Beşli mi? Çoklu mu? Kırıp dökmekle hak arama

Dağ yolunda meydana gelen ve üç kişinin ölümüne neden olan, feci trafik kazasından sonra yapılan eylemlerin hareketleri belirlenirken.
Dağ yolunda meydana gelen ve üç kişinin ölümüne neden olan, feci trafik kazasından sonra yapılan eylemlerin hareketleri belirlenirken. Ortaya çıkan manzaralar, göze hiç de iyi gelen manzaralar olmasa gerek.
Lise öğrencilerini de eylemlere katarak, potansiyel artırma yöntemi maalesef duvara tosladı.
Siyasal iktidarı protesto etmek, üyelerin, özlük haklarını korumak veya iyileştirmek başka.
Bunu yaparken, Devlet malına zarar vermek daha başka.
Görev yapmaya çalışan ve içimizden biri olan, polis memurumuza.
Bordür taşı atarak elmacık ve çene kemiklerini kırmak bambaşka.
Bilerek ve isteyerek devlet malına zarar vermek, kırıp dökmek, görevli polis personelini yaralamak, hangi eylem türünün, fiillerindendir?
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ve demokrasisi, zannedersem ülkemizdeki kadar hak ve özgürlüklerin olduğu ülkeler, parmakla sayılacak kadardır.
Basın, alabildiğine özgür.
TV larda, kameranın karşısına geçip eleştirmek , tenkit etmek özgürlüğünün dozajı, başka hangi ülkelerde var.
Parmak sayısı kadar az.
Bu kadar hak ve özgürlüğün olduğu ülkemizde adam yaralamak, devlet malına zarar vermek, anlamını çıkarıyorsa bazı çevre ve kişiler. Bilmelidirler ki, bu davranışları ile mevcut hak ve özgürlüklerin kullanılmasına zarar vermektedirler.
Ayrıca, haklı olduklarını sandıkları eylemlerin nedenlerini de kamu oyu nezdinde, haksız duruma getirdiklerinin farkında olmamalarıdır.
Hak arama ve protesto eylemleri yapılırken bunların haksız fiillere dönüştürülmesinin, önüne geçilmesinin sorumluları. Bu eylemleri düzenleyenlerin olduğu da, unutulmamalıdır.
Kamuoyunun gözünden bu tür eylemler, ne yazık ki kaçmıyor.
Toplantı ve gösteri yürüyüşünün dayandığı özgürlükler, başkalarının özgürlük sınırları içerisine girmemesi gerek.
Girilirse şayet, bu bir haksız fiil olur ve suç teşkil eder.
Niye, bu tip eylemlere girilsin?
Niye bu körpe çocuklarımız, bu işlere alet edilsin?
Yazık, günah değil mi?
Yaralanan insanlarımızın, suçu günahı ne?
Çenesine yedi dikiş atılan polis memurumuzun cezası ne ola ki, bu muameleye tabii tutuldu.
Bir de bu eylemler, bazı kişiler tarafından Türkiye karşıtlığına çevrilmek istendi.
Devletin mallarından ne istediniz?
Maalesef, yapılan eylem ve eylemlerin gerekçeleri ve nedenleri makas değiştirdi.
Haklı görünmekten, haksız görünmeye başlandı.
Halk, ne olup bittiğini görmekte.
Muhakemesini, ona göre yapmaktadır.
Gelelim, bir diğer konuya.
Beşi, bir yerde ye.
Sakın bunu gerdanlara takılan ziynet eşyası, beşi bir yerde zannetmeyin.
Onunla, ilgisi alakası yok.
Alaka, 13 Ocakta yapılacak olan Kıbrıs konferansından bahsediyorum.
Sn. Akıncı, bunun 5 ‘li konferans olacağını, Brüksel’e gidişinden önce söylemişti.
AB ‘ nin ise gözlemci olarak katılabileceğini, gerekli görülürse ki bu iki liderin ortak davranışı ile belirlenecek. İlgililer de çağrılabilecekti.
Fakat Güneyden, bu mutabakata ters sesler gelmekte.
Eide ‘nin Güneyde yaptığı ropörtajda söylediklerine baktığımızda ise, bambaşka bir tablo ile karşı karşıya kalmaktayız.
Eide efendi.
1960 Anlaşmasında resmi değişikliklerin yapılması durumunda, Kıbrıs Cumhuriyetinin de ayrı katılmasının gerekliliğinden dem vurdu.
Güney ise AB ‘nin, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin de katılması için yoğun çaba içerisinde.
Anlayacağınız 5 ‘ li konferans, 5 ‘likten çıkıyor.
Ya nereye dönüyor?
Bu soru çok güzel.
Aşureye dönüşüyor, aşureye.
Kazana girmeyen, kalmayacak …
Bu haber 208 defa okunmuştur

:

:

:

: