Güvercini rahat bırakın

Aslında bu yazı gecikmiş bir yazı.


Daha önce yazılmış fakat gündeme gelen başka konular sebebiyle ertelenmiş bir yazı.
Hepimizin bir yerden bulaştığı, hemen herkesin içinde olduğu siyaset sarmalı amacından sapmış durumda.
Her konu, her olumsuzluk, her adım siyasi düşüncelerle belirleniyor, şekilleniyor, yön veriliyor.
“Siyasal partileri bir organizasyona benzetmek mümkündür. Bu organizasyonun üyeleri vardır. Bu insanları biraraya getiren ortak amaçlar söz konusudur. Bu amaçlara ulaşmak için seçimlere girmek gibi meşru araçlar kullanılır. Meşru araçları kullanarak iktidara gelmeyi amaçlayan siyasal partiler, ülke yönetiminde etkili olmak isterler.
Siyasal partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Kamuoyunun siyasal sistemle bağlantısını kurmada önemli bir rol oynayan siyasal partiler, bu önemli işlevlerinden dolayı da siyasal sistemin işleyişindeki problemlerden, ekonomik ve sosyal sorunlara kadar pekçok konuda sorumlu tutulmaktadır. Toplumu sıkıntıya sokan tüm sorunların çözümü siyasal partilerden beklenmekte, onlara çok büyük sorumluluk yüklenmektedir.”
Siyaset, siyasi partiler, siyasetçiler, bu amaç etrafında toplanır, kitleleri bu amaçla yanlarına alırlar.
Siyasi parti yöneticileri, hem temsil ettikleri siyasetin, ülke insanının, hem de ona inananların sorumluluğunu her şartta taşırlar.
Biz de amaçlar aşılalı çok oldu.
Bugün siyasi parti içlerinde yaşanan sıkıntıların temelinde kişisellik var.
Hiçbir sorun toplumsal kaygılarla ilgili değil.
Siyasette verilen mücadele kişiselliğe döndü, üretim anlamında dibe vurdu.
Başka ülkelerde siyaset, siyasi partiler, ülkeye, halka yön verirken, halkın önünde iken bizde tam tersi.
Bizde siyaset ve siyasi partiler halkın gerisinde, halkın gündemini yakalayamıyorlar.
Halkın nabzını tutarak, isteğini, beklentisini, ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.
Her adımları, her düşünceleri kişisel ve bir sonra ki seçimler.
Otorite, ağırlık olmazsa, başıboşluk ülkeye hakim olur, birileri gelir boşlukları kendi çıkarları doğrultusunda doldurur.
Sizde seyredersiniz, baskı uygulayarak, bölerek, kamplaştırarak hakim olmaya çalışırsınız.
Bu yöntem bu halkı tanımamaktır, çünkü örnekleri geçmişte çok yaşandı ve sonuçları da ortada.
Yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı?
Anlatmaya çalıştığım onca düşünceden sonra, esas olarak yeni bir anlayışa ihtiyaç vardır diyebilirim.
Mesele, ne fark olacak, ne değişecek ve neyi değiştirecek?
Bir fark olmayacaksa, bu tür girişimler yine kişiselliğe hizmet etmekten öte gitmez.
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) bir süredir sorunlar, sıkıntılar yaşıyor.
Kamuoyuna yansıyanlar var, yansımayanlar var.
Bir gurup üye ve Genel Başkanlık yapmış Mehmet Çakıcı partiden ayrıldı.
Yeniden Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) kuruldu.
Peki, amaç nedir, siyasete yeni bir soluk, alternatif yaratma, beklentilere yönelik politikaları hazırlama, sunma, kabul ettirme mi, yoksa sadece TDP’ye rakip olma mı?
Bu son derece önemli bir ayrıntıdır.
Önümüzdeki günlerde bu konu yeniden tartışılacak.
Bir de güvercin meselesi var.
Barış ve huzurun evrensel simgesi.
Kimseye kalmamış, kimseye mal edilmemiş bir sembol.
Bu sembol ve anlayışa göre hareket etmek varken, bunu sadece simgesel olarak kullanmak ruhuna aykırı.
Barışı, huzuru kendi içinde ve farklılıklar da ortaya koymadan, sembolleştirmek mantıksız ve gereksiz.
Güvercini bunca kavganın sembolü yapmayın.
Bu haber 284 defa okunmuştur

:

:

:

: