Cesaretsiz “önlem” sadece günü kurtarır

Hayat kaldığı yerden devam ediyor.

Konuşmalar, tartışmalar, eleştiriler, öfke, acı, sönen ocaklar, hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak aileler.
29 Kasım 2016 sabahı, içimize, yüreğimize, vicdanımıza, hafızalarımıza, kara bir gün olarak yazıldı.
Girne-Dağyolu’nda yaşanan kaza, yitip giden üç can ve eskisi gibi olmayacak yarım kalan, yaşam mücadelesi veren insanlarımız.
Günler, haftalar geçti, elde hala sıfır var.
Ne saat, ne yol, ne eğitim, ne denetim, ne ceza tek başına sorunun kendisi değil.
Hafife alınıyor, bitti, gitti, unutuldu zannediliyor.
Trafik kazası tabi ki olacak, ama olmaması, sıfıra indirilmesi için ne gerekirse yapılacak.
Hedef konacak, sıfır can kaybı da tek hedef olacak.
Bu iş ciddiye alınmalı, bir an önce radikal kararlar hayata geçirilmeli, yoksa bu acıların yolu her daim açık.
Girne- Dağyolu’nda yaşanan kazadan sonra olanlar henüz hafızalarda.
Eylemler, grevler, gösteriler günlerce sürdü, herkes sorumlu aradı, birilerinin ilgisini, olayın ciddiye alınmasını bekledi.
Daha önce yaşananlarla ilgili detaylıca konuştuk, yazdık.
Günlük kararlar, uygulamalar, çare değil, günü kurtarma, olayı soğutma ve bir sonrakini bekleme için zaman kazanmadır sadece.
Böyle bir başıboşluk, otoritesizlik, ciddiyetsizlik, ilgisizlik elbette bundan nemalanmak isteyenlere fırsat verir.
Sonra bunları toparlayamazsınız ve bunun yarattığı enkazın altında kalırsınız.
Günlerdir hükümet kanadı sessizdi, gündem değiştirildi, olay başka merkezlere çekildi.
Geçtiğimiz gün “Trafiğe 10 önlem” başlığıyla bir çalışma gündeme getirildi.
“Kamyon, tır ve otobüslerin, ağır vasıta olarak tabir edilen bütün araçlara takometre takılacak.
Ağır yüklü kamyonlar için belirlenmiş noktalara tonaj ölçüm cihazları yerleştirilecek. (Bu cihazlar elektronik bir sistemle anında araçların üzerindeki yükü belirleyecek)
Karayolları Dairesi’ne bağlı muayene birimlerinin istenilen teknik cihaz ve makinelere haiz olabilmesi için personele teknik eğitim programları konulacak.

Trafik Dairesi bünyesinde, sürüş eğitimi izni ve sürüş eğitmenleri sağlık tüzüğü, şoför okulları ve eğitmenleriyle ilgili esas ve kıstasları tüzüğü, motorlu araçlar ve yol trafik tüzüğü değişiklikleri ve ehliyet, sınav ve sürüş ehliyet müfettişleriyle ilgili usul ve kurallar tüzüğü olmak üzere, bu 4 tüzüğün hayata geçirilmesi için bugünden çalışmalar başlatılacak.
7 radar alımı için siparişlerin verilmesi.
Karayolları ve Trafik Dairesi’nin cezai uygulama yetkisine haiz olması önerisi Bakanlar Kurulu’na ve meclise götürülecek.
KKTC sınırlarından giren ve özellikle araba kiralayacak olan kişilerin ülke trafiği hakkında bilgilenmesini sağlayacak el broşürü bastırılıp, sınır kapılarında dağıtılması.”
Önlemler özetle böyle, sorunu çözer mi, kısa sürede getirisi olur mu?
Ciddiyetle uygulamalar başlarsa ne ala ve hiç biri tek başına yeterli olmaz, çare değil.
Artık trafikte bardak taştı, bir damla bir kaldırmaz.
Radikal, sert, caydırıcı, örnek olacak, teşvik edecek kararlar şart.
Bu ülkede siyasi otoritenin denetleme, ceza verme ve uygulama zafiyeti var.
Birçok olumsuzluğun sebebi bu zayıflık.
Her şey yasa, kanun, tüzük değil, keşke olsa, mesele bunların uygulanmaması, kullanılmaması.
Kişiye göre, zümreye göre farklı işlemlerin yapılması.
Bu kadar kolay ehliyet verilmemeli, çoluk çocuğa bu kadar kolay araç alınmamalı, bu kadar küçük bir ülkede toplu taşımacılık bu kadar zayıf olmamalı.
Bu ülke kuralsız, denetimsiz ve toleranslı, herkes yükümlülüğünü bilecek, araçlarla ilgili aflara artık son verilecek.
Alkollü, süratli araç kullananlar, cinayete teşebbüsten yargılanacak.
Eksik evrakla yola çıkanın ehliyeti ve aracı alınacak.
Araya tanıdık, ahbap koyanlara fırsat verilmeyecek.
İlgili bakanlık göstermelik değil, ciddi ve teknik işler yapacak kadrolarla donatılacak.
Trafikle, yollarla, altyapılarla ilgili mühendisler, bilirkişiler, bilimsel çalışmalarla bu ülkeye katkı koyacak.
Ahbap- çavuş ilişkileri ile ihaleye çıkılmayacak, yapılan yollar, köprüler denetlenecek, sırf yapılsın diye yapılmayacak.
İş çok, irade ve otorite, yaşanan acılar üzerinden ders alma varsa, bundan sonrasını kurtarabiliriz.
Yoksa acıların yaşanmasına, milli servet olan insan kaynağının yitirilmesine, bir başka yerde, bir başka zamanda devam edilecek.
En başta da söylediğim gibi hedef sıfır kayıp olmalı, başka yolu yok.
Bu haber 364 defa okunmuştur

:

:

:

: