Cenevre ne kadar önemli?

Nefesler tutuldu.
Nefesler tutuldu.
Cenevre yine önemli bir tarihe ev sahipliği yapıyor.
Taraflar tam kadro Cenevre’de.
12 Ocak’ta Garantörler de orada hazır olacak.
Kısa ve yalın tabiriyle anlatmak gerekirse dananın kuyruğu Cenevre’de kopacak.
Ya tarih yeni bir Kıbrıs’ı yazacak.
Ya da bölünmüş bir Kıbrıs’tan geriye kalanları.
Açıkçası birinci olasılık benim şahsi tercihim.
Biliyorum ki büyük bir çoğunluğun da tercihi.
Ve/fakat ikinci olasılık da hiç bir zaman tercihim olmasa da maalesef önümüzde durmaya devam ediyor zorunlu bir seçenek olarak.
Malum ki, taraflar Cenevre öncesi umutlu.
Verdikleri görüntü bu yönde.
Lakin ortaya koydukları tavır bu umutlu görüntü ile çelişiyor.
Hatta hiç örtüşmüyor.
Şu çok net ki Kıbrıs Cenevre sonrası nasıl bir sonuca ulaşılırsa ulaşılsın artık eskisi gibi olmayacak.
Ne Güney’de, ne de Kuzey’de.
Hani diyoruz ya hep, Güney’in nasılsa tuzu kuru diye.
Onlar için, çözüm olmasa da pek değişen bir şey olmayacak konumlarında.
Ne de hayatlarında.
Bu doğru bir tespit midir?
Evet, kısmen doğru.
Zira adada çözüm olmasa da Kıbrıs Cumhuriyeti aynı statüsüyle yoluna devam eder.
Her türlü uluslararası ilişkisini de yürütür, ticaretini de yapar, ekonomisini de dünyaya entegre eder, malını da pazarlar, dünyadaki temsiliyetini de sürdürür.
Bunlar elbette şu an varolan gerçekler.
Lakin bütün bunları adanın bir bölümüne hapsedilmiş olarak yapar.
Siyasi olarak hiç bir zaman Kıbrıs’ın bütününü temsil etmez.
Kıbrıs’ın Kuzey’ini ebediyete kadar kaybeder.
Peki, Kuzey’de neler yaşanır?
Kuzey’in Türkiye’ye bağımlılığı çok daha fazla artar.
Demografik yapı bütünüyle Türkiye’nin öngördüğü şekilde değiştirilir.
Mevcut düzen kendini daha da hissettirerek kalıcılaşır.
Yani statüko kalıcılaşır.
Uluslararası toplumdan daha da uzaklaşılır.
Türkiye’nin alt yönetimi algısı iyice bünyemize yerleşir.
Tecrit devam eder.
KKTC bu şekil de yoluna devam eder?
E hani bir B planımız vardı diyecek olanlara.
İşin gerçeği hiç bir planımızın olmadığıdır.
Eğer bir B planımız olsaydı bunca zaman da 40 küsur yıldır yapılamayan reformları yapar, dönüşümü sağlar ve daha kaliteli bir yaşam sürdürürdük.
Sistemsizliği sistem kabul edip, olabilecek en kötü şekilde yönetilmeyi kabullenmezdik.
İşte bu nedenledir ki bugün” B” planından alternatif diye bahsedenlerin aslında kastı şu anki düzenin devamıdır.
Yani sistemsizliği sistem diye addeden bir kamu düzeni.
Bozuk yollar, işlevini yitirmiş bir sağlık sistemi, çağ dışı kalmış bir eğitim sistemi, sürdürülebilir olmayan kendi iç dinamikleri bulunmayan bağımlı bir ekonomik yapı.
Kısacası kendi ülkesinin pasaportu ya da kimliği ile Türkiye’nin ötesine ilelebet geçemeyecek bir toplum..
Hatta kendi topraklarında hiç bir zaman aktör olamayacak bir toplum demek sanırım daha doğru bir tanımlama olur.
Nitekim de bundan farklı bir durumun olması da söz konusu olmayacak.
Kısacası Cenevre’de çökecek bir sürecin kazananı olmaz.
Kaybedeni ise adalılar olur.
Peki tam tersi olursa ne olacak?
Kıbrıs bir bütün olarak uluslararası arenada yerini alacak.
Turizm ve gayrı menkuller de büyük talep yaratacak.
Yükseköğretim sektörü gerçek anlamda dünyaya açılacak.
Bölge de barış ortamı çok taraflı olarak tesis edilecek.
Türkiye başta olmak üzere ilişkiler uluslararası işbirliği ölçeğinde yürütülecek.
Türkiye’nin AB içerisinde ki konumu Kıbrıs’ta varılacak bir antlaşmadan sonra şu an olduğundan çok daha etkili ve güçlü olarak hissedilecek.
Eğer çözüm gerçekleşirse, tıkanan AB yolu Türkiye için yeniden açılacak, gümrük birliği genişletilecek.
Kıbrıs ile Türkiye arasında ki ticari ilişkiler normalleşecek.
Türkiye- Yunanistan ilişkileri belki Ege’de adalar üzerinden daha güçlü bir diplomatik bağla işbirliğini zorunlu hale getirecek.
Ve tüm taraflara olumlu yansıyacak daha bir çok diplomatik ilişki yürütülecek.
Velhasıl olur da çözüm gerçekleşirse, Kıbrıs'ta yeni bir dönem başlayacak. Bu yeni dönemde dönüşümlü başkanlık olacak, Kıbrıs’ın Kuzey’i de AB'ye girecek, Türkçe AB’nin resmi dilleri arasına girecek,2 toplumlu, 2 bölgeli federal bir çatı olarak Kıbrıs dünyada ki yerini bir bütün olarak alacak.
Bu haber 244 defa okunmuştur

:

:

:

: