“Su 30-40 kuruşa verilmezse almayacağız”

Türkiye ile elektrik anlaşması imzalandı.
Su geldi, kablo ile elektrik de gelecek, telefonla ilgili radikal karar varmış, doğru, dürüst bir anlaşma ve şeffaf bir süreç olursa, halk kazançlı çıkarsa, kimsenin itirazı olmaz.
Elektrik konusunu şuan için çok konuşan yok, yine yumurta kapıya gelince, ortalık veryansın olacak.
Aynen su konusunda olduğu gibi, sağlam bir altyapı ve temel üzerine oturtulmadan ve tüm sorumluluğu Türkiye’ye bırakarak bir tartışmayı daha toplumun ortasına atacaklar.
Elektrik konusu da su konusuna benzeyecek, siyasi iradesi, ömrü, erki tartışılır bir hükümet, yine sırf kendi için bir imza daha attı, aynen su konusunda olduğu gibi.
Bu anlaşmaların elbette stratejik, bölgesel, ileriye dönük önemi var.
Birçok ülkenin cirit attığı bu coğrafyada, tabi ki Türkiye de olacak, olmalı.
Ama ne olacağını bilmek gerek, su için ilk zamanlar ücretsiz dendi.
Sonrasını, bugünü yaşıyoruz, görüyoruz, tam bir belirsizlik, yani gelmekle, getirmekle bitmiyor.
Su bölgelere ulaştı, evsel kullanım birçok bölgede başladı, fakat tarımsal üretim için bir hazırlık var mı?
Bu ülkenin tarımına, üretimine, üretim maliyetlerinin düşmesine katkısı olacak mı ve ne zaman?
Geçtiğimiz pazartesi akşamı ADA TV’de program konuklarım üreticilerdi.
Hayvancılar Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Ali Alioğlu ve Çiftçiler Birliği Başkanı Hüseyin Çavuş Kelle ile üretimde son durumu ve sıkıntıları konuştuk.
Hayvancılar Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları;
“Su fiyatı 6 TL’ye çıktı. Bakan, gidin Belediyelerle anlaşın diyor. Girdi maliyetlerimiz yüksek, arpaya da zam gelecek, başka girdilere de zam gelecek. Arpa desteği istedik, para yok ancak Nisan ayında ödenebilir dendi. 13 milyon alacağı var küçükbaş hayvancının. Arpa için 65 kuruştan verelim diyorlar. Faiz de ekliyorlar. Olmaz böyle bir anlayış. Bu girdi maliyetleri ile biz rekabet edemiyoruz.”
Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Ali Alioğlu;
“Gerçekten maliyetlerimiz çok yüksek. Su ile üretim yapan, en önemli girdisi su ve elektrik olan bir sektörüz.
Türkiye den gelen su tarım için nasıl olacak? Su az, maliyet haliyle fazla. Biz yılın 365 günü su istiyoruz. Bu suya ihtiyacımız var.
Biz şuan suyu 80 kuruşa alıyoruz ve içinden çıkamıyoruz. Ayda 5000 TL su parası ödeyen üretici var. Gelen su 30 veya 40 kuruş olmalı. Olmazsa biz bu suyu almayacağız. Ya da devlet sübvanseye etsin. İçme suyu gibi bize su vermesinler.”
Çiftçiler Birliği Başkanı Hüseyin Çavuş Kelle;
“Tarım tüm dünyada en önemli, en eski meslek. Her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de sıkıntılar mevcut. Devletin yapması gereken yükümlülükler var. Bunları biz istemeden devletin yapması gerek. Biz her zaman alacaklıyız. Alacaklar gününde ödenmezse hiçbir anlamı yok.
Biz Toprak Ürünleri Kurumu için fon uygulamasını destekledik. Yerli üreticiyi korumak için fon uygulaması olmalı. Kuraklık ciddi etken. Su en erken zamanda ve en uygun maliyette üreticiye verilmeli. Kaliteli ve ucuz ürünün halka sunulması için su ve düşük maliyete üreticinin ihtiyacı var.”
Üretimin devamlılığını ve tercih edilmesini belirleyen elbette kalite ve maliyettir.
En önemli maliyet girdileri, su ve elektrik.
Zaten zor yapılan tarımsal üretim, hem haksız rekabet, hem de maliyetli üretimle baş edemez.
Bunun yansımaları, üretmeye ve direk olarak vatandaşın cebinedir.
Atılan adımlarda sadece siyasi kaygılar değil, memleket ve vatandaşta düşünülmeli.
Bu haber 497 defa okunmuştur

:

:

:

: