Ekonomideki çıkmaz sokak…

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın da bütçe görüşmelerinde açıkladığı gibi ülkemizde toplanan vergilerin yüzde 90’ı memurların maaşına gidiyor.
Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın da bütçe görüşmelerinde açıkladığı gibi ülkemizde toplanan vergilerin yüzde 90’ı memurların maaşına gidiyor. Trafiğin rahatlatılması için seyrüsefer vergisi toplanıyor. Trafik cezalarından birçok gelir elde ediliyor. Bunların normal şartlar altında yine trafik güvenliği, yollar için harcanması gerekirken, maaşlar için kullanılıyor.

Toplanan vergilerin yüzde 90’ı maaşlara gittiğine göre yatırım için yüzde 10 kalıyor. İşte bu nedenle ekonomi çıkmaza giriyor. Altyapı ihmal ediliyor. Her yağmurda sokaklar göle dönüyor…

Ekonomide girdiğimiz bu çıkmaz sokak, ülkemizin yönetilemediğinin apaçık bir göstergesi olarak karşımızda duruyor. Sokaktaki insana da çevirip sorsan ilk tespiti bu oluyor. “Kıbrıs’ın en büyük sıkıntısı yönetim eksikliği” diye başlıyor cümleler…
Ancak şüphesiz bu sadece bugünün mevzusu değil, 30-40 yıllık bir birikimin neticesidir. Ekonomi öyle bir hale geldi ki, herkes devlete çalışmak istiyor. Devletten maaş almak istiyor. Şu anda 300 binlik nüfusun üçte birine yakını devletten aldığı maaşla geçiniyor. Bu kimin parası? Tabi ki halkın parası.

Ekonomideki bu çıkmaz sokak anavatanda olduğu gibi bizi de faiz sarmalının içine çekiyor. Eski Maliye Bakanı Birikim Özgür, devletin 13’üncü maaşları ödeyebilmek için 80 milyon lira borç aldığını, kısa vadeli bu borç için 1 milyon lira faiz ödeyeceğini açıkladı. “Üç gün sonra bu para ödense belki de bu faiz ödenmeyecekti” diyen Özgür, 2017 için de ekonomik krizi uyarısı yapıyor. CTP’li eski Bakan Türkiye’ye, üç ayda bir bizi kontrol ederek, mali disipline uyup uymadığımızı kontrol etmesini de öneriyor.
Peki biz sorduk mu kendimize. Biz bu parayı harcarken, niye birinin bizi kontrol etmesine ihtiyaç duyuyoruz? Bozulan ekonomik yapıyı düzeltmek için biz ne yapabiliriz? Mali disiplinle ilgili kontrolü biz neden sağlayamıyoruz? Birinin bizi dürtmesi, devlet olarak sorumluluklarımızı hatırlatması ağırımıza gitmiyor mu?
13’üncü maaşları gecikmeden ödeyebilmek için girdiğimiz faiz bataklığının neticelerinin farkında mıyız? Yüksek faiz, bir devleti yoksullaştıran, ekonomisin durduran en tehlikeli enstrüman. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savaş açtığı yüksek faiz, Kıbrıs Türkü’nü neden korkutmuyor? 13’üncü maaşları ödeyebilmek için ödenen o yüksek faize karşı, çocuklarımızın geleceğini rehin verdiğimizin farkında değil miyiz?

Kimsenin parasında gözümüz yok. Herkes 13’üncü maaşını güle güle harcasın. Ama harcarken bu soruların yanıtlarıyla ilgili de kafa yormak lazım…

Bu haber 576 defa okunmuştur

:

:

:

: