“Elektrik daha pahalı olsa da kablo ile gelecek”

Biraz geriye gider ve hatırlarsak, Türkiye ile AB ilişkileri bir anda farklı bir boyuta girmişti.


Özellikle “mülteci anlaşması”, Türk vatandaşlarına AB ile ilgili vize serbestisi getirilmesi, günlerce tartışılmıştı.
Elbette bu gelişmelerin Kıbrıs sorununu olumlu etkileyeceğini de düşünerek, bizim açımızdan farklı bir beklenti ortaya çıkmıştı.
Bu gelişmeler yaşanırken, Rusya ile Türkiye arasında ki ilişki de özellikle uçak düşürülmesi olayıyla kriz noktasına gelmişti.
Tabi ki birçok etkenle beraber, Türkiye-AB ilişkileri neredeyse kopma noktasına geldi.
Türkiye, Rusya ile ilişkileri yeniden üst düzey seviyeye çekmek için girişim yaptı.
Bir yerde Türkiye, Rusya’yı, AB ve ABD’ye tercih etti.
15 Temmuz darbe girişimiyle eskisi gibi olamayacak bir ilişki ağı kuruldu.
Bu ağ içinde İsrail, Mısır, Türkiye ve elbette Kıbrıs da var.
Ekonomi var, gaz, enerji, çıkarlar, büyük atılım ve projeler var.
Konuyla ilgili bazı değerlendirmelere bakarsak;
“İsrail, Doğu Akdeniz'deki enerjisini sadece doğalgaz formunda değil, form değiştirerek de Avrupa'ya göndermenin peşinde.
İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan ile imzaladığı anlaşmayla, deniz altından İsrail-Kıbrıs-Girit-Yunanistan arasında deniz altına döşenecek yüksek kapasiteli bir elektrik bağlantısı kurma yolunda.
Aslında İsrail'in doğalgazını batıya aktarmak için en ekonomik güzergâh Türkiye üzerinden geçiyorsa, elektrik hattı için de aynı şey söylenebilir.
Ancak Tel Aviv yönetimi işi şansa bırakmayıp her iki projeyi birden hayata geçirmeyi tercih edebilir.
Tabii Türkiye, Doğu Akdeniz-Türkiye-Avrupa elektrik bağlantısını kurma konusunda da aksiyon almak için harekete geçerse işler değişebilir.
Böylesi bir elektrik hattı, Kıbrıs'ı Türk ve Rum tarafı da dâhil olmak üzere daha yakın mesafedeki Türkiye üzerinden Avrupa'ya daha ekonomik şekilde bağlayabilir.
Bu da Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözümün önünde engel değil, çözüme giden yolda ciddi bir katalizör olabilir.
Unutmamalı, herkesin bildiğinin ötesinde Türkiye bölgesel enerji merkezi olabilmek için sadece boru hatlarına değil, elektrik tellerine de ihtiyaç duyacaktır.”
Türkiye ile KKTC arasında imzalanan kablo ile elektrik anlaşması biraz da bu eksen içinde önem arz ediyor.
Aslında tablonun bütününde sadece kablo ile elektrik gelmesi yok.
Belki de işin esasında, gerçek mesele bu proje içinde Kıbrıs adasının da bulunması.
İsrail kendi gazını Türkiye üzerinden taşımak istemeyebilir, bunun için Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşımayı düşünebilir.
Atılan adımlar, yapılan anlaşmalar da bunu gösterir gibi.
Bu da Kıbrıs’ın kuzeyini, KKTC’yi daha önemli bir etken haline getirecek.
Sonuçta Türkiye-KKTC elektrik anlaşması farklı boyutlarla, başka argümanlarla önem kazanacak.
KKTC hükümeti veya hükümetleri bu resim içinde ciddi anlamda yer alacak vizyonu gösterebilecek mi?
Bu tablo içinde elbette yer alalım, ama biz ne kazanacağız?
Başkalarının kazancını düşünecek kadar, kendi toplumumuzun kazancını da düşünelim.
KKTC adına çerçeve anlaşmasına imza atan Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, ADA TV de yaptığımız programda;
“Türkiye ile Rusya enerji konusunda çok önemli bir ittifak içinde biz bu çerçevenin dışında kalamayız. Türkiye’den kabloyla gelecek elektrikle ilgili tartışmaları şimdi yapılmalıyız. Bu elektrik daha ucuza gelecek. Ama pahalı bile olsa bu elektrik kabloyla gelecek.”
Çözüm olsun veya olmasın kuzey Kıbrıs bu çerçevenin içinde olacak.
Mesele, kimin için, kimler kazanacak, kazananlar olurken Kıbrıslı Türklerin rolü ne olacak?
Pahalı bile olsa, bu elektrik kablo ile gelecekse, motivasyonu sadece çevre kirliliğinden kurtulmak mı?
Bu süreçte daha gerçekçi, daha şeffaf, ayrıntılı ve ileriye dönük öngörülerle sağlıklı tartışma ve ortak üretime ihtiyacımız var.
Katıldığım bir nokta tüm bunların, etkin, siyaset kaygısı olmadan ve katılımcı bir şekilde bugünden tartışılmasının gerekliliği.
Bu haber 544 defa okunmuştur

:

:

:

: