Son kozlar 5’li konferansa kalır mı?

Malum bugün 20 Kasım 2016 Pazar. Ve umutlar bir kez daha İsviçre'ye taşınıyor. Görüşme yeri yine aynı.
Malum bugün 20 Kasım 2016 Pazar.
Ve umutlar bir kez daha İsviçre'ye taşınıyor.
Görüşme yeri yine aynı.
Mont Pelerin.
Sürecin büyük ölçüde nereye doğru gittiğini belirleyecek olan tarihi bir dönem.
Yine malumunuz olduğu üzere Rum Lider Nikos Anastasiadis'in talebi üzerine görüşmelere bir hafta ara verilmişti.
Peki bu ne anlama geliyordu?
Yani Sayın Anastasiadis neden süreye ihtiyaç duymuştu?
Öyle ya müzakere heyetleri tam kadro Mont Pelerin'deydi.
Süreç işliyordu.
Ortam müsaitti.
Ve karşılıklı yapılan açıklamalarda da pürüzlere rağmen her şey öngörüldüğü gibi gidiyordu.
Nitekim son güne kadar da bu atmosfer muhafaza edildi.
Ancak Türk tarafının masada getirdiği öneriler karşısında Rum tarafı kilitlendi.
Ya da Türk tarafının (artık her ne ise) böyle bir öneri yapabileceğini ummadılar.
Öneri de masaya gelince şaşırdılar.
İki arada bir derede kaldıklarını hissedince de bunu Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da kalan paydaşları ile paylaşmak onların da olurunu almak istediler.
Görülen o ki o desteği alarak bugün tekrar Mont Pelerin'e döndüler.
Zira Sayın Anastasiadis'in paydaşları ile yaptığı görüşmelerden sonra sürece dair negatif bir tepki oluşmadı ne Güney Kıbrıs'ta ne de Yunanistan'da.
Hatta bu süreci baltalamakla adından sürekli söz ettiren dini lider Hristosmos'un dahi iyimser açıklamaları dikkat çekiciydi.
Türk tarafında da benzeri bir yaklaşım vardı.
En azından Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı'nın mecliste temsil edilen parti liderlerine yönelik yaptığı bilgilendirme toplantısından sonra Kuzey Kıbrıs'ta da gelişmelere dair negatif tepki oluşturacak bir etkiyi görmedik.
Dolayısı ile belli ki ikinci Mont Pelerin süreci öncesi adanın her iki yanında da geniş tabanlı bir iyimserlik var.
Bu iyi bir şey mi?
Doğrusunu isterseniz bilemedim.
Ama öyle olduğunu ümit ediyorum.
Zira Mont Pelerin'deki ikinci deneme öncesi adada böyle bir havanın hakim olması az şey değildir.
Sadece bu kadar mı?
Değil.
Uluslararası ilgi de hiç olmadığı kadar yoğun.
ABD bölgede istikrar istiyor.
Enerji kaynaklarının güvenliği için akıl yolu bu.
ABD Başkanı Obama başta olmak üzere diğer ABD'li yetkililer de sürekli çözüme vurgu yapıyor.
Garantörler de çözüme destek belirtiyorlar her fırsatta.
Kısacası bu soruna müdahil olan tüm kesimler çözümden yana.
Peki madem öyle o zaman neden yarım asırdır Kıbrıs sorunu bir türlü çözülemiyor diyeceksiniz.
Doğru soru.
Neden biliyor musunuz?
Çünkü bunca zaman bu soruna müdahil olan ülkeler bu sorunu çözmek istemediler.
Ha Mont Pelerin'de ne olur?
Ne kalır?
Süreç 5'li konferansa taşınır mı?
Hoş Rum tarafının çoklu konferans ısrarı da hala ortada iken.
Sanırım buna bir orta yol bulurlar.
Ve bu konferansla birlikte sonuç odaklı bir sürecin içerisine girilir.
Aksi bir durumda uzlaşı olasılığı gerçekliği olduğu kadar sürecin sekteye uğraması gerçekliğini de gözönüne almak gerekecek
Bu haber 232 defa okunmuştur

:

:

:

: