Belirsizlik “Kıbrıs sorunu” ama tek başına değil

Avrupa da birçok insan, üç belki dört, hatta beş yıl sonrası için tatil planı yapıyor, yapabiliyor.
Avrupa da birçok insan, üç belki dört, hatta beş yıl sonrası için tatil planı yapıyor, yapabiliyor.
Tatilini bile ne zaman, nerede, nasıl yapacağını belirleyebiliyor.
Çünkü ne zaman, nasıl, kaç para ödeyeceğini biliyor.
Planlıyor, ayarlıyor, biliyor ve rahatça kendini, geleceğini, hayatını ayarlıyor.
Ortada planlama yapamamasını sağlayan etkenlerden en önemlisi yok.
Planlama, düzenleme ve istikrarın en önemli düşmanı “belirsizlik.”
İşte bu basit örnek bile “belirsizliğin” ne kadar etkili bir olumsuzluk olduğunu gösteriyor.
Yıllar bize çok şey kazandırdı, çok da götürdükleri oldu.
Kazandırdıkları mutlu, huzurlu, rahat yapmadı birçoğumuzu.
Elbette mutlu olanlar, memnun da olanlar var.
Üstümüze serilen, altında kaldığımız, sıkıntımız, stresimiz her yolumuzu kapayan, bolca belirsizliklerimiz oldu.
Bunlar hala daha hayatımızdalar, çalıyorlar, bizden öncekilerden, bizden ve bizden sonrakilerden de çalmaya devam edecekler.
Nereye kadar? İşte herkesin sorması gereken soru bu.
Belirsizlik “Kıbrıs sorunu” ama tek başına değil.
“Belirsizlik bitsin, önümüze bakalım” çok haklı bir talep, hele bizler için.
Fakat bu sorunun altına;
Hayatları, yaşamları, demokrasiyi, eşitliği, adaleti, insanı, vicdanı, ahlak kavramını sakladık.
Kıbrıs sorununa bağlı olarak belirsizlikler var mutlaka.
Hatta yaşadığımız belirsizliklerin en üstünde duran, altına kendi yarattıklarımızı koyduğumuz sorunumuzdur.
Hangimiz bir ay sonrası için planlama yapabiliriz?
Buna devlet otoritesi ve hükümetlerde dâhil.
Yaşadığımız evimiz, mahallemiz, köyler, şehirler bizim mi? Hala belirsiz.
Akşamdan sabaha dövizin ne olacağı belirsiz.
Bankaya olan borcumuzun, akşamdan sabaha iki katı olup olmayacağı belirsiz.
Sokağa çıktığımız da istediğimiz yere gidebileceğimiz belirsiz.
Trafikte dikkatli olsak bile birinin, bir kamyonun, bir iş aracının üstümüze çıkmayacağı belirsiz.
Her zaman gittiğimiz yolda çukura düşmeyeceğimiz, yolun uyarı olmadan kapalı olup, olmayacağı belirsiz.
Hastaneye gittiğimizde doktor bulabileceğimiz belirsiz.
Aldığımız havanın, yediğimiz ve içtiklerimizin ne olduğu, nasıl üretildiği belirsiz.
Elektrik faturasına, akaryakıta, eczaneden alınan ilaca, markete yarın ne kadar ödeyeceğimiz belirsiz.
Siyasette, politikada, iktidarda bugünden yarına ne olacak, kim ve kimler olacak belirsiz.
Kıbrıs sorunu müzakere süreci ne kadar daha sürecek belirsiz.
Süreç uzadıkça, çözümsüzlük kalıcılaşırsa, sonrası bizi nereye sürükleyecek belirsiz.
Belli olan hiçbir şey yok, bu durum en çok güveni etkiliyor.
Güvenmiyoruz, önyargılıyız, çevremiz de ne kadar bilinmezlik varsa o kadar rahatsız, huzursuz, keyifsiz, beklentilerden uzağız.
Bu düzen, bu yapı, bu sistem devam ettikçe belirsizlikler bitmeyecek.
Herkes yapması gerekenleri unuttukça, bölündükçe, parçalandıkça, herkes bir birine saldırdıkça, bu bilinmezlikler büyüyerek devam edecek.
Peki, kim kaybedecek?



Bu haber 333 defa okunmuştur

:

:

:

: