Keşfede keşfede gözlem kulesi olduğumuzu keşfettiler ha bir de

Nasrettin hocalık bir ülke olduk derim ya hep. İşte aynen öyle olduk.
Nasrettin hocalık bir ülke olduk derim ya hep.
İşte aynen öyle olduk.
Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün Kuzey Kıbrıs’ı keşfet temalı konferansta yaptığı konuşmadan bir satırı paylaşmak istiyorum sizlerle.
Sayın Başbakan diyor ki:
“Akdeniz’in doğusunda Ortadoğu’nun adeta gözlem kulesi olarak konuşlanan ülkemiz, yılın en az üç yüz gününde güneşle yaşıyor”
Tam da amacına uygun olmuş!
Oysa bu bir turizm etkinliği.
Kuzey Kıbrıs’ı tanıtma faaliyetleri kapsamında.
Keşfet temalı bir etkinlik.
Turizmin cazibesini artıracak unsurların öne çıkarılacağı bir faaliyet.
Ürün yelpazesinin, doğal güzelliklerin, tarihi ortamın, turizm tesislerinin ve diğer hizmet sektörünün ön plana çıkarılması gereken bir durum var burada.
Ne diyor Sayın Başbakan; Ortadoğu’nun gözlem kulesi.
“Gözlem kulesi” askeri amaç güden, çağrıştıran bir ifade.
Turizm ile nasıl bir bağlantı kuruldu ve yan yana geldi bu bir türlü anlayamadım.
Düşün düşün bir hal oldum.
Ama nafile.
Cevabını ben bulamadım.
Anladığım kadarıyla Sayın Başbakan burada plajlarımıza kovuşlandırılan ve insanlara hizmet veren “cankurtaran” kulelerinden bahsetmiyordu.
Hoş ülkede cankurtaran hizmeti sunulan kaç plaj var o da ayrı bir konu.
Velhasıl burada Sayın Başbakanın anlatmak istediği bu değildi. Kıbrıs’ın askeri açıdan stratejik önemine vurgu yapıyordu.
Ortadoğu’nun gözleme kulesidir diyerek.
Akabinde de turizme getiriyor mevzuyu ve senenin üç yüz günü adamızdan güneş eksik olmuyor diyor.
Yani bir tarafta gözlem kulesiyiz bir tarafta turizm adasıyız demeye getiriyor.
Ve iki ifadeyi birleştiriyor.
Şimdi bunu algılayabilen kaç turist sırf bu özelliklerden dolayı Kuzey Kıbrıs’ı tercih eder sizce?
Bir tarafta askeri açıdan stratejik bir özelliğine vurgu yapılıyor, ki bu gelecek turisti yüzlerce kez düşündürebilir, bir taraftan da biz turizm adasıyız başımızdan güneş hiç eksik olmuyor, yemeklerimiz de harikadır filan..
Kimlere cazip gelebilir böyle bir anlatım?
Üstelik gitmeyi düşündüğünüz ülkenin Başbakanı dillendiriyorsa bunları.
Absürt bir yaklaşım olmuş.
Sayın Başbakan’ın bu tür etkinliklerde konuşmalarını birileri hazırlayıp eline mi veriyor bilmiyorum.
Ama eğer öyleyse tedbir almasında kendisi açısından büyük yaralar olduğuna inanıyorum.
Zira hiç bir ülkenin Başbakanı turizmin konuşulduğu bir ortamda kalkıp da savaş ortamını çağrıştıracak ifadelerle konuyu anlatmaya kalkmaz.
Ülkesini gözlem kulesi diye nitelendirmez turizmin konuşulduğu bir konferansta.
Böyle bir yaklaşımla Kuzey Kıbrıs’ın keşfine sadece bu topraklarda savaş vardır, stratejik askeri faaliyetler vardır algısı yaratılır.
Ki Sayın Başbakan’ın açıklamalarının bir bölümünü okurken benim aklımda oluşan bu oldu.
Önce yanlış bir yazılım olup olmadığına baktım.
Üç farklı medya organından bu konu ile ilgili Sayın Başbakan’ın konuşmasını aktaran haberleri okudum.
Ve gerçekten Sayın Başbakan’ın bu ifadeleri konuşmasının içinde kullandığını üzülerek okudum.
Tam da daha çok yok, geçtiğimiz haftalar da bu etkinliğin gerçekleştiği otele lağım sularını denize akıttığı gerekçesi ile ceza kesilirken, aynı otelin lüks konferans salonunda ülke turizminin tanıtımının, keşfinin, falan konuşulduğu da görünce ve Sayın Başbakanın da gözlem kulesiyiz ve güneşin eksik olmadığı bir adayız söylemi ile de tam amacına ulaştı şimdi Kuzey Kıbrıs’ı keşfet etkinliği dedim kendi kendime.
Zira keşfede keşfede Kıbrıs’ın Ortadoğu’nun gözleme kulesi olduğunu, bir de Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün Kanada Başbakanından daha yakışıklı olduğunu keşfettiler.
Ve böylelikle mevzu amacına ulaştı.



Bu haber 148 defa okunmuştur

:

:

:

: