Sözün kıymeti

Yüce Allah, yarattığı canlılar içerisinde en üstün özellikleri insana vermiştir.
 Öyleki, insan kendi kadir kıymetini anladığı zaman, Rabbi’nin “ Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık” ilahi kelamını çok daha iyi kavramış olacaktır. İnsan, akleden, düşündüğünü diliyle ifade eden, ihtiyacını karşılamak için çeşitli vasıtaları kullanabilen; kullanacağı aracı üretebilen, bu günün şartlarıyla ifade edecek olursak en küçük parça olan atomdan uzayın derinliklerine kadar kafa yorup keşifler yapan bir canlı. Bütün bu yaptıklarını düşündüğümüzde hakikaten insanın yeryüzünün en seçkin varlığı olduğu karşımıza çıkan bir gerçektir. Bu gerçeğin bir başka ifadesi de şudur ki sahip olduğumuz her şey bize Rabbimizin bir ihsanı bir nimetidir 
Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız”. Buyurulan nimetlerdendir. Bu güzel nimetlerden birisi de dilimizdir. Düşündüklerimizi söze dökebilmek ne büyük nimet. Atalarımız, ”İnsanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar ”demiştir. 
Rabbimizin vermiş olduğu bu nimeti O’nun razı olacağı şekilde kullanmak her birimizin en öncelikli vazifesi olmalıdır Bu güzel nimeti güzel işlerde kullanmak gerekir. Başta O’nu zikretmek olmak üzere iyi, doğru ve faydalı işlerde kullanmak icabeder. Bunun lüzumuna işaret eden birçok ayet ve hadis mevcuttur. Mesela, Müminun suresinde “Müminler felaha ermişlerdir.” ayetini takip eden diğer ayetlerde felaha eren müminlerin özellikleri sıralanırken, ”Onlar boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler. Sözlerine ve emanetlerine riayet ederler. Buyuruluyor. Demekti ağzımızdan çıkan şey bizi sorumlu tutuyor. Hep doğru, güzel ve faydalı şeyler söylememiz gerekiyor. Söz vermişsek gereğini yapmamız icabediyor. Hazreti Ali (r.a)derki :“Söz ağızdan çıkıncaya kadar senin esirindir. Söyledikten sonra sen onun esiri olursun. Buradan şunu anlıyoruz ki her aklımıza geleni söylemek bizi sıkıntıya sokabilir. Atalarımız boşuna dememişler “boğaz kırk boğumdur. Diye. Peygamber efendimiz buyuruyor ki, “Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun”. Başka bir hadis-i şeriflerinde, ”Her sabah olduğunda vücuttaki bütün azalar dile yönelerek derler ki aman dikkatli ol, biz ne çekersek senin söylediklerinden çekeriz. Sen doğru olursan biz de rahat ederiz, sen yanlış ve çirkin şeyler söylersen bize de sıkıntı gelir.” Münafıkların alametlerini ifade eden bir hadis-i şeriflerinde bahsi geçen üç özellikten ikisi dille alakalıdır. Söyleyince yalan söyler, söz verince sözünde durmaz”. Atalarımız demişlerdir ki, ”Bana benden olur her ne olursa, başım sakin olur dilim durursa. Demek ki diline sahip olanın başı selamettedir. Yine derler ki ”boş boğazla pisboğazın başı dertten kurtulmaz”. Yunus Emre’nin şu sözünde de dile hakim olmanın önemini çok açık ve zarif bir şekilde görüyoruz. Söz ola kese savaşı/Söz ola kestire başı/Söz ola ağulu aşı/Bal ile yağ ede bir söz.”… 
Lokman aleyhisselam’a demişler ki,” şu kesilen hayvanın en kıymetli yerinden bize parça getir. Gidip dilini alıp gelmiş. Bir başka sefer de en kötü yerinden getir demişler. Yine dilini getirmiş. Demişlerki her iki seferde de dilini getirdin bunun hikmeti nedir? Demiş ki dil temiz olursa bütün vücut temiz olur, dil temiz olmazsa bütün vücut sıkıntıdadır. 
En önemli iletişim aracımız olan dilimizi doğru kullanmakla alakalı çok örnekler bulmamız, kıssalar menkıbeler anlatmamız mümkündür. Önemli olan bu konudaki hassasiyetimizi diri tutmaktır. Atalarımız demişlerdir ki ”Kılıç yarası geçer amma dil yarası geçmez”. 
Kur’an-ı Kerim’de adab suresi olarak bilinen Hucurat suresinde Yüce Allah buyuruyor ki: .” Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir. Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir”.(Hcurat-11-12).Bu iki ayette genel bir çerçeve çizilmekte ve müminler uyarılmaktadır. Dikkat edecek olursak ağırlıklı olarak dil ile ilgili fiillerden bahsedilmektedir. Alay etmek, lakap takmak, gıybet etmek gibi… Hepsi de dilin işlerindendir. 
Dilimizle işlediğimiz bazı günahlar güzel işlerimizin sevabını da azaltır. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki.”Bir kimse yalanla iş görmeyi bırakmadığı sürece Allah’ın onun aç ve susuz kalmasına ihityacı yoktur. ”Bu demek oluyor ki bedenimizle ibadet ederken dilimize de sahip çıkmalıyız. 
Peygamber Efendimiz bir gün ashabına şöyle sordu. Sizce müflis kimdir? “Müflis, bütün varlığını kaybetmiş, Ticareti bitmiş iflas etmiş kimsedir.”dediler.”Size gerçek müflisi haber vereyim mi?” Buyurdular.” Evet ya Rasulallah” Dediklerinde. ”Müflis o kimsedir ki Kıyamet günü yığınla sevap getirmiş. İlk tartıda sevapları ağır gelmiştir. Ancak, kimine hakaret etmiş, kimine iftira etmiş, kiminin gıybetini etmiş, kimisine haksızlık etmiş böylelikle birçok insanın hakkını üzerine geçirmiştir. Orası ödeşme yeri kimseye haksızlık edilmez. Getirdiği o sevapları haksızlık ettiği kişilere verilir. Verile verile sevabı kalmaz amma haksızlık ettiği insanlarla henüz ödeşememiştir. Bu sefer onların günahlarından bir kısmı kendi defterine geçirilir. Neticede o işlediği günahlar yüzünden Cehenneme girer. İşte müflis budur.” Hal böyle olunca dilimize ne kadar sahip olmamız gerektiği ortaya çıkmaktadır. 
Güzel söz söylemek daima şiarımız olmalıdır. Hani bir söz vardır”. Tatlı söz yılanı ininden, kötü söz adamı dininden çıkarır ”derler. Yapmamız gereken her zaman doğru ve güzel söz söylemektir. Yine derler ki, ”Kebabı köz öldürür,/Sürmeyi göz öldürür./Yiğidi kılıç kesmez/Bir kötü söz öldürür. Şu mübarek günleri vesile edinerek, kendi kendimize söz verelim. Hep güzel ve doğru söz söylemeyi şiar edinelim. Birbirimize karşı güler yüzlü ve müşfik davranalım. Gönülleri incitmeyelim. Yunus Emre’nin dediği gibi. ”Bir kez gönül yıktın ise/Bu kıldığın namaz değil/Yetmiş iki millet dahi/Elin yüzün yumaz değil. ”Güzel düşünüp güzellikleri görmeye gayret edelim. Birbirimize karşı yarın yüzümüzü kızartacak sözleri söylemeyelim. Bu gün incittiğimiz gönlü yarın hoşnut etmeye vaktimiz olmayabilir. En güzeli incitmemektir. 
Bu haber 150 defa okunmuştur

:

:

:

: