Şeker suya mı düştü ?

İki kanun hükmündeki kararname, yargı tarafından, takozlandı. Bunlardan biri, Muhaceret, diğeri de, Seyrüsefer affı.
Yalçın CEMAL
Yalcincemal@hotmail.com

Gerekçe, ekonomik konularda ivedilik.
Seyrüsefer affı, 2014‘te de, çıkarılmıştı.
O affı çıkaranlar bu affa karşı, Yüksek mahkemeye baş vurdu.
“ Ne günlere kaldık, ey Gazi Hünkar. “
UBP – DP azınlık Hükümeti, KHK‘lerle yönetmekle mükellef oldukları, KKTC Devletinin itibarını. Bu icraatları ile, küçük düşürmüyorlar mı ?
Aylarca, bu sorunların tartışıldığı ülkemizde, yargıya takılmayacak yöntemlere baş vurularak, usulüne göre yasalar çıkarılıp, işler yoluna koyulamaz mıydı ?
Hükümete, bu konuda yol gösterecek uzmanlar, yok mu ?
Kendi iktidar dönemlerinde ayni nitelikteki affı çıkaranlar, bu affı “tu-kaka “ görüp yargıya baş vuruyorlar.
Gerek muhaceret, gerekse de seyrüsefer affı ile ilgili, bundan yararlanamayacak olanlar için yeni yasama yılı içerisinde, ivedi olarak, yasa tasarılarının, Meclise gönderilmesinde, hemen hazırlıklara başlanması lazım.
Tasarılar, Meclis açılmadan, Meclis Başkanlığına gönderilmeli ve ilgili komitelerde, ivedilik kararı alınarak, öncelikli olarak, Genel Kurula, gönderilmelidir.
Genel Kurulda da, ivedilik istenerek geride kalan bunca mağdurun sorunları, giderilmelidir.
Seyrüsefer affı ile ilgili olarak, 3500 kişinin yararlandığını, 42 bin kişinin ise, Yüksek Mahkeme’nin kararından sonra yararlanmaları, ancak, Meclisten bir af yasasının geçmesi ile, mümkündür .
Ayni şekilde muhaceret affından yararlanamayanlar için de,
ayni prosedürün uygulanması, kaçınılmazdır.
Kararnamelerin yürütmesinin durdurulması, şekilden olmuştur.
Zaten, bunu, Yüksek Mahkeme kararında açıklamıştır.
Şekilden bozulan karar , usulüne göre tekrar yasa ile vücut bulabilir.
Tabii bu defa da, çıkarılacak af yasaları, Anayasa ve ilgili yasalara, aykırı olmamalı.
Siyasi iktidar, buna dikkat etmelidir.
Ülkeyi yönetmek, ancak Meclisten çıkacak olan, yasalarla mümkündür.
İdare Hukukunda, en iyi idarelerde aranan vasıflardan bir tanesi de, siyasal iktidarların, ülkeyi yönetirken, sıfır KHK‘de
arar.
Hiç, KHK çıkaran siyasal partiler, iktidarları döneminde, Hukuk Devletine bağlı iktidarlar ve siyasi partiler olarak, nitelendirilirler.
Mesela, Türkiye’de bulunduğum yıllarda ve 2003 tarihine kadar, iktidara gelen siyasal partiler veya Hükümetlerde, yok denecek kadar KHK çıkaran Hükümetler, Ecevit Hükümetleri oldu.
Çıkarılan kararnamelerin de, ivedilikleri, çok önemli olan konulardı.
Asıl olan, hiç KHK çıkarmamak.
Fakat, mümkün müdür ki, gelişen değişen ve oluşan şartlarda, bu yönteme, baş vurulmasın ?
Önemli olan, hukukun üstünlüğü ilkesine, zarar verilmesin.
Hukuk Devleti, zedelenmesin.
Hükümet, bu dönem kararnameleri üst üste çıkarmakla, bir nevi de “ Kararnameler Hükümeti “ ünvanını da, almak üzere.
Ana muhalefet, hükümetin her icraatına karşı, olumlu da olsa , olumsuz da olsa , muhalefet yapacaktır.
Hükümetten dışlanmayı, hala daha içine sindirmiş değil.
Bu durumu, rüyalarında görseler, acaba “hayırdır” derler miydi ?
Halk, ekonomik konularda rahatsız.
Hayvan üreticileri, ha keza.
Narenciye, kurumak üzere.
Esnaf, siftah yapmadan, kepenk kapatıyor.
Kısaca, her sektörde, sıkıntılar artıyor.
Halkı sıkıntılardan kurtaracak, refah yolunu açacak , girişimi, şimdiye kadar, Hükümet başlatmadı.
Başlattıysa bile, halka yansımadı.
Her alanda, seferberliklerin başlatılması için, düğmeye basma zamanı, geldi de, geçti bile.
“ Demeçlere, şovlara “ halkın karnı tok.
Koalisyon partilerinin, bu gidişle, ilerideki seçimlerde, şansı, ne olur?
Ülkenin, Ekonomi lokomotifi durumunda olan, Sn. Serdar Denktaş, tüm ülkede, her alanda başlamak üzere veya başlayacak olan, seferberliğin düğmesine, ne zaman basacaksınız ?
Bu haber 161 defa okunmuştur

:

:

:

: