygun olmayan koca koca otobüsler.
Yetersiz, yıpranmış, artık şehirlerin yükünü kaldıramayan, yorgun yollar, altyapı eksiklikleri, saygısızlık, duyarsızlık hepsi tam bir keşmekeş yaratmış durumda.
Oysa işin kolayı, bu işi yapabilecek, yıllardır bu sektörde çalışan, hizmet veren, ekmek yiyen, toplu taşımacılık sektörünün geliştirilmesinde.
Otobüs şirketleri, taksiciler, bazı hükümet icraatlarından çok ciddi derecede rahatsız, şikayetçi.
“T” izinlerinin gereksiz, keyfi ve amacı dışında kullanılmak üzere verildiği ile ilgili.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst bir açıklama yapmıştı;
“T izinleri konusunda baskı altındayım. İzin kurulu bu şekilde bir gündem belirleyerek çalışmamalı. Bu dönemde, bunun ortadan kalkması gerekmektedir. Akıl alır gibi değil. Binlerce başvuru var.”
Binlerce başvuru, ne amaçla, hangi düşünceyle, bu konuda, bu kadar ihtiyaç var mı?
“Finans” şirketi sahiplerine, bilinen bazı isimlere “T” izni verildiği söyleniyor.
Alınan izinlerin bir bire kullanılmasına gerek yok.
Kiraya veriliyor ve bir kazanç elde ediliyor, üstelik hiçbir zahmete girilmeden.
Ömrünü bu sektöre adayanlar, çocuklarına bu işi miras bırakanlar, tek mesleği taşımacılık olanlar, haksız bir rekabetle mücadele ediyor.
Sırf siyasetçiler ve sırf kazanç elde etmek isteyenler yüzünden.
Pasta küçük, sektör zorda, hükümetlerin görevi, ya pastayı büyütmek, ya da pastadan pay almayı sektör içindekilere bırakmak.
Yoksa günün sonunda herkes aç kalacak.
Özellikle de geçim kaynağı sadece taşımacılık olanlar.
Bu haber 572 defa okunmuştur

:

:

:

: