Olmaz olmaz bu iş olamaz

Toprak ve mülkiyeti üçüncü bir ülkede görüşmek için, iki görüşmecinin mutabakata varmasına rağmen görüşmecilerden biri olan Anastasiadis, toprakla ilgili oluşturulacak olan kampı üçüncü ülke yerine dün Astromerit’te kurdu.
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

Dün Güzelyurt sınırına yakın Astromerit’te “Güzelyurt’u istiyoruk” adlı bir miting yapıldı.
Omorfo’yu anma günlerinden biri olan dünkü eylemde, Rum görüşmeci Cumartesi gecesi içkiyi fazla kaçırmış olacak ki attıkça attı. Karşısında gördüğü yabancılardan da cesaret ve güç alarak yine hayal aleminde yaşadığını dünkü konuşmasında yeniden ispat etti.
Anastasiadis efendi öyle görülüyor ki, 2018 yılında yapılacak Başkanlık seçimlerinin kampanyasını Kıbrıs müzakerelerinde ve müzakere masasında başlattı.
Bir taşla, iki kuş.
Olmayacak duaya amin diye diye hem bizi, hem el alemi uyutmayı becerebiliyor.
“Tüm olanakları kullanıncaya kadar işe devam “diyor.
Zaman.
Zaman yok, ucu açık.
Haziran 2016, şimdiki hedefti.
Allah kerim, 2017 ‘ye.
Adam ne kara bıraktı, ne deniz .
Malı havurdu ile götürüyor.
Üç ay sonra tüm Doğu Akdeniz’i parselliyor.
“Aman masadan kaçırmayalım “politikaları ile bakalım daha ne mallar kaçıracak.
Dün Astromerit’te bülbüller gibi şakıdı.
Kıbrıs Rum İdaresine geri verilecek bölgeler arasında Omorfo’nun da olması gerektiğini, Omorfo’nun olmaması halinde, anlaşmanın mümkün olmayacağını. Ayrıca, Türk Askeri varlığının ve Garanti sisteminin anlaşmadan sonra kesinlikle devam etmeyeceğini. Bunların kırmızı çizgileri olduğunu kesin dille şakıyarak belirtti.
Durun daha bitmedi.
Güneydeki Cumhuriyetin diğer eş başkanı Baş Papaz da, aynı tonda şakıdı.
Baş Papaz Hrisostomos.
Cumhurbaşkanımız Akıncı’nın kırmızı çizgisi olan, dönüşümlü Başkanlık konusunda açtı ağzını yumdu gözünü.
Baş Papazın başında bulunduğu Ortodoks Kilisesi de, dönüşümlü Başkanlığın imkansızlığını ve tüm Rum göçmenlerin evlerine dönmesinin Kilisenin bir kırmızı çizgisi olduğunu güzelce şakıdı.
Niye kırmızı çizgileri olduğunu da, şu açıklaması ile yaptı.
“% 18 bir nüfusun hangi ülkede cumhurbaşkanı seçtiği bana söylensin, ben de Mustafa Akıncıya o zaman oy vereceğim. Türkiye’nin amacının Kıbrıs’ı taksim etmek olduğu ancak Kıbrıslı Rumların imzası olmadan, Türkiye’nin bunu başaramayacağını, sahte devletin sahte devlet olarak kalması için direnilmesi, Rum göçmenlerin mülklerine dönene kadar, ne kadar zaman geçerse geçsin, AİHM ‘ kararları ile de olsa dahi, tüm mallarımızı geri alacağız.”
Anastasiadis ve Baş Papazın açıklamalarından, şu ortaya çıkmaktadır ki.
Değerli Şener Levent’in “Yanılmışım “ adlı makalesinde de belirttiği gibi. Güney, hiçbir konuda bizimle bir ortaklık yapmak niyet ve arzusunda değildir.
Ne siyasal ortak, ne de başka bir şey.
Baş Papazın % 18 ‘lik azınlık olarak bize bakan nazarı, tüm Güneydeki Ortodoks Rumların görüş ve mentaliteleridir.
Kilise açıkça Kıbrıs sorununu, zamana oynama politikasını sürdürmeye niyetli ve bunu aleni olarak kamuoyuna açıklamıştır.
Kiliseye göre, ondan önceki Baş Papazları tarafından imzalanan, Doruk anlaşması onları ırgalamaz.
Düşünce ve senaryo, 1974 öncesine dönüş.
Adada bir Kıbrıslı Türk kalmayıncaya kadar da, mücadelelerine devam.
Kıbrıs sorunu ne Rum’un mülkü, ne de toprağıdır.
Kıbrıs sorunu, Kıbrıs Türklerinin yaşam hakkı sorunudur.
Zorla, güzellik olmaz.
Son yüzyılda, BM ‘ler Teşkilatına kaydolan ülkeler, bağımsız ve tek bir ulusa dayanan ülkeler.
Bir tek, Federasyon var mı?
Bu haber 243 defa okunmuştur

:

:

:

: