Güney’de çarşı karıştı

Cenevre müzakerelerinin ardından Güney’de yapılan tartışmalar bizde yapılan tartışmalardan çok daha sert geçiyor.

Cenevre müzakerelerinin ardından Güney’de yapılan tartışmalar bizde yapılan tartışmalardan çok daha sert geçiyor.
Tartışmalardaki harareti durdurmak için Rum yönetimi lideri Anastasiadis’in tüm partilere yaptığı birlik ve ateşkes çağrıları karşılık bulmadı.
Vatandaşlık İttifakı Başkanı Yorgos Lillikas, “Anlamsız çözüme hayır” derken; DİKO, Anastasiadis’i “Sahte devleti ve Akıncı’yı yükseltti” diye suçluyor.
Rum Ulusal Halk Cephesi (ELAM) ise, “memleketi tehlikeli yola götürecek olan müzakerelerden hemen vazgeçin” çağrısında bulunuyordu.
Kilisenin duruşu ise net.
2. Hrisostomos “Çözümsüzlük sizi hiç rahatsız etmesin” diye siyasilere tavsiyelerde bulunuyor, Makarios’un birkaç ay daha yaşasaydı iki bölgeli, iki toplumlu çözümden vazgeçeceğini söylüyordu.
Güney yaşanan bu tartışmalar müzakere masasında da kendini gösterdi.
Cenevre’de gelinen noktada her iki tarafın da birbirlerine derin bir şüphe beslediği ortada.
Bunu teknik görüşmelerde masaya konan sorulardan da anlıyoruz.
Güney’deki basında Kıbrıs Türk tarafının, Rumların cevaplaması için masaya şu dört soruyu koyduğu öne sürülüyordu…
1-Kıbrıs Rum tarafı ayrılmayı tercih ederse ne olacak?
2-Kıbrıslı Rumlar Kıbrıslı Türkleri hükümetten kovarsa ne olacak?
3-Anayasa ihlal edilirse ne olacak ve Kıbrıs Türkünü kim koruyacak?
4-Herhangi bir durumda Kıbrıslı Rumlar devleti gasp ederse ne olacak?”

Bu sorulara karşı Rumların çekinceleri ise iki başlıkta toplanıyor
“1-Yeni bir istila durumunda ne olacak?
2-Türkiye uzlaşılanları; özellikle de işgal askerlerinin çekilmesi düzeyindekileri hayata geçirmezse ne olacak?”

Bu soruların cevabını almak için şüphesiz olası bir çözümde iki tarafın birbirlerini anlamak için bir geçiş dönemi yaşaması gerekiyor.
Ama bu geçiş döneminden önce Rum liderlerin birlikte yaşamaya niyeti var mı onu sorgulamak gerekiyor.
O sorgulamayı yaptığımızda bizim gördüğümüz niyetlerin çözüm değil, bugünkü durumu korumak istedikleri yönünde…
Ama hem dünya hem de Avrupa Birliği, bu uzlaşmaz tutumu kendi çıkarları gereği kaldıracak durumda değil.
Fatura birine çıkacak.
Kime çıkacak?
Onu da yakında göreceğiz…
Bu haber 244 defa okunmuştur

:

:

:

: