Kimdir bu Donalp Trump?

Malumunuz olduğu üzere ABD’de başkanlık seçimleri yapıldı. Donald Trump rakiplerini geride bırakarak ABD’nin yeni Başkanı oldu.
Derviş DOĞAN

Çoğunlukla seçim öncesi üzerinde yapılan anketleri de ters yüz etti.
Peki kimdir bu Donald Trump?
Dünyayı idare edecek küresel gücün lideri.
Peki başka?
İsterseniz önce ona bir bakalım.
Trump 14 Haziran 1946 doğumlu.
70 yaşında.
ABD’li bir iş insanı.
İş hayatında öngörüleri çok işe yaramış.
ABD’nin yeni başkanı Trump, gökdelenleri ucuza kapatma yeteneği ya da becerisi sayesinde on yıl içerisinde dünyanın en büyük emlak şirketlerinden birisinin sahibi olmuş.
Trump 1963 yılında derslerinin kötülüğünden liseden bitirmeden ayrılmak zorunda kalmış. Ardından askeri okulda okumuş,1968 yılında Pennsylvania’daki Wharton Institute’de işletme eğitimi almış. Babasının sahibi olduğu emlak şirketinde getir götür işlerinde çalışmaya başlamış.
Ve tabi almış götürmüş.
Bugüne gelene dek de iş hayatında bir çok başarılara imza atmış.
Şimdi diyeceksiniz ki bunlardan bize ne?
Doğru haklı olabilirsiniz.
Ve/fakat önümüzdeki dört yıl süreyle ABD’yi yönetecek ve dünyayı etkileyecek bir çok karara imza atacak insandır Donald Trump.
Dolayısı ile bizler de bu dünyanın paydaşları olduğumuz sürece malum konu bizleri de yakından ilgilendirir.
Girdiği seçimlerde kendisine en yakın rakip olarak görülen ve hatta bir çok otorite tarafından ve hatta yapılan anketlerde de seçimin favorisi olarak görülen Hillary Clinton’u sürpriz diye nitelendirilen bir şekilde geride bırakarak ipi göğüsleyen oldu Donald Trump..
Seçimlerin hemen ardından da sonuçlar mercek altına alındı. Ve Trump’ın hangi kesimlerden ne kadar oy aldığına dair bir araştırma yapıldı.
Bu araştırmaya göre, % 58 oranında beyaz seçmen Trump’a destek olmuş.
% 8 oranında siyah seçmen Trump’a destek olanlar arasına girmiş.
Ve % 28 oranında Latin Amerika kökenli seçmen de Trump’a destek vermiş.
Böylelikle Trump dünyada da çoğunluğun beklemediği bir şekilde ABD Başkanı oldu.
Tabi ki bunların sebep sonuç ilişkileri vardır mutlaka..
Trump’ın, seçim öncesi takındığı tavır ve söylemlerinden de anlaşılacağı gibi propaganda sürecinde sürekli vurgu yaptığı sadece ırkçılık üzerine yoğunlaşan bir strateji değildi.
Küresel ticaretin işlevselliği ve ABD’nin kazanımları üzerinde de sık sık vurgu yapıyordu.
İş hayatında ki başarıları ve bireysel olarak geldiği nokta ise kendisine bir referans oluyordu.
Seçim sonuçlarına bakınca Wall Street diye tanımlanan ve New York’ta bulunan küresel gücün ABD siyaseti başta olmak üzere dünyada ki enerji politikalarını ve bankacılık sektörünü doğrudan idare eden zümresel etkinin de bu süreçte Trump’ın arkasında olduğu anlaşılıyor.
Velhasıl sonuç olarak bugün, ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump da dahil gelmiş geçmiş tüm ABD Başkanlarının da gölgesinde kaldığı önemli bir tezleri vardır.
Bu tezin temeli de Wall Street’in çıkarları üzerine kurgulanmıştır.
Bu tez ilk olarak açık şekilde 1973-1977 yılları arasında ABD de Dışişleri Bakanlığı yapan Akademisyen Henry Kissinger tarafından dillendirilmişti.
Kissinger’a göre Dünyadaki petrolü idare edeceksin ki milletleri idare edebilesin.
Dünyadaki gıdayı idare edeceksin ki halkları idare edebilesin.
Ve son olarak da Parayı idare edeceksin ki dünyayı idare edebilesin.
Kissinger’in Wall Street kartelinin stratejisi ile ortaya attığı bu söylem 50 eyaletten oluşan ABD’nin bugünkü yapısını en iyi şekilde anlatmaktadır.
Bu perspektifinden hareketle bugüne gelinceye kadar ABD’nin en önemli stratejilerini kurguladığı 3 temel hareket alanı da budur.
Dolayısı ile Donald Trump’ın bugün ABD Başkanlığına seçilmesi seçim öncesi anketlere ve öngörülere rağmen tesadüf değildir.
Bugün dünyayı idare etme iddiasını sürdüren, hangi coğrafyada nasıl bir siyaset güdüleceğine karar veren, hangi coğrafyada seçimleri kimlerin kazanıp kimlerin kaybedeceğine dair etki sahibi olan, hangi coğrafyada savaş çıkarıp çıkarmama gücüne sahip olan bir ABD’de Donald Trump’ın seçim kazanması tesadüf olamaz.
Bu haber 190 defa okunmuştur

:

:

:

: