Şantiye şehir Girne

Geçtiğimiz hafta Türkiye’den gelen misafirlerimiz vardı.
Prof. Dr. Ahmet Bülend GÖKSEL

Gün boyu üniversitede iş konuştuktan sonra KKTC’ye ilk kez gelen bütün misafirlerimizin talep ettiği şeyi yaptık. Onlara önce şehrimizi daha sonra da gezdirebildiğimiz kadar KKTC’nin diğer görülmeye değer yerlerini zamanımız yettikçe gezdirdik. Küçük turumuz bitip de akşam yemeğine oturduğumuzda klasik bir soru sordum. KKTC’yi beğendiniz mi dedim. Aldığım cevap enteresandı. Ülke çok güzel ama Girne Tam bir şantiye olmuş dedi.
Bu benim de uzun zamandır dikkatimi çeken, hatta bundan da öte şikayetçi olduğum bir husus. Gerçekten hangi sokağa girseniz bir inşaat, hangi köşeden dönseniz bir yeni yapı çıkıyor karşınıza bu günlerde. İnanılmaz bir yapılaşma furyası, önü alınamaz gibi gözüken bir betonlaşma.
Birinci soru şu. Böylesine bir yapılaşmaya, böylesine bir betonlaşmaya layık mıydı güzelim Girne. Bu süreç, ada yaşamına, Girne’nin otantik özelliklerine daha uygun bir biçimde yönetilemez miydi. Bu sorunun cevabı şu. Elbette Girne bu kadar betonlaşmaya layık değil. Elbette bu süreç bütün dünyada, bütün diğer turistik ada ülkelerinde olduğu gibi çok farklı bir biçimde yönetilip yönlendirilebilirdi. Yüksek yapılar manzarayı olduğu gibi kapatacak, denizden gelen güzelim esintiyi kesecek biçimde sahile yakın yerlere değil, daha iç kısımlara yapılabilirdi. Yüksek yapılara izin verilmeden önce başta trafik olmak üzere o binaların ihtiyaç duyacağı altyapı önceden hazırlanabilirdi.
İkinci soru ise izin verilen bu yapıların inşatlarının hangi dönemde yapılacağının ve bu inşaatlardaki çalışma gün ve saatlerinin neden düzenlenmediğidir. Şöyle ki bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de turistik bölgelerde Mayıs ayından itibaren taa eylül sonuna kadar inşaat yasağı vardır. Bu dönemde, turistlerin rahatsız olmaması için çivi dahi çakamazsınız. Bu dönemde, yollarda çimento kamyonları, inşaat malzemesi taşıyan ağır vasıtaları göremez, sağda solda turistleri rahatsız etme potansiyeli olan çirkin görüntülerle karşılaşmazsınız.
Bir turizm ülkesi olduğu iddiasında olan KKTC’de, bu ülkenin en gözde turistik kenti olan Girne’de ise her mevsim, her ay inşaat yapabilirsiniz. Sabahın en civcivli saatlerinde yolunuz çimento döken kamyonlarca kesilebilir. Şehri dolaşırken inşaatlardan gelen her türlü gürültüye maruz kalırsınız.
Gürültü deyince aklıma gelen bir başka şey de şu. Yine dünyanın her yerinde. ve hangi mevsim, hangi dönem olursa olsun cumartesi ve Pazar günleri dinlenme günleridir. Medeni ülkelerde Cumartesi ve Pazar günlerinde hiçbir gürültü yapamaz, bütün haftayı çalışarak geçiren insanların dinlenmesini sekteye uğratacak, onları rahatsız edecek hiçbir şey yapamazsınız. Ne bahçenizde çim biçme makinası çalıştırabilir, ne müzik setinizin sesini yüksek volümde açabilir nede dinlenen bir komşunuzun görsel olarak dahi tatiline zarar verecek bir görüntü sergileyebilirsiniz. Oysa ki, Turizm ülkesi KKTC’de Turizmin en gözde merkezi Girne’de, cumartesi sabahı Matkap yada canavar sesi ile uyanmanız işten bile değildir. Daha sonra gününüz bu seslere eklenen, işçilerin inşaat içinde birbirlerine bağrışmaları ile devam eder, üstelik bu gürültü patırtı geç saatlere kadar devam eder.
Bu şantiye, otelinize, pansiyonunuza, haftalık veya aylık kiraladığınız dairenize komşu bir şantiye olabilir. KKTC’ye dinlenmeye, denizden, kumdan güneşten yararlanmaya, otantik KKTC yaşamını hissetmeye gelirsiniz, kendinizi yüksek binaların arasında, trafik keşmekeşinin ortasında, gürültünün patırtının içinde bulursunuz.

Bu haber 716 defa okunmuştur

:

:

:

: