BM Güvenlik Konseyi kartı süreci çıkmaza götürür

Rumlar iktidarı muhalefeti ile Cenevre’de öngörülen 5’li konferansa ısrarla BM Güvenlik Konseyini de dahil etmek istiyorlar.



Önce AKEL bunu ortaya attı, sonra DİSİ seslendirmeye başladı şimdi Anastasiadis yüksek sesle dillendiriyor.
Oysa BM Güvenlik Konseyinin çoklu zirve adı altında sürece dahil edilmesi demek, Kıbrıs sorununun daha büyük açmazlarla karşı karşıya kalması demektir.
Rum yönetimi bunu bilmiyor mu?
Tabi ki biliyor.
Sürece BM Güvenlik Konseyi’nin herhangi olumlu bir katkı sağlamasını beklediklerini zannetmiyorum.
Zira BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin tarihte böyle bir karnesi yoktur.
Bulundukları ve/ veyahut bir şekilde gittikleri hiç bir coğrafyaya barış getirmemişlerdir.
İsterseniz tek tek sıralayalım.
ABD’nin tarihinde böyle bir başarısı var mı?
Yok.
ABD sermayesinin çıkarları olduğu her coğrafyaya bir şekilde tepeden indiler barış adına.
İç savaşları organize ettiler, rejimleri bozdular vs.
El attıkları her toprak parçasında savaşlar oldu insanlar öldü ve hala ölmeye devam ediyor.
Birleşik Krallık derseniz ha keza.
Sömürge siyasetinin en büyük örneklerinden.
Fransa’nın böyle bir başarısı var mı?
Hayır.
Ya Rusya ve Çin’in?
O da yok.
O zaman Cenevre’ye sayılı günler kala Rumların bunu ortaya atmalarının nedeni nedir?
Tabi ki Kuzey Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin “Garantörlük” mevzusunda ki ısrarı.
Bu karta karşılık Rum tarafı BM Güvenlik Konseyini de sürece müdahil edip sorunu sulandıracak.
Özellikle Rusya, Fransa ve Çin’i Türkiye ile karşı karşıya getirecek.
Daha farklı bir mecraya sürükleyecek Kıbrıs sorununu.
Oysa hepimiz biliyoruz ki yarım asırdır devam eden Kıbrıs sorunu sadece adada yaşayan halkların iradesi ve insiyatifi ile çözülecek bir sorun değildir.
Ve bu sarmal hali hazırda soruna müdahil olan tarafların dışında daha çok tarafın konuya dahil olması ile sarmal genişleyecek ve daha farklı sorunlar da sürece eklenecek.
Nitekim önümüzde duran en son örnek, en güncel örnek Suriye.
BM Güvenlik Konseyi de bu sürecin içinde.
Ve Suriye’de savaş bitmiyor, çocuklar ölmeye devam ediyor, masum insanlar ölmeye devam ediyor.
Oysa Kıbrıs’ta sorun belli.
Soruna bire bir müdahil olan taraflar da belli.
Bu tarafların üç aşağı beş yukarı sorun hakkında ki düşünceleri tavırları da biliniyor.
Ocak 2017 itibarı ile de sorunun içinde olan halkların temsilcileri ve uluslararası anlaşma ile belirlenen “Garantörlerin” katılımı ile yapılacak müzakereler de yarım asırdır devam eden bu sorunun ya bir çözüme kavuşturulacağı, ya da Kıbrıs’taki sınır hattının daha belirgin bir hale getirileceği gün gibi ortadadır.
Bunlardan daha farklı bir sonuç çıkmayacağına göre, Rum tarafının süreç içerisinde yeni bir süreç başlatma gayretini açıkçası çok samimi bulmuyorum.
Hal böyle olunca da Cenevre’ye dair bütün iyimserliğimi kaybediyorum.
Bu haber 198 defa okunmuştur

:

:

:

: