Birşey yok paylaşacak, acıdan başka

“Girne dağ yolunda feci kaza”.
Ateş böyle düştü içimize, bu haberle sarsıldık, sabahın karanlığın da yangına verildi yüreğimiz.
Kaybettik çocuklarımızı.
Bu çocuklar hepimizin, bu çocukların bu karanlıkta, bu zifiri gecenin köründe ne işi vardı yollarda?
Sabahları saat 7’de evden çıkarım, öyle bir günün başlangıcıydı yine.
Kendi, kendime söylendim, “bu nasıl sabah” bu neyin mantığı.
Kara haberi ilk aldığımda birçok insan gibi kahroldum, kahrettim, evlerinden okullarına gitmek isteyen çocukların, tek tek çantalarının bir yere toplandığını gördüm.
Çocuklarımı düşündüm, ateşin düştüğü evler, ocaklar, aileler gözümün önüne geldi.
Elbette birçok etken var, sorumlu var, tek bir sebebe veya sorumluya tüm günahı bağlamak haksızlık.
Ama bir kişide sorumluluk alsın be arkadaş!
Önlem alsın, denetlesin, ceza versin.
Kelle koltukta yaşıyoruz bu memlekette, her kararın, her adımın bir amacı olur.
Bizde her adım, her karar tamamen popülizm.
Yazık, genç insanlara, çocuklara, eziliyorlar, koskoca kamyonların altında.
Herşeyin birbirine karıştığı, keşmekeş, kaos, düzensiz, kuralsız bir yaşamın esirleriyiz.
Biat ediyoruz, tutukluyuz, prangalıyız, kurtulamıyoruz.
Direnmektir esasında işin özü, bu halk direnmeyi unuttu, herşeyi oluruna bıraktı.
Konuşmak, küfürler sallamak, aklından geçenlerin hepsini bu satırlara dökmek, artık bir anlamı var mı?
Belli ki bundan öncekiler için bir anlamı olmamış.
“Eylül ayının gelişiyle memleketin hareketlendiğini yazmıştım.
Bu hareketlilik en belirgin olarak sokaklarda, mahallelerde, yollarda görülüyor.
Trafik daha zor, daha yorucu, daha stres artırıcı noktaya doğru tavan yaptı.
İşe, okula, gidiş-gelişlerde bu sıkıntı daha fazla hissediliyor.
Uzayıp giden araç kuyrukları, mahalle aralarında, okul önlerinde, ülke şartlarına uygun olmayan koca koca otobüsler.
Yetersiz, yıpranmış, artık şehirlerin yükünü kaldıramayan, yorgun yollar, altyapı eksiklikleri, saygısızlık, duyarsızlık hepsi tam bir keşmekeş yaratmış durumda.”
Bunları yazalı çok olmadı.
En büyük umutsuzluk bu, aynı konuları yıllardır konuşuyor, hep aynı sözler, aynı düşünceler, hep aynı sonlar ve hep aynı çaresizlik.
Hepimiz paylaşıyoruz bu tarifsiz acıyı, yenilerinin yaşanmaması için, hiç olmazsa bir uyarı ve unutmayı engellemek için yazıyoruz, bu karmakarışık duyguları.
Unutmayalım, her yola çıkışımızda, her çocuk gördüğümüzde, her gözü yaşlı anneyle karşılaştığımızda hatırlayalım.
Hatırlayalım ki kendimizi durdurmayı, hek ettiğimiz yaşamı söke söke almayı, bu uğurda beklentilerimizi kovalayalım.
İnsan hayatı bu kadar kolay harcanmasın, küçük bedenler bu kadar acı yitip gitmesin.
Unutturmayalım, her ağızdan çıkan, her kulaktan duyulan, her sorumluluk gerektiren ne varsa ağır olsun.
Acımız büyük, zaten iyi şeyler yaşamayı çoktan unuttuk.
Bugün paylaşacak sadece acımız var.
Bu haber 370 defa okunmuştur

:

:

:

: