Ortadoğu’da değişen dengeler ve Kıbrıs’ın rolü

Ortadoğu’da kartlar yeniden dağıtılıp haritalar şekillenirken, silkinen anavatanın Fırat Kalkanı Operasyonu ile bu haritaya müdahale etmesi, dünyadaki egemen güçleri rahatsız etti.
Ortadoğu’da kartlar yeniden dağıtılıp haritalar şekillenirken, silkinen anavatanın Fırat Kalkanı Operasyonu ile bu haritaya müdahale etmesi, dünyadaki egemen güçleri rahatsız etti. Türkiye hemen sınırının yanı başında bir ‘terör koridorunu’ engellerken, Rusya’nın desteği şüphesiz iki ülkeyi yaklaştıran en büyük etken oldu.
İki ülke de 15 Temmuz sonrasında yeniden şekillenen yeni Ortadoğu siyaseti ile terörün aynı anda hedefi oldu. Zamanlama bu kez gerçekten manidardı. Sadece içinde bulunduğumuz bu ay, anavatan birer hafta arayla iki bombalı terör saldırısıyla kahroldu. İki ülkenin dostluğu ve yarattığı güç birliğinden çekinenler, Ankara’da Rus büyükelçisini katletti. Daha iki gün önce Suriye’ye giden Rus uçağı 92 yolcuyla şüpheli bir şekilde Karadeniz’e düştü. Dün bu yazıyı yazdığım saatlerde ise Rusya terör alarmı vermiş, üç tren istasyonunu tahliye etmeye çalışıyordu.
İki ülkenin Ortadoğu’daki yeni dönemde giriştiği işbirliği bazı güçleri o kadar rahatsız etti ki terör adeta şaha kalktı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın dün Ortadoğu’da biçimlendirilmek istenen yeni haritaya nasıl çomak soktuklarını anlatırken, izlenen proaktif siyaseti “Sincar’ın yeni bir Kandil olmasına müsaade etmemiz mümkün değildir” diye özetliyordu. Hem PKK ve onun uzantısı terör örgütlerine karşı mücadele veren hem de DEAŞ’a karşı 1900 kilometrekarelik bir alan temizlemeyi başaran Türk ordusu, anavatanın ulusal güvenliği için kahramanca çarpışıyor.
Peki Ortadoğu’da kartlar yeniden karılırken, biz KKTC olarak nerede yer alıyoruz. Olası bir çözümden sonra Kıbrıs’ın etrafındaki zenginliklerin İsrail’in doğalgazıyla da birleştirilerek Türkiye üzerinden Avrupa’nın ihtiyaçlarına dönük olarak sevk edilmesi ilk plan. En ucuz ve en kısa yol olan bu enerji köprüsü, Kıbrıs’ta çözümü bir kez daha öncelikli olarak Avrupa’nın gündemine getiriyor. Çünkü herkes biliyor ki, iki toplumun ortak zenginlikleri, ancak olası bir çözümle güvenli bir şekilde Batı’ya ulaşabilir. Bu açıdan hem Kıbrıs’ta hem de anavatanda istikrar ve güvenlik ilk şart.
Bu açıdan çözüme belki de bizden daha fazla ihtiyacı olan Rum kesimi ve AB, garantilerden vazgeçilmesi ve Türk askerinin adadan çekilmesi konusundaki ısrarcı tutumundan bir an önce vazgeçmeli. Zira daha dün basına yansıyan anketlere baktığımız da sağcısı solcusu Kıbrıs Türk halkının yüzde 89.4’ü Türk askerinin adada kalmasını, yüzde 88.8’i de garantilerin devam etmesini istiyor. Çünkü ancak bu şekilde kendini güvende hissediyor.

Halka rağmen hiçbir anlaşma hayata geçemez. Güney bu anketin sonuçlarını görmeli, dikkate almalı, Cenevre’deki müzakere masasına ona göre gelmeli… Tabi gerçekten çözüm istiyorlarsa. Fırsat bu kez de kaçarsa Ortadoğu’daki yeni dengeler hem Güney’i hem de AB’yi içinden çıkılmaz bir duruma sokacaktır. Herkes bunun idrak etmeli, atacağı yanlış adımın sonuçlarını şimdiden görmelidir…
Bu haber 245 defa okunmuştur

:

:

:

: