Ankara oyunun farkında

Herkesin nefesini tutup beklediği Cenevre Zirvesi'ne sayılı günler kaldı.
Herkesin nefesini tutup beklediği Cenevre Zirvesi'ne sayılı günler kaldı.
Başbakan Özgürgün dün Ankara'da hem Başbakan Binali Yıldırım, hem Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş hem de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşerek gelinen son durumu en yüksek seviyede ele aldı, görüş alışverişinde bulundu.
Diğer yandan Güney'den gelen son açıklamalar umutların kırılmasına, beklentilerin azalmasına yol açmayı sürdürüyor. Zira Cenevre görüşmelerinin 'beşli' değil, 'dörtlü' olacağını öne süren Rum lider Anastasiadis, 'Kıbrıs Cumhuriyeti ve üç garantör ülke masada olacak' diyerek KKTC'yi yok sayan söylemi giderek tırmandırıyor. Şüphesiz bu tutum Rumların geleneksel bilinçaltı söylemlerinin dışavurumundan başka bir şey değil.
Sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin her iki toplumu da temsil ettiğini iddia eden Rum lider, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın KKTC'yi temsil ettiğini söylemesinin geçersiz olacağını düşünüyor. Bu kafayla aslında iş daha A'sında B'sinde, müzakereler başlamadan çöküyor.
Peki niyet ne? Rum lider müzakereleri sürdürmekteki amacın ne olduğunu da gizlemiyor.
2004'teki Annan Planı'nda çıkan 'hayır' ile bir mevziyi kaybettiklerini düşünen Rumlar, Mont Pelerin'de KKTC'nin attığı adımla müzakerelerde olası bir başarısızlıktan sorumlu tutulmaktan korktu.
Anastasiadis, Cenevre müzakerelerini devam ettirmesinin nedenini de 'Türkiye'nin de katılacağı bir çoklu konferans ile sorumluluk, istilacı ve işgalci olarak garantör olmayı sürdürmek isteyen ülkeye kalacak' diyerek açıkça ortaya koydu.
Yani amaç iki toplumun bir arada yaşayacağı 'Birleşik Federal Kıbrıs' değil, sadece uluslararası topluma karşı olası bir çözümsüzlükte suçlayacak birini aramak olduğu ortaya çıktı.
Garanti ve Türk askerinin adadaki varlığıyla ilgili Kıbrıs Türkü'nün en doğal güvenlik ihtiyacını neden anlamak istemedikleri de böylece belli oluyor.
Niyet halis olunca, akıbet de halis olur derler. Burada daha niyetin halis olmadığı ortadayken, akıbetin halis olmasını beklemek ne yazık ki fazla iyimserlik oluyor.
Fakat Ankara bunun farkında. Rumların tuzağına düşmemek için oyunu kuralına göre oynuyor.
Cenevre'de masadan kaçan taraf olmamak için kırmızı çantadan çok enteresan öneriler çıkabilir. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs'la ilgili gece gündüz mesai yapıyor.
Ankara'ya peş peşe yapılan ziyaretlerde Cenevre'de izlenecek strateji de enine boyuna masaya yatırılıyor.
Özellikle garantiler ve Türk askerinin adadaki durumuyla ilgili 12'sinde Cenevre'deki masada bizzat oturacak olan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu stratejinin baş yöneticisi olacak.
O sırada ak, kara ortaya çıkacak.
Rumlar panikle masaya Rusya'yı, Çin'i, AB'yi, BM'yi çağırsa da sonuçta yanıtı kendileri verecek. Dünya kimin çözümü istemediğini açık seçik görecek.
50 yıllık mesele çözülemezse KKTC yoluna devam edecek. Ancak bu yeni yolda hem dünya hem de AB, KKTC'ye yönelik tavrını yeniden gözden geçirmek zorunda kalacak.
Bunun en çok Rumlar farkında. Cenevre yönelik satranç hamleleri de bu yüzden zaten. Bu ay adadaki iki toplumun geleceği yeniden şekillenecek...
Bu haber 381 defa okunmuştur

:

:

:

: