Cenevre öncesi Ankara ayarı

Cenevre öncesi Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Ankara’ya giderek Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.
Cenevre öncesi Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Ankara’ya giderek Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.
Ardından müzakereler ile ilgili son gelişmeleri istişare ettikleri duyuruldu.
Bilindiği üzere Tahsin Bey’in bu konuda ki tavrı oldukça net.
Mevcut koşullarda çözüme destek vermediğini de zaten her fırsatta kendisi söylüyor.
O halde KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Ankara’da müzakerelere dair gelinen noktada ki endişelerini de paylaşmıştır Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile diye düşünüyorum.
Ardından KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün Ankara’ya uçtu.
Yeni yıla Ankara’da girdi.
2 Ocak 2017’nin ilk Pazartesi günü de burada TC hükümet yetkilileri ile görüştü, akabinde de TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.
Bu görüşmenin de nezaket ziyareti kapsamında gerçekleştirildiği duyuruldu.
Yani öyle hususi bir maksat güdülmeden.
Ve/ fakat bu görüşmede de Cenevre öncesi müzakereler de gelinen son durum değerlendirildi.
Başbakan Hüseyin Özgürgün de Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu gibi mevcut koşullarda devam eden müzakere sürecini tasvip eden bir yaklaşım içerisinde değil.
O halde Sayın Özgürgün’ün de TC Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Cenevre öncesi sürece dair çekincelerini anlatmadığı düşünülemez bu nezaket ziyaretinde.
Tabi bu çekincelere karşılık Sayın Erdoğan’ın nasıl bir tepki verdiğini bilemem ama Türkiye’nin de bu nokta da izlediği bir politika hali hazırda mevcut.
Dolayısı ile bu politika içerisinde Türkiye tarafından Cenevre’de sergilenecek diplomatik duruşun Sayın Özgürgün ve Sayın Ertuğruloğlu’nu tatmin edip etmeyeceğini önümüzde ki günlerde göreceğiz.
Zira bu görüşmelerin akabinde CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ve beraberinde iki milletvekili ile birlikte Ankara’ya gitti.
Tabi ki “Hayır”- cı UBP’den sonra“Evet” -ci CTP’nin de Ankara temasları bu anlamda önemliydi.
Dolayısıyla CTP heyetinin Cenevre öncesi Ankara ziyareti belli ki müzakere sürecine odaklı istişare ziyaretiydi.
Nitekim temaslar sonrası CTP Genel Başkanı Doç.Dr. Tufan Erhürman’ın açıklamalarına baktığım zaman CTP’nin de Ankara’nın Cenevre politikası ile örtüştüğünü anlıyorum.
Fakat Ankara çıkarması bunlarla da sınırlı değil.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da Cenevre öncesi Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceği duyuruldu.
Akabinde Sayın Akıncı da Ankara’ya uçtu.
Böylelikle anlıyoruz ki Ankara Cenevre öncesi masada uygulanacak Kıbrıs politikasını netleştirdi ve Kıbrıs’taki paydaşlarla da istişare edip görüşlerini aldı, ve onlara ince ayarını verdi
Dolayısı ile Cenevre öncesi izlenecek yol belli oldu.
Bu nedenle telaşa mahal yok.
Anlaşılan o ki Cenevre’ye sağcısı da, solcusu da, ortada dolaşanı da aynı gemide olmanın verdiği sorumlulukla gidecekler.
Ki bu da son derece olumlu ve iyi bir şey.
Zira böylelikle kafalar karışmayacak konu istismar edilip iç siyasete bir nebze olsun alet edilemeyecek.
Tüm paydaşlar Cenevre’de ve konuya müdahil olacak.
Masa da tabi ki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve ekibi bulunacak.
Bana ulaşan bilgiler de, Cenevre’ye gidecek olan siyasi parti heyetleri de görüşmenin yapılacağı otelde kalacaklar.
Kuvvetle muhtemel aynı otelde Türk Dışişlerinden gelen uzman bürokratlar da olacak.
Ve yine kuvvetle muhtemel burada gerçekleşecek olan müzakereler sonrası gelinen nokta hakkın da bizzat Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve/veyahut ekibi tarafından aşama aşama bilgilendirilecekler ve görüşleri alınacak.
Kısacası her şey olması gerektiği gibi yapılıyor.
Bütün bunlardan da anlıyoruz ki sürecin Cenevre ayağında ortak bir akılla hareket edilecek.
Tabi ki bu ortak akılın sürece çözüm odaklı katkı sunması en büyük temennim.
Ve/fakat gerçekçi olacaksak bunun tam tersi bir etki yaratma olasılığı da yok değil.
Bana göre burada en büyük etken garantörlerdir.
Zira süreci Cenevre’ye kadar taşıyan tarafların, Kıbrıslı Türkler ve Rumların o noktadan sonra Garantörlerin, İngiltere Türkiye ve Yunanistan’ın izleyecekleri politikalara bağımlılıkları başlar.
Bu haber 227 defa okunmuştur

:

:

:

: