Ecevit’in haklılığı Talat’ın idraki

Geçen günlerde Ada TV ekranlarında, Erçin Şahmaran’ın programına çıkan Sn. Talat’ın, çok ciddi bir konu olan 5 li konferans, Güneyin tabiri ile çoklu konferansla ilgili söyledikleri. Beni ta 1989‘lu yıllara götürdü.
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

Daha önce de, bu sütundan yazdım.
Denktaş ile Vasiliu’nun görüştüğü müzakere ettiği yıllardı.
BM Güvenlik Konseyinin doğrudan Kıbrıs sorununa etkinliğini artırması yönündeki isteklere, şiddetle karşı çıkarak şunları söylüyordu:
“Kıbrıs’ı, Kıbrıs’ta hiç ilgisi olmaması gereken bazı devletler arasında bir çıkar çatışması alanına dönüştürebilir ve Lübnan’da benzer bir soruna neden olabilir .“
Bu cümleyi ve sakıncaları, 1989 ‘ da rahmetli Ecevit söylemiş ve hem KKTC hem de TC yetkililerini uyarmıştı.
Aradan geçen bunca zaman olmasına rağmen karşı tarafın bu konudaki senaryosu bitmemiş aksine, sahneye konulmak için de büyük çabalar harcanmıştır.
Gerek Güneyde ve gerekse de Yunanistan’da koro yüksek sesle bunu terennüm etmekte. AB ‘de, taraf bulma girişimleri ise lehlerine bir şekilde gelişmektedir.
Bunun kesinleşmesi için de, yoğun kulis faaliyetleri yapılmakta.
BM ‘nin beş daimi üyesini, müzakere masasına çekmeye çalışmaktadırlar.
Yunanistan’da bu rol Yunan Cumhurbaşkanına verilmiş, adam da rolünü gayet iyi oynamaktadır.
Son Fransa ziyaretinde, Yunanistan Cumhurbaşkanının yapmış olduğu Kıbrıs açıklamasında. Kıbrıs sorununun ulusal bir sorunları olmadığını, sorunun bir uluslararası ve AB ‘ nin bir sorunu olduğu iddiasında bulundu.
Yunanistan’ın ve Güneyin yeni Kıbrıs politikalarının hedeflediği, AB ‘ni ve BM daimi üye ülkelerini bu sorunun içine çekmek. Sorunu, bir o kadar daha uzatmak ve içinden çıkılmaz bir durum yaratmak.
Onlar için sorunun uzaması demek dünya tarafından, Kıbrıs’ın sahibi olarak tanınmasının devamını sağlamak. Kıbrıs Türk Halkının da izolasyonlarla, boğazını daha da sıkmak, nefes borusunu, havasız bırakarak, sonunu getirmek.
Sn. Talat, Güneyin beş daimi BM üyesini sürece katmak için yaptıkları manevraları sezmiş. Olacak olanları idrak ederek buna kesinkes karşı çıkmıştır.
Sn. Talat endişelerini şu şekilde dile getirmiştir:
“ Bu beş daimi ülkenin bir konuda anlaştığı ne zaman görüldü ? Bunu söyleyenler, bizi Suriye’ye çevirirler.”
Sn. Talat, aynı gerekçelerle BM Güvenlik Konseyinin garantörlüğe soyundurulmasına da, şiddetle karşı çıkmıştır.
1989 ‘ da buna karşı çıkan Ecevit, Kıbrıs’ın Lübnan’a dönüştürülmesinden endişe duydu.
Günümüzde de Sn. Talat, Suriye ‘ye dönüştürülmesinden kaygı duyduğunu açıkladı.
Hele hele GK ‘nin garantiliğe önerilmesine, şiddetle karşı çıkmıştır.
Her iki siyasetçinin de endişeleri, aynı merkezde.
Nüans farklılığı var.
Biri Lübnan dedi.
Tabii 1989 ‘ da Suriye ile ilgili bir olasılık yoktu.
Her ikisi de Güvenlik Konseyi üye devletlerinin, barışa katkılarının mümkün olmadığını.
Aralarında bir çıkar çatışması olduğunda hem fikirler.
Tabii bu konuda en son endişeyi, BMGK Üyeleri için paylaşan Sn. Talat oldu.
Bu konuda BM’ de, bu yıl açılışta yaptığı konuşma ile de Sn. Erdoğan dile getirmişti.
Sn. Erdoğan, bu beşi bir yerde için şunları söylemişti:
“Dünya, beşten büyüktür. 5 ülkenin iki dudağı arasında, dünyayı mahkum edemezsiniz. Ama şu anda mahkum ediliyor. Bu yapısı ile Güvenlik Konseyi, Dünyaya adalet getiremez.”
Sn. Talat, GK ‘ne verilmek istenen garantörlük görevi için, Ada Suriye’ye döner dedi.
Ben buna katılmıyorum. Sn. Talat beni bağışlasın.
Kıbrıs Türk Halkı, olsa olsa Girit Türklerinin uğradıkları akıbetlere uğrarlar.
Sonuç, hüsran olur.
Bu haber 200 defa okunmuştur

:

:

:

: