Somut ne var gözle görebileceğimiz

Çok açık görülüyor ki Kıbrıs sorununu muğlak da tutmaya devam edecekler.
Garantörler istediklerini elde edene kadar da bu süreç böyle belirsizliğini koruyacak.
Türkiye 1960’a dayanan yasal haklarından vazgeçme niyetinde değil.
Zaten bunu da çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
Bunun yanında Kıbrıs üzerinden AB’den beklentileri var.
Akdeniz’deki enerji yataklarının değerlendirilmesi noktasında da coğrafik olarak elinde bulunan avantajları etkili bir aktör olarak kullanmak istiyor.
Malum ki Türkiye referanduma doğru gidiyor.
Ve yine bilindiği üzere Türkiye muhalefetinin AKP iktidarı ve TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı referandum öncesi Kıbrıs üzerinden yıpratmaya yönelik çabalar var.
Hal böyle olunca Türkiye’nin şu sıralar Kıbrıs’ta sürece dahil adım atmayacağı da ortada.
Buna karşın Yunanistan’ın kendi öncelikleri var.
Malum ki Yunanistan girdiği ekonomik krizi atlatabilmiş değil.
Bu nokta da iktisadi bağımlılığı olan AB’den esnek tavırlar bekliyor.
Örneğin Yunanistan’a AB kaynakları tarafından sağlanan kredilerin geri dönüşümünün daha uzun vadelere ve daha esnek olanaklar ile ödenebilmesinin yollarını bulmanın peşinde.
Bu arada adada Türk askerinin tamamen çekilmesi ve 1960’a dayanan garantilerin tamamen ortadan kaldırılması konusunda kararlı.
İngiltere’nin ise bir yandan Brexit çıkışı ile oluşan yeni duruma adepte olurken ve bu yönde belirlenen stratejilerin gereğini yapmaya çalışırken bir yanda da Akdeniz’deki en önemli üslerini gözden çıkarmayacağı gibi, her şartta burada pozisyonunu korumaya çalışacağı da anlaşılıyor.
Hani Kıbrıslı çözüm diyorlar ya arada bir.
İşte o bu sebeplerden dolayı bütünü ile yalan.
Yok öyle Kıbrıslı çözüm falan.
Hatta Kıbrıslıların çözümü gerçekleştirme gibi bir iradesi bile yok.
Hoş ayrıca öyle bir güce de sahip değiller.
Bunu da bu süreçte fazlası ile tecrübe ettik.
Baksanıza Cenevre’den sonra liderler ilk kez Kıbrıs’ta bir araya geldiler.
Görüşme sonrası Rum lider Nikos Anastasiadis Cenevre ne başlangıçtır ne sondur dedi.
Türk lider Mustafa Akıncı’da Cenevre konferansı ilanihaye sürmeyecek dedi.
Hoş ortada Cenevre konferansı diye bir şey kaldı mı ondan da emin değilim.
Kaldı ki Nikos Anastasiadis’in arzu ettiği bir konuma geldi süreç.
Malum Rum tarafında seçimler var.
Bu nedenle Anastasiadis’in süreci ucu açık şekilde yürütmesi, ortada somut bir gelişme olmadığı için Kıbrıs sorununa ilişkin politikası aleyhine kullanılmayacak.
Dolayısı ile süreci bu şekilde sonuçsuz bir yerlere vardırılmadan yürütülmesi onun açısından bir avantaj.
Mustafa Akıncı’ya gelince, bütün iyi niyetli çabalarına karşın, Kıbrıs sorunu ve müdahil olan tarafların tutumu ile yüzleşmek zorunda kalıyor.
Nitekim Türkiye’de Kıbrıs müzakere sürecinin iç politikaya alet edilmesi ve kullanılmasına karşın Türkiye’deki iktidarın bu anlamda ki yükünü hafifletebilmek için çaba harcamak zorunda da kalıyor.
Peki, bütün bunları alt alta sıraladığımız zaman nasıl bir sonuç ortaya çıkıyor?
Kıbrıs müzakereleri aynen devam edecek.
Taraflar masada kalmayı sürdürecekler.
Garantörler çıkarları noktasında çatışıp duracaklar.
Kısacası böyle idare etmeye devam edeceğiz.
Hiç bir sonuca ulaşmadan.
Bu haber 166 defa okunmuştur

:

:

:

: