Cenevre’de kahve içip mahalleye dönmeyeceklerdi ya

Ama galiba öyle oldu. Kahve içip kendi aralarında sohbet edip döndüler. Malum siyasi partiler Cenevre’de idiler.
Ama galiba öyle oldu.
Kahve içip kendi aralarında sohbet edip döndüler.
Malum siyasi partiler Cenevre’de idiler.
Zaman zaman otel lobilerinden kahve muhabbetleri esnasında paylaştıkları fotoğraflardan onları da takip etmeye çalıştık.
Bir de tabi orada bulunan gazeteci arkadaşların paylaşımlarından bilgi edinmeye çalışıyorduk.
Kuşku yok ki çok kritik ve tarihi bir müzakereyi yakından takip etmek belki sürece katkı koymak için partilerini temsilen Başbakan Hüseyin Özgürgün, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve beraberlerinde götürdükleri heyetlerle İsviçre’nin Cenevre kentine gittiler.
Heyetler de kimler mi vardı derseniz!
İnanın bilmiyorum.
Lakin heyetlerin oldukça abartılmış olduğunu anlayabiliyordum.
Velhasıl bir yerde aslında çoluk çocuk tombalak gidilen Cenevre’de resmi bir statü taşımasalar da biz biliyorduk ki hükümet olarak da en üst düzeyde orada bulundular.
Nihayetinde Cenevre’ye kafa dağıtmak için de gitmemişlerdi elbette.
Burada müzakerelerin yapılacağını biliyorlardı.
Bu müzakereler de harita dahil diğer konuların da masada olacağını da haliyle biliyorlardı.
Önceden de zaten Kıbrıs’ta bilgilendirilmişlerdi.
Üstüne de Ankara ziyareti gerçekleştirmişlerdi.
Burada da en üst düzeyde kabul görüp müzakerelere dair çekincelerini paylaşmışlardı gerek TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la, gerek TC Başbakanı Binali Yıldırım’la gerekse TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla.
Kısacası Cenevre’de bulunma maksatları buydu.
Hoş bizler Kıbrıs’tan bile orada bulunan gazeteci arkadaşların sosyal medyada ki paylaşımlarından Cenevre’de müzakereler de izlenecek yöntem hakkında fikir sahibi olmuştuk.
Hem de oturduğumuz yerden.
İsviçre’ye gitmemiz gerekmedi sırf bunun için.
Biraz ilgi ve merakla zaten konunun bir ucundan yakalayabilirsiniz Cenevre gündemini.
Dolayısı ile yaşanacakları biliyorlardı.
Şimdi bakıyorum harita masaya konmuş, ama önceden kendileri ile istişare yapılmadığı için sitem de bulunuyor UBP ve DP heyetleri.
O kadar içerleniyorlar ki Başbakan Kıbrıs Konferansı sırasında BM binasında verilen resepsiyona katılmayarak kendince tepkisini gösteriyor bu duruma.
Hoş çok şık olmasa da böyle bir hakkı var Sayın Özgürgün’ün UBP Genel Başkanı olarak.
Ama bir Başbakan olarak daha diplomatik bir tavır sergilemesi gerekirdi diye düşünüyorum Sayın Özgürgün’ün.
Nihayetinde burada bir masa kurulmuş.
Kıran kırana müzakereler yapılıyor.
Pazarlıklar yapılıyor.
Ve en sonunda sorun uluslararası bir konferansa taşınıyor.
Burada UBP ve DP heyetleri olarak küstüm oynamıyorum yerine biz de bu sürecin içerisindeyiz diyerek pozisyon almak daha doğru olmaz mıydı?
Ha eleştiri elbette yapılır, düşünceler aktarılır, fikirler söylenir.
Karşıt görüşler de olabilir.
Tartışmalar da yaşanabilir.
Bunlar farklı şeylerdir.
Zaten kimse size fikrinizi, duruşunuzu söylemeyin demiyor ki.
Siz söylersiniz dikkate alan olur, ya da almayan olur.
Ve/ fakat bunun bir diplomatik tarzı olur.
Süreci otel lobileri yerine gazetecilere ayrılan bölümde izlemiş olsalardı belki siyasi parti temsilcileri konulara daha çok vakıf olacaklardı.
Lakin bunu rahat kıyafetlerle otel lobilerinde ve/ veyahut odalarında takip edip bilgi sahibi olmayı tercih ettiler.
Kendi kendilerini görünmez kılarak.
Hoş Cenevre’ye giderken de kafalarında oluşturdukları bir muhalefet zaten vardı sürece dair.
Şimdi onu daha açık bir şekilde ortaya koymuş oldular.
Ve aslında Sayın Özgürgün ve Sayın Denktaş da Cenevre’de ortaya koydukları bu tavırla “Hayır-cı” pozisyonlarını sürdüreceklerini de bir kez daha göstermiş oldular.
Bence uzun lafın kısası bu.
Bu haber 236 defa okunmuştur

:

:

:

: