Cumhurbaşkanı, Başbakan boş yere yıpranıyor

Ülkeye dair her tartışmanın bir amacı var. Daha doğrusu bir amaç olmalıdır. Siyasi partilerin, siyasetçilerin sorunların çözümüne, daha iyi yaşam koşullarının yaratılmasına dair farklı politika ve planları olmalı.
Ülkeye dair her tartışmanın bir amacı var.
Daha doğrusu bir amaç olmalıdır.
Siyasi partilerin, siyasetçilerin sorunların çözümüne, daha iyi yaşam koşullarının yaratılmasına dair farklı politika ve planları olmalı.
Vatandaşa sunulmalı, onay istenmeli, onay alındıktan sonra ise bunlar hayat bulmalı.
Biz de seçmenin beklentisi ile seçilenin vaatleri arasında daha farklı bir ilişki olduğu aşikâr.
Peki, eskisi gibi mi, alışkanlıklar, beklentiler, toplumsal kaygılar, kişisel çıkarlar.
Bunu ilk seçim de göreceğiz.
Hükümetler ne söylediklerini yapıyor, ne de yapabileceklerini söylüyorlar.
İktidara gelene kadar her şey serbest, koltukta olduktan sonra, ne sözler ne de alışılmışın dışında icraatlar yok.
Bildik, alıştık, sıradan, umut tüketen, öncelik olan siyasi kaygılar, ayrıcalık yaratma çabaları.
Verimsiz, bu üretimsizliğe alet olan, basamak olan bir Meclis çatısı.
Bunlar ülke yönetimiyle ilgili.
Bir diğer tartışma ve farklılık yaratan konu ise Kıbrıs sorunu.
Alternatif, öneri, olumlu ve yapıcılıktan uzak bir tartışma süreci.
Bu süreç, bu tartışma ve bölünme, Kıbrıs sorununu çözmek kadar zor, yorucu ve yıpratıcı.
Nedir ayrılıklar, uzak noktalar, bizi bizden uzaklaştıran anlaşmazlıklar?
Kutuplaştıran, gerginliği büyüten, nedir bu ülkenin gerçek menfaati?
Farklı düşünenler olacak, her fikir, her düşünce, her öneri, mutlaka önemli, değerli, olumlu bir katkıdır.
Özellikle sosyal medyada, tartışmanın bir adabı, bir seviyesi, bir tahammülü ve sınırı vardır.
Sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanı Akıncı'ya yapılan tehditler ve hakaretler için derhal gereği yapılmalı.
Hükümet ve emniyet güçleri bu konuyu hafife almamalı.
Ne olacak, ne yapılacak diye bekledim ama şuana kadar atılan bir adım yok.
Böyle davranışlar kimse için kabul edilemez.
Kıbrıs konundaki ayrılıklar, kimseye kendi düşüncesini, bir başkasına empoze etme hakkını vermez.
Cumhurbaşkanı Akıncı bugüne kadar ortaya çıkmış, bugüne kadar gelmiş bir zeminde müzakere sürecini götürüyor.
Tüm liderlerin, müzakerecilerin, kayıtlara geçirdiği, son olarak tüm siyasi partilerin onay verdiği 11 Şubat belgesi çerçevesinde süreç gidiyor.
Bu bir gerçek, toplumu aydınlatıcı, adil, kalıcı, yaşayabilecek eşitlik temelinde bir çözüm herkesin arzusu.
Yani olması gereken bu, baştan olmazla, baştan olmalı, son derece yanlış.
Söylediğim gibi sadece gerçeği yansıtacak, iç siyasetten uzak, bel altı vurmadan, Kıbrıs ve Kıbrıslı Türklerin geleceğini düşünerek tartışılmalı ve seviye korunmalı.
Müzakereler bitsin diyenler;
Bu halkı nelerin beklediğini, bundan sonra neler olacağını anlatsınlar.
Tabi eğer biliyorlarsa, kuru kuruya gürültü ve kırk yıllık tecrübe artık alternatif değil.
Cumhurbaşkanı ve müzakere heyeti artık konuşulanları, anlaşılanları, paylaşmalı.
Süreçle ilgili gelinen nokta nedir?
Madde, madde açıklansın, konuşulsun, nedir sıkıntılar, uzak noktalar?
Artık bilinsin, konuşulsun, tartışılsın, nedir verilen, alınan?
Herkes, tüm toplum öğrensin, geleceğimiz konuşuluyor, çözümsüzlüğün ne getirdiğini yaşayarak öğrendik.
Çözümü daha dikkatli, daha emin ve en yüksek kazanımla bulmak, ortak hedefi beraber oluşturarak olur.
Siyaset, makamlar, Cumhurbaşkanı, Başbakan boş yere yıpranıyor.
Nedir bu tartışmanın sebebi?
Çözüm çok mu yakın, yoksa iç siyasete manevra mı yapılıyor?
Siyasi parti temsilcileri, başkanlar, genel sekreterler, televizyonlarda sadece gerçekler üzerinden tartışmalı, toplumu aydınlatmalı.
Olmuyor, sabit ve önyargılı fikirler bir araya gelemiyor.
Oysa bu süreçte, toplumun buna çok ihtiyacı var.


Bu haber 334 defa okunmuştur

:

:

:

: