Toprak ve gerçekler

Yine Kıbrıs sorununu konuşuyoruz, yine asırlık bu sorunu yazıyoruz. Hiç ikilemsiz artık bitsin diyoruz, sorunun çözülmesinden öncelikli bir başka nokta var.

Belki de en önemlisi, bir metinle bağlı kalmaktan çok barışmak.
Siyasetçiler, liderler, arabulucular, kurumlar, kuruluşlar, herkes çabalıyor.
Peki, halklar, barışmak, birbirine üstünlük sağlamak yerine, yaşatmayı ön planda tutmak.
Ortak olmak önemlidir ama her ortaklığın iki sebebi var;
Ya taraflar ortak üretir ve ortak kazanır, ya da çok güçlü duygusal bağları vardır.
Ortak nokta Kıbrıs, belki bu duygusal bağa bir örnek olabilir.
Esas mesele ortak üretip, ortak kazançları paylaşabilmek.
Kıbrıs sorunu çözülecekse, illaki bir tarafın fedakârlık yapmasıyla olmayacak.
Görüşmeler, müzakereler, ilerlemeler, yakınlaşmalar, kırmızıçizgiler.
İstenen, olması gereken, radikal adımlar, sıra dışı gelişmelerdir, önemli işbirlikleri, yardımlaşmalar, somut ve sonuç alıcı çalışmalardır.
Tüm bunlar kurulacak federal ortaklığın, bu adayı paylaşmanın, altyapısı, güvenliği, temelleri olacak.
Süreç önemli bir noktaya geldi, ilk kez yurt dışında sadece çözüm amaçlı bir çalışma yapılacak.
Gelinen bu nokta elbette küçümsenemez.
Ama masaya mahkûm bir süreç, ne zaman, nasıl sahiplenilecek?
Önümüzdeki hafta her konu yeniden masada olacak, özellikle toprak konusu, ya tamam, ya devam dedirtecek.
Çok yüzeysel konuşulup, geçiliyor.
Gerçek, aynen, net ve açık olarak şudur;
Kıbrıslı Türkler olarak, ya toprak verecek ve dünya üzerinde tanınan, bilinen, belirsizliğin sona erdiği bir coğrafyanın bireyleri olacağız, ya da hiçbir şey vermemeye direnerek, şikâyet ettiğimiz her şeyi yaşamaya devam edeceğiz.
Bunun başka yolu, alternatifi yok.
Dünya üzerinde tanınmayan bir kimlik, pasaport sahibi olarak, kendi içinde her türlü hukuksuzluğu içselleştirerek ömür tüketmek.
Maalesef toprak vermeden, çözüme ulaşmak mümkün değil, masaya koyacak başka bir şeyimiz yok.
Tabi ki en mümkün olanı, en makul ve can acıtıcı olanını yaratmamak tercih edilendir, bunun merkezi de müzakere masasıdır.
Bunun karşılığını en iyi şekilde almak da hedef olmalı.
Fakat gerçekler ve karşılıkları bellidir ve artık daha görünürdür.
Olumsuzluklar, riskler var, ekonomik, sosyal, kültürel olarak Rum tarafının gerisinde olmak, olası çözüm sonrası çıkmazlarımız.
Ama çok ciddi çalışma ve sıkıntılı süreçleri yaşayarak aşmayı başarmak için bir yerlerden başlamak gerek.
Çözümsüzlük, yine çok önemli riskler, sorunlar yaşatacak.
KKTC’nin toprağı var, ama su, elektrik, telefon, havaalanı özel şirketlerin tekelinde olacak.
Devlete ait bir tek, makamlar ve makam araçları kalacak, bu anlamda yapılan anlaşmalar devam edecek.
Bu kadar basit mi? Tabi ki değil, fakat bizim bakış açımızın gerçeği budur.
Bunların seçimini Kıbrıslı Türkler yapacak.
Ciddi kararların alınacağı, yıllarca verilen var olma kavgasının bir sonuca gideceği, önemli bir aşamaya giriyoruz.
Sonucu görmeye az kaldı, belki de yolun sonuna gelindi.
Bu haber 443 defa okunmuştur

:

:

:

: