Müzakere süreci, erken seçimi de belirleyecek

KKTC’de erken seçim olur mu? Kıbrıs sorunu müzakere süreci, bu sorunun da cevabını verecek.
Müzakere süreci, önemli bir aşamada olmasa, doğal olarak bir takvim ve bu takvime bağlı beklentiler oluşmasa, çoktan sandık başına gitmiştik.
Bu aşamada hem iç kamuoyu, hem de Türkiye kanadı, erken seçim ve dolaylı olarak yeni bir siyasi belirsizlik istemiyor.
Yani, 2016 yılı veya 2017 yılının ilk aylarında, Kıbrıs sorunu müzakere süreci istenilen aşamaya gelmezse, KKTC’de erken seçim ancak gündeme gelecek.
Bu kararı tabi ki hükümet kanadı verecek.
Anlayamadığım, hükümet mi azınlık, muhalefet mi?
Her icraatı yargıdan dönen UBP-DP hükümetinin en büyük şansı muhalefetin kendisi.
Her adımı eleştirmek muhalefetlik anlamı taşımaz, önemli olan yanlışların yapılmadan önlenmesi.
Muhalif partilerin, kendi içindeki kavgaları, hırs ve kişiselleşmenin, mantığın ve ortak amaçların önüne geçmesi.
En üzücü olanı;
Bu kavgalar, toplumsal çıkar için değil, bu enerji ve zaman memleket adına değil, kişisel amaçlar için tüketiliyor.
En başta, Meclis işlevini, iradesini, yeteneğini, güvenirliliğini çoktan yitirdi.
Siyaset kurumu, tüm kredilerini tüketti.
Meclise gönderilen 50 kişi her türlü yanlış ve olumsuzluktan sorumlu mu?
Elbette değil, bu insanlar toplumun içinden çıkıyor, toplumu yansıtıyor, toplumun sesi, dili, kulağı, düşüncesi, beklentisi kısaca toplumun aynası, yansıması.
Ortada bir başarısızlık varsa ki vardır, aslında bu toplumsal bir başarısızlıktır.
Başbakan Hüseyin Özgürgün erken seçimle ilgili olarak 2017’nin ilk başlarını işaret etmişti.
Bu olasılıkla beraber bir kabine değişikliği de bekleniyor.
Bakanlık bekleyen isimler var ve seçim öncesi onları da kazanma düşüncesi Başbakanın önceliği.
İçinde olduğumuz şartlara baktığımızda, bir erken seçimde olacakları, sonuçları kestirmek güç değil.
UBP özellikle CTP’nin etkisizliği, kendi içindeki tartışmaları sebebiyle güç kaybettiği noktada, iktidar olmanın avantajlarını da kullanarak daha rahat bir durumda.
UBP aynı tabandan beslendiği, yeni, alternatif iddiası ile yola çıkmış partiler tarafından güç kaybına uğratılabilir.
Tabi ki iktidar da olmak bir adım öne getiriyor.
Bir başka açıdan da iktidar olmak yıpratıyor.
Ama özellikle tepkili olan kesim, sandığa küsmüş seçmen, yeni siyasi partilere yönlenecek.
Halkın Partisi, Sosyal Demokrat Parti, Yeniden Doğuş Partisi, UBP ve DP’nin oylarını etkileyecek, özellikle DP bu ortamdan daha çok etkilenecek.
CTP, kurultay konusunu, en erken zamanda ve en az zararla kapatmak zorunda.
Kıbrıs sorunu ve birçok konuda önemli gelişmeler yaşanırken, CTP ortada yok.
Bir konu ile ilgili bir vekil farklı görüşü savunurken, bir başka vekil tam tersini söylüyor.
CTP kendi içinde bu yaşananları “yönetim zafiyeti” olarak değerlendiriyor.
Tufan Erhürman Genel Başkanlığa yürürken, bunları nasıl önleyecek?
Tufan hocayı zor ve yoğun bir süreç bekliyor, iyi bir kadro, daha iyi bir organizasyon, ne istediğini anlatabilen bir manifesto ve uygulama Tufan hocanın işini kolaylaştıracak.
Toplumcu Demokrasi Partisi, her gün için kendini küçültüyor.
Kişisel çekişmeler, partinin önüne geçti.
Kurumsallaşma, diğer siyasi partilerde olduğu gibi TDP içinde de ikinci planda.
Her zaman söylediğim gibi, bir kez daha altını çizeyim;
Kıbrıs sorunu çözülsün veya çözülmesin, ülkeye yöne veren siyaset yenilenmeli, tüm siyasi partiler güncellenmeli, günün koşulları ve beklentileri yol haritası olmalı.
Kendi vizyonu, kendi politikası, kendi fikri ve uygulaması olmayan, başka yerlerden gelen siyasetleri yürüten hiçbir yapı sürekli olmaz.
Şimdiki görüntü, sadece isimlerin değişip, uygulamaların değişmediği, hem görüntüyü, hem uygulamayı değiştirecek iradeye sahip olan, aynı zamanda kalıcı da olacak.
Bu haber 482 defa okunmuştur

:

:

:

: