Hükümeti başarılı yapan DP mi?

Yaklaşık 6 aydır yeniden iktidardayız.

“Bu 6 ay içerisinde hükümetin icraatları halkı memnun ederken, muhalefeti çıldırttı.Bu sürede bir yandan, önceki hükümet döneminde eksik, aksak ne varsa onlar onarıldı, diğer yandan da 2017 yılının bütçesini hazırlamaktayız.
İktidara geldiğimiz günün bir hafta öncesine kadar maaşlar taksitle ödendi, ek mesailer yatırılmadı, piyasaya olan borçlar, öğretmen ödenekleri, tahsisatlar, çiftçi, narenciyeci ve hayvancıya ödemeler yapılmadı, ancak UBP-DP koalisyonunun güvenoyu almasının hemen ardından tüm bu ödemeler gerçekleştirdi. 6 ayda maaşlar hariç piyasaya 2 milyar 400 milyon para aktardık.
Biz başardıkça muhalefet çıldırdı; hükümetin adımlarını engellemek için icraatlarımız muhalefet tarafından yargıya taşındı.”
Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın sözleri bunlar.
UBP-DP hükümetinin icraatlarının halkı memnun ettiğini söylüyor.
Peki, hangi icraatlar?
Sadece ödemelerin yapıldığından bahsediliyor, fakat kaynak söylenmiyor.
Şimdiki hükümetin, bir önceki hükümetten ne artısı var, üstelik bir önceki hükümeti eleştirirken, sanki UBP o hükümetin de ortağı değilmiş gibi davranıyor.
Yani bugünkü hükümeti başarılı yapan DP mi?
Başarı nedir? Maaşların ödenmesi mi, ek mesailerin, piyasa borçlarının, öğretmen ödeneklerinin, tahsisatların, çiftçi, narenciyeci ve hayvancı ödeneklerinin ödenmesi mi?
Devletin, hükümetin görevi değil mi bunlar?
Ek mesai ödemeyecekseniz, çalıştırmayacaksınız, her okulda öğretmen eksikliği, okullarda malzeme eksikliği, bina eksikliği varken ve bunlar giderilmezken, tahsisat ödenmesi neyi çözer?
Çiftçi, narenciyeci, hayvancı için kesin çözümler üretmeden, var olan sorunları çözmeden, uzun vadeli politikalar oluşturmadan, sadece ödeme yapmak başarı mı?
Hastanelerde doktor yok, okullarda öğretmen yok, memlekette yol yok, dağlar oyuluyor, denizleri sermaye sahipleniyor, özel sektör can çekişiyor, vatandaş ekonomiye, işsizliğe çare arıyor.
Öncelik, emirnameler, muhaceret affı, seyrüsefer affı mıydı?
Bunlar işin kolayına kaçmak, radikal, hamasetten uzak, var olanı harcamadan, yeni imkânları topluma sunmak, başarı bunlardır.
28 Temmuz 2013 seçimleri öncesi Serdar Denktaş ve DP-UG vatandaşa şunları vaat etmişti;
“Vatandaşın hizmet almak için devletin ayağına gitmeyeceği, devletin vatandaşın ayağına gideceği bir sistem oluşturacağız. Bu ülkede hizmetin merkezlerden yerele döndüğü, sağlık hizmetinin hastanın ayağına gittiği, herkesin eşit eğitim aldığı, bir düzen yaratmak için yola çıktık.
Bu ülkede daha iyi bir yönetimi oluşturmalıyız ki Kıbrıs sorununu konuşurken de kendimizin iyi yönetilen bir ülke olduğunu, bir alt yönetim olmadığını, siyaseten tanınmasak da bir devlet olduğumuzu iddia etmeye devam edebilelim ve saygı görelim.
Kendisini vatandaşından koruyan değil, vatandaşının bütününü kucaklayan, vatandaşın arasından benden olan, benden olmayan diye ayrım yapan değil, tümünü sevgi ile kucaklayan, hakkı olanın hakkını alabildiği bir devlet istiyoruz.”
Tüm bunlar elbette hedef olmalı, ulaşmak için adımlar atılmalı.
Demokrat Parti, Temmuz 2013’ten buyana iktidara girdi-çıktı.
Bu amaçlardan hangisi için çaba gösterdi, bu icraatlar için hangi düzenleme yapıldı da muhalefet mahkemeye gitti.
Hiçbiri, bugün konuşulan, tepkiyle karşılanan ve aslında vatandaşın önceliği olmayan icraatlar iddia ediyorum ki, ters tepecek.
Bu haber 552 defa okunmuştur

:

:

:

: