Kıbrıs elden giderse diye başlayan cümleler

Sizlerin de gözünden kaçmamıştır diye düşünüyorum.
Sizlerin de gözünden kaçmamıştır diye düşünüyorum.
Ne kadar da çok Kıbrıs uzmanı insan türedi şu sıralar değil mi?
Gerek sosyal medyada gerekse farklı ortamlarda ha bire Kıbrıs’ı konuşuyorlar, panellerde tartışıyorlar, nutuklar atıyorlar.
Çoğunlukla da yanlış bilgileri argüman olarak kullanıyorlar.
Kulaktan duyma.
Kıbrıs’ı bilmeden, tanımdan, öğrenmeden.
Ortak dilleri ise Kıbrıs elden giderse diye başlayan cümleler kurmaları.
Ve devamı da var tabi, Türkiye için şöyle stratejik öneme sahip, böyle stratejik konuma sahip.
Peki ya Kıbrıs’ta yaşayan insanlar?
Onların hiç mi önemi yok?
Bu muhterem Kıbrıs uzmanlarının ifade ettiklerine bakılırsa yok.
Kıbrıs’ta yaşayan insanlar ne düşünüyorlar?
Ne yaşıyorlar?
Nasıl bir ülke düşlüyorlar?
Öyle ya nihayetinde buralarda yaşayanlar bizleriz.
Bu topraklarla yoğrulan bizleriz.
Bu topraklarda çocuklarımızı doğuran, ölülerimizi bu topraklara gömen bizleriz.
Bu topraklar üzerinde yüzyıllardır varlığımızı koruyan ve sürdüren de bizleriz.
Ama anlaşılan o ki bütün bunların sözde Kıbrıs uzmanları için pek de bir önemi yok.
Tutturmuşlar bir hava gidiyorlar, Kıbrıs’ı kaybedersek diye.
Niye kaybediyoruz arkadaş Kıbrıs’ı
Ya da neden kaybedelim?
Adada çözüm olursa, Türkiye Kıbrıs’ı mı kaybedecek?
Bunu mu demeye getiriyorlar?
Galiba öyle..
Aklı sıra Türkiye Kıbrıs’ta taviz verecek, çözüm olursa da Kıbrıs elden gidecek.
Oysa Türkiye’nin Kıbrıs’ta bulunma koşulları ortada.
Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üç Garantör ülkesinden birisi.
Bu uluslararası antlaşmalar ile belirlenmiş siyasi ve hukuki bir sorumluluk.
Türkiye 43 yıldır adada bu sorumluluğunu insiyatif kullanarak yerine getirdi ve getirmeye devam ediyor.
Üstelik büyük bir başarı ile..
Ve bugün itibarı ile de Kıbrıslı Türklerin en büyük destekleyicisi, Kıbrıs’taki barış ortamının da sağlayıcısıdır.
Bu bir varsayım değil bir realitedir.
Türkiye 1974 Temmuz’unda adaya çıkartma yaparken hedefi Kıbrıs’ı işgal etmek de değildi.
İnsani bir gerekçe ile adaya gelmişti.
Türkiye Kıbrıs’ta 1974’ten bu yana 43 yıldır izlediği politikalarda da her zaman bu statüsünü muhafaza etmeyi fetih anlayışı ile değil tamamen diplomatik bir tavırla sürdürmüştür.
Kısacası Türkiye Kıbrıs’ta işgalci değil, Garantördür.
Ve biz Kıbrıslı Türkler de, Türkiye’nin Kıbrıs’taki bu Garantörlüğünün bundan sonra da devamından yanayız.
Hal böyle iken, gerek Türkiye’de gerekse Kuzey Kıbrıs’ta bir takım çevrelerin bu gerçekleri yok sayarak fetihçi bir zihniyetin ürünü olan Kıbrıs’ı kaybedersek diye başlayıp hamasete dönüşen cümlelerin, ada gerçekleri ile bağdaşmadığını hepimiz biliyoruz.
Kaldı ki bu ülkede yaşayan fertler olarak bizler de tüm dinamiklerimiz ile bu adada var olmaya devam edeceğiz.
Bundan kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın.
Temennimiz ise, ada halkları olarak barış ve huzur içinde kimsenin kimseye zarar vermeyeceği, geçmişte yaşanan acıların bir daha yaşanmayacağı, kimsenin kimseyi azınlık konumuna düşürmeyeceği, siyasi eşitliğimizin esas alınacağı bir ortamın tesis edilmesidir.
Bu ortamın tesis edilmesinde en büyük dayanağımız da yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.
Var mı ötesi?
Yok.
Siyasi eşitlik güvenlik ve garantiler çoğunlukla Kıbrıslı Türklerin tartışmaya açık tuttuğu bir konu da değil zaten.
Rahat olun, rahat.
Bu haber 198 defa okunmuştur

:

:

:

: