Başbakanın öneriden haberi yok

Geçtiğimiz hafta yaşanan kaza olayı tüm ülkeyi etkiledi. Etkilemekle kalmadı, değiştirdi.

Geçtiğimiz hafta yaşanan kaza olayı tüm ülkeyi etkiledi.
Etkilemekle kalmadı, değiştirdi.

Toplumun önemli bir kesimi, hareketlendi, başta çocuk ve gençler olmak üzere ciddi eylemler, tepkisel hareketler yaptı.

Bu ortamı kullanmaya çalışanlar olmadı mı?

Elbette oldu, neden?

Çünkü yapılanlar, yapılmayanlar, söylenenler, yerine getirilmeyenler o kadar çok ki, bu ortamı hazırlayan ve bu fırsatı verenler bizzat siyasiler.

Kaza olayı unutturulmaya çalışıldı, tüm çaba siyasete, eylem yerine gidenlerin fişlenmesine, ayrıştırmaya gösterildi.

Oysa ne gereği vardı, oraya gelen çocuklar bu ülkenin çocukları, dinlenmek, anlatmak, konuşmak ve anlaşılmak istediler sadece.

Siz onları dikkate almazsanız, birileri de çıkar onları yönlendirmeye çalışır.
Kimse farklı bir yerde yaşamıyor, herkes bu ülkede yaşıyor, dikkate almak, dinlemek, bu olgunluğu göstermek, bütünleştirmek, birleştirmek siyasilerin en önemli görevi.

Kaldı ki çok önemli bir süreç yaşıyoruz.

Belki de önümüzdeki birkaç ay içinde Kıbrıs sorunu çok farklı bir konumda karşımıza gelecek.

Bugün için ne siyasi kavgalara, siyasi krizlere, ne de bölünmeye ve sağlıklı tartışma ortamının olmadığı kaoslara ihtiyacımız var.

Son derece lüks, gereksiz ve tehlikeli.

Hükümete, Başbakan Özgürgün’ne önemli sorumluluklar düşüyor.
Yaz saati uygulaması mesela;

Bu ısrar nedendir, bu kadar tartışma, eleştiri ve baskıya karşı direnmek neden?

Sebep veya sebepler neden şeffaf bir şekilde açıklanmıyor?

Türkiye ile saat uyumunun kazandırdığı nedir?

Bankacılık sisteminin çökeceği, Türkiye ile uyum olmazsa, güneyde kredi kartı bile kullanılamayacağını söylüyor bazı üst düzey bürokratlar.

Peki, bu neden toplumla paylaşılmıyor?

Okul ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi için neden bu kadar beklendi, onca tartışmaya izin verildi.

Doğru veya yanlış tartışmıyorum, zaten daha önceki yazılarımda düşüncelerimi seslendirdim.

Üç çocuğumuzu kaybettiğimiz kazadan bu yana neredeyse bir hafta geçti.
Var mı bilimsel bir çalışma, bir rapor, tartışma veya spekülasyon istemiyoruz.
Bir çalışma yapıldı mı, sorumlular kim, bundan sonra neler yapılacak?
Yok, bir anda bölme, bir pankartla olayı başka yönlere çekme, gerçek konuyu unutmaya gidildi.

Bunlar yaşanırken ve toplumsal tepki büyürken Maliye Bakanı Serdar Denktaş bir anda gündemi değiştirdi;

“Kamuya ödediğimiz rakam alt yapı yapmamıza fırsat tanımıyor. Gelin hep birlikte elimizi taşın altına koyalım. Bu yıl artış yapmayalım, Mercedes’leri de almayalım. 1 yıllığına 3 bin TL’nin üstünde maaşı olanlardan yüzde 3’de kesinti yapalım. Bu rakamlarla tüm yollarımızı onaralım.”

Maliye Bakanı böyle bir öneri yaptı, yani yol istiyorsanız fedakarlık yapacaksınız, devlet bütçesi sadece memur ödüyor.

Bu bir mesajdı aslında.

Dövizin tavan yaptığı, ekonominin dibe vurduğu, akaryakıtın, elektriğin, tüp gazın, artış gösterdiği bu kış şartlarında arttığı bir dönemde.

Bu önerilerden, ne Başbakanın, ne hükümetin, ne de Bakanlar kurulunun bilgisi var. Maliye Bakanlığı bürokratları bile bu önerileri benimsemedi.

Peki, neden Maliye Bakanı Denktaş böyle yapıyor, neden Başbakan Özgürgün sessiz, neden açıklama yapın önerilerine “biraz daha” diyor.

Bizler farklı gündemlere odaklanmışken, çok önemli bir gelişme daha yaşandı.
Kıbrıs sorunu, önümüzdeki ay belki de finale gidecek, 5’li konferans demek, son nokta demek.

Kıbrıs Türkü kendi kendini paralarken, yaralarken, kırıp-dökerken, esas konusundan uzaklaşıyor.

Hükümet icraatları ile meşgulken, bir anda kendimizi referandumda, sandık başında bulabiliriz.

Olmasını elbette istiyorum, ama gerçekten öğrenerek, tatmin olarak, tartışarak, içime sinerek, bu ortam bitsin de ne olursa olsun mantığıyla değil.
Ya bu şekilde çözüme, ya da çözümsüzlüğün devamına götürülmek isteniyoruz.
Komplo teorisi mi kuruyorum?

Belki de, fakat söyleyene değil, söyletene bakmak gerek.
Müzakere masasının yeniden düzenlenmesi, uluslar arası baskı, Türkiye- Rusya-
Enerji ilişkisi.

Veya güneyden “Hayır” çıkma ihtimalinin tahmin edilmesi.

Bunları, son günlerde yaşananlarla birleştirdiğim zaman geldiğim nokta bu.
Yanlış düşünüyor olabilirim, anlamadığım;

Çözüme kesinlikle karşıyım diyen bir anlayışın, bu zamanda, bu kadar bariz hata yapmasının sebebi nedir?

Bu haber 237 defa okunmuştur

:

:

:

: