Yeni yılı beklemeden…

Toprakla buluşan yağmur bir sevgiliye sarılır gibi onu koynuna alıyor, hasret gideriyordu. Yağmurlu bir Girne sabahı 2016’nın son günlerini haber verirken, kendimi içimde beliren dayanılmaz bir yeni yıl özlemiyle yakaladım.
Toprakla buluşan yağmur bir sevgiliye sarılır gibi onu koynuna alıyor, hasret gideriyordu. Yağmurlu bir Girne sabahı 2016’nın son günlerini haber verirken, kendimi içimde beliren dayanılmaz bir yeni yıl özlemiyle yakaladım.
Geçen yıl hem dünya, hem anavatan hem de ülkemiz öyle acılar çekti ki belki de bir an önce bitsin, geçsin istedik 2016’yı. Onun içindir belki de adet olduğu üzere yeni yıl yazısını 1 Ocak’ta değil, bir hafta önce bu Pazar yazmak isteyişimiz…
İstenmeyen bir misafiri uğurlamak ister gibi vedalaşmak istedik 2016 ile…
Ne çok acı, keder, hasret, özlem bıraktı geriye diye düşünürken… Şüphesiz sevinçler, mutluluklar da vardı. Ama yaşattığı acıların derinliği o mutlulukları hep gölgede bıraktı.
“Ben yaptığımda bütün yanlışlar doğruydu” diye yazmış o yazar. Geriye dönüp baktığımızda belki de ne çok hatalar yapmışız kendi adımıza.
Şüphesiz her yeni yıl, kişisel bir hesaplaşma fırsatıdır iç dünyamızda. O hesaplaşma yılsonu bilançosu gibidir adeta…
“Tabağına yiyebileceğin kadar yemek, hayatına sevebileceğin kadar insan al, israfın lüzumu yok” demiş düşünür… Hiç sorduk mu, kim bilir kimleri aldık geçen yıl hayatımıza. Kaçı mutlu etti bizi, kaçında mutsuz olduk ölesiye…
Yeni yıl demek umut demek aslında. Kötü olan her şeyi geride bırakmak, iyi şeyler dileğiyle yeni başlangıçlar da sunar insana.
Hayalci de deseler umut etmek, olumlu şeyler beklemek hep güzeldir aslında. Gene de bir iştir beklemek, bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan…
Bir dost bir keresinde “İyi ki üzdüler, bir şeylerin farkına vardım. İnsanları tanıdım, iyiyi kötüyü gördüm. Sonra olması gerektiği gibi davrandım. Değiştin dediler” diye anlatmıştı kişisel tarihindeki değişimi… Peki 2016 sizi ne kadar değiştirdi. Sordunuz mu bu soruyu hiç kendinize. Neleri ertelediniz, neleri 2017’ye bıraktınız…
Bukowski bir romamında, “Üşengeç değilsin, sadece mutsuzsun. Mutsuz insanlar yorgun olur. Hiçbir şey yapmak istemezler” diye yazmıştı. Kim bilir belki sizin de sürekli ertelemeniz üşengeç olmanızdan değil, mutsuz olduğunuzdandır. 2017 için ilk dilek bize mutluluk getirmesini istemek öyleyse… Çünkü mutlu olursak daha çalışkan, daha verimli, daha heyecanlı olacağız belli işte…
Bugün Pazar. Yeni bir yıl yaklaşıyor. Yılbaşı gecesi için hazırlıklar şimdiden yapılmaya başlandı. Sevdiklerimize onları ne çok sevdiğimizi söylemek için bir hafta beklemek gereksiz bence.
Yazıyı “Tutunamayan” o ünlü yazarın sözleriyle noktalamak gerek belki de… “Bu Pazar kahvenizi içerken bu yazıyı okumak… Sözün gelişi tabi. Aslında sizinle uzun uzun konuşmak, size bütün dertlerimi anlatmak isterdim…”
Eğer böyle bir insan varsa yanı başınızda, 2017 ne getirecek bilinmez ama geride kalan 2016 için ona borçlusunuz, kıymetini bilin bence…
2017 hepimiz için hayallerimizin, umutlarımızın gerçekleştiği bir yıl olsun. 2016’nın getirdiği bütün acılara, kayıplara inat, umutlar yeniden yeşersin…
Ne demiş Usta… “Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma, aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak…”
Umudunuz hiç bitmesin, şimdiden iyi seneler, iyi pazarlar herkese…




Bu haber 160 defa okunmuştur

:

:

:

: