İğneden ipliğe zam, enerji de belirsizlik

Cenevre sonrası, Kıbrıs sorunu gündemden düşüyor. Hem müzakere, hem de müzakere heyetlerin de seviye düşürüldü.
Cenevre sonrası, Kıbrıs sorunu gündemden düşüyor.
Hem müzakere, hem de müzakere heyetlerin de seviye düşürüldü.
Bugün yeniden, Mont Pelerin'de 5 taraflı çalışma gurubu, çalışmaya devam edecek.
Süreç yavaşladı ya, iç süreç hızlandı.
İğneden ipliğe, tüm kamusal hizmetler zamlandı.
Türkiye ile enerji anlaşması Meclis'ten geçti.
Özellikle öğretmenler sendikası için yeni düzenleme de ivedilik alındı.
Kamu da maaşlar ve asgari ücretli için artış çalışmaları seslendirilirken, henüz kaşıkla verilmeden, kepçe ile alınmaya başlandı.
Su konusunda olduğu gibi elektrik konusu da halka anlatılmadan, 'ben karar veririm, benim tatmin olmam yeterli' anlayışı ile oldu-bittiye geldi.
Su konusu şimdilik sakin, özel sektör devreye girince tablo şekillenecek.
Enerji ve elektrik konusunda;
Son gün geldiğinde yine tartışmalar, bölmeler, bölünmeler, akla hayale gelmeyecek suçlamalar, kutuplaşmalar ve bundan kazananlar kalacak ortada.
Oysa böyle midir?
Şimdi yapılmak isteneni kaç kişi anladı, anladığını benimsedi.
'Türkiye'den kablo ile KKTC'ye elektrik getirilmesi.
Projenin ilk adımı bugün atılıyor, altyapı niteliğindeki çerçeve anlaşması bugün imzalanacak.
Amaç;
'KKTC'nin, Doğu Akdeniz ve Avrupa'daki enterkonnekte elektrik sistemine dahil olmasına yardım etmek.'
KKTC tarafı nasıl bir hazırlık yaptı, hangi bilimsel, verisel, istatistikî altyapıyı hazırladı.
Ne ara anlaşıldı, nasıl bir anlaşma yapıldı, KIB-TEK'in rolü ne olacak, garanti alım gibi bir düşünce olacak mı?
Neden KKTC Meclisinde tartışmaya açılmadı, kamuoyuna neden bilgi verilmiyor?
Kesintisiz, ucuz, daha az maliyetli, üretim açısından daha ekonomik bir yapı olacak mı?
Yoksa su konusunda olduğu gibi yine en başta güzel tablolar çizilip, daha sonra karmaşanın içine mi gireceğiz?
Nedir bu gizlilik, hazır olan ne, nasıl bir sistem, nasıl bir strateji ön görülüyor.
'Türkiye verir biz alırız' noktası su konusunda olduğu gibi öncelik olur, iki devlet arasındaki ticari işbirliği şartları es geçilirse, zararı çok daha fazla olur.
Bugün, bu ülkeye yön verenler, günün sonunda gidecek, arkalarında bir enkaz daha bırakmasınlar.'
İlgili anlaşmanın imzalandığı gün bunları yazmıştım, hala aynı noktada ve aynı sorulara cevap aramaktayım.
Enterkonnekte sisteme mi gireceğiz, yoksa Türkiye'den bir şirketten elektrik enerjisi mi alacağız?
Ülkenin kaderini, geleceğini etkileyecek bir anlaşma bu.
Toplumun bilgi sahibi olması gerekmez mi?
Demokrasi sandığa kadar mı?
Seçmenin görevi sandıktan sonra bitiyor mu?
Seçmenin, sivil toplum örgütlerin böyle zamanlarda etkili olması gerek, anlaması, anlatması ve aydınlatması gerek.
Biz de bu yok, herkes kendince haklı ve bu hakkı empoze ederek bir noktaya gelinmeye çalışılıyor.
Toplum tepkisiz, insanlar çekiniyor, bıkkın.
Bu durum bir fırsat mı, öyleyse yanlış daha büyük.
Çok ciddi, yılların biriken sorunları sıraya girdi, dağ oldu.
Günlük değil, seçimlik değil, sıkıntıların aşılması için projeler üretilsin.
Yoksa bugünleri bile arar duruma geleceğiz.
Bu haber 486 defa okunmuştur

:

:

:

: