Kanlı Noel’in elli üçüncü yılı

Bundan tam elli üç yıl önce, Kıbrıs Türk Halkını, ENOSİS yolunda bir engel, bir takoz olarak gören Rum Yunan ikilisi.
Bundan tam elli üç yıl önce, Kıbrıs Türk Halkını, ENOSİS yolunda bir engel, bir takoz olarak gören Rum Yunan ikilisi. Bu engeli ortadan kaldırmak için harekete geçer ve 21 Aralık 1063 ‘ de Kıbrıs Türk Halkına karşı, soykırıma varan bir katliam ve yok etme girişimine başlar.
Buna, niçin karar verir.
Üniter Devlet yapısındaki siyasal ortaklığı ortadan kaldırmak için. Kıbrıs Anayasasının, 13 maddesini değiştirme teşebbüsünde bulunur.
Bunu, ortaklık Cumhuriyetinin bir kurucu ortağı olan Kıbrıs Türkü kabul etmez.
Makarios bunu başarmak için Ankara Hükümetinin Başbakanı olan İnönü’nün huzuruna çıkarak, isteklerini garantör Türkiye’ye
önerir.
Öneri, sıcak karşılanmaz ve reddedilir.
Makarios adaya geri döndüğünde, Grivas’ı da adaya getirtir. Enosis yolunda bir engel teşkil eden Türk Halkını ortadan kaldırmak, enosisin yolunu açmak için.
21 Aralık 1963 ‘ te Akritas Planı da denen soykırım için, düğmeye basıldı ve nerede Türk görülse imhaya başlandı.
Kıbrıs Türkleri, nerede olursa olsun Türklerin yoğun olduğu bölgelere akın etmeye başladılar.
Ada coğrafyasının yüz ölçümünün % 3 ‘üne sıkışarak, çeşitli bölgelerde gettolar oluşturularak, gayri insanı koşullarda yaşamaya mahkum edildiler.
On bir yıl, her türlü insanlık dışı muameleye uğradılar.
İş için Türk semtinden ayrılanlar, kaçırılıp öldürülüyor yok ediliyordu.
Türklerin yoğun oldukları bölgelere de, orantısız bir güçle saldırıyor. Bir çok masum Türkün ölümüne ve yaralanmasına, neden oluyorlardı.
103 Türk köyü, yakılıp talan edildi.
Kıbrıs Türk Halkı, Türkiye’deki Kızılay’dan gelen, gıda maddeleri ile beslenerek, hayatını idame ettirmeye çalıştı.
Nerede ise her evde eli silah tutan tüm erkekler, Rum saldırganları karşısında mevzilerde, yaşam ve onur savaşı veriyordu.
Kıbrıs Türk Halkının tümündeki bu mücadele azmi, Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşında elde ettiği zaferde yatıyordu.
Mustafa Kemal, o ‘nun için bir Kurtuluş ve özgürlük simgesi idi.
Umuda akan, bir yıldızdı.
Bu umutlu bekleyiş, on bir yıl sürdü.
2o Temmuz 1974 ‘ te Kıbrıs Türk Halkı, özlediği özgürlük ve bağımsızlığına kavuştu.
Devletini kurdu.
Tüm kurumları ile yaşayan bir devlet oldu.
Yeni görüşme süreçleri.
Cenevre’ye bağlanan umutlar, umutsuzluklar.
Yeni yapılanmaya yönelik, çalışmalar.
İki devletli bir yapı mı?
Yoksa güneydekilerin iddia ettiği gibi, Kıbrıs Türkünün yama yapılacağı bir yapı mı?
Cenevre’ye az bir zaman kaldı.
Cenevre Konferansının iskeletinin, ne olacağı halen her iki tarafça
Değişik değişik açıklamalarla muğlaklığı devam etmekte.
Türkiye’de savaş pür şiddeti ile devam ediyor.
Savaş meydanına anlaşılan o ki, Rusya da çekilmek istenmekte.
Rusya’nın Ankara Büyükelçisinin, TC Devletinde görevli bir polis memuru tarafından suikaste kurban edilmesi, düşündürücünün de ötesinde olsa gerek.
Uçak krizinden sonra düzelen Rus Türk İlişkilerinin arasına birileri çomak sokmağa mı çalışmaktadır.
Bereket versin ki, bu hunharca düzenlenen olaydan ne Rus tarafı.
Ne de Türk tarafı, provokasyona gelmeyerek ilişkilerin devamı konusunda açıklamalarda bulundular.
Her iki ülkenin tutarlı kararı, bunu tezgahlayanları üzmüş olmalı.
Sn. Putin, bu oyuna gelmedi.
“ Yola devam” dedi.
Bir önceki yazımda, hep şunu vurguladım.
İstihbarat, istihbarat diye.
Milli istihbarat, dört dörtlük hale getirilmeli.
Uçan sineğin hareketleri, izlenmelidir.
Bilmem anlatabiliyor muyum?
Bu haber 203 defa okunmuştur

:

:

:

: