Seçeneğimiz var

Dün Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen BM Genel Sekreteri Guterres, Ankara’dan adil ve kalıcı çözüm için müzakerelere verilen tam desteğin sürdürülmesine yönelik garanti istedi.
Dün Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen BM Genel Sekreteri Guterres, Ankara’dan adil ve kalıcı çözüm için müzakerelere verilen tam desteğin sürdürülmesine yönelik garanti istedi.
En baştan beri Kıbrıs Türk halkının geleceğini güvence altına alan kırmızıçizgilerin altını çizen Erdoğan ise bu konuda tam güvence verdi.
Ne şimdi, ne de daha sonra masayı yıkan tarafın Türkiye olmayacağı mesajı dünyaya ilan edildi.
İstanbul’da Binali Yıldım ile yaptığı görüşmede de Guterres, Kıbrıs’ta çözümle ilgili ısrarlı soruları “Ne iyimserim, ne de kötümser” diyerek geçiştirmeye çalıştı.
Zira bu konuda daha önce kendisini bağlayan açıklamalar yapan BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide’nin çektiği tepkilerin farkında olan Guterres, yoğurdu üfleyerek yemeyi tercih ediyordu
Hala devam eden birçok sorun olduğunun altını çizen Guterres, Cenevre’de planlanan beşli konferans için henüz bir tarih ortaya konmadığını da kaydetti.
A Planı’nı hayata geçirmek için var gücüyle çalışan Türkiye ve KKTC’nin olası bir çözümsüzlükte bir B planı olmadığını düşünmek saflık olur.
Nitekim Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da her fırsatta dile getirdiği “Yola KKTC olarak devam ederiz” sözü olası bir B planının parolasıdır.
Türkiye’nin B planını “82. vilayet” formülü olarak görenler yanılıyor. Öyle olsaydı bu zaten bugüne kadar hayata geçirilirdi. Bunu kimsenin önlemeye de gücü yetmezdi.
En çok Rumların anlaması gereken bu gerçeği, müzakere sürecinde izlenen diplomasiyle başta Birleşmiş Milletler olmak üzere dünyanın da anlamaya başladığı bir döneme doğru ilerliyoruz.
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın sözünü ettiği “Müzakere masasını ben deviremem. Sonuna kadar masada kalmalıyım” sözünün de altını böyle okumalıyız. Çözüm isteyen tarafın biz olduğunu, Rumların uzlaşmaz tutumunu eğer bu kez dünyaya gösterebilirsek, belki bu kez KKTC için dünyada yeni bir yol açabiliriz.
İster Nahcivan modeli olsun, ister Kosova, isterse Tayvan modeli… Bunların hepsini daha önceki yazılarımızda da defalarca tartıştık. Belki de bu üç modelin karmasıyla oluşacak KKTC modeliyle önümüzde yeni ufuklar ortaya çıkabilir.
Kim “Kıbrıs Türkü sadece çözümle var olabilir, sadece çözümle geleceğini garanti altına alabilir. O yüzden Rumlar ne derse evet demeliyiz, çözüme mahkumuz” diyorsa büyük bir yanılgı içindedir. Bu yaklaşım, bizi müzakere masasında da elleri kolları bağlı bir hale getirir. Böyle bir anlaşmanın da olsa bile kimseye bir hayrı dokunmaz…
Bu haber 202 defa okunmuştur

:

:

:

: