İlişkilerdeki uyumsuzluk

Ortalama yaşam yükseldikçe beraberindeki sorunları da beraber yıllara ekliyor.
Ortalama yaşam yükseldikçe beraberindeki sorunları da beraber yıllara ekliyor. Küçük yaşta anne baba olanların, evlatları ile arasındaki yaş farkı az olurken, günümüzde gençlerin geç evlenip veya erken evlense de, çocuk için hemen istekli olmayışının, sonucu aradaki yaş farkını büyütüyor. Bu belki de ailede ilk yıllarda çocuk ile ana baba arasında herhangi bir sorun yaratmasa da, bir an gelir, ilişkilerdeki uyumsuzluk, kendini gösterir. Çocukluk biter, anne baba yaşlanması bir yana, onların da anne babalarının varlığı yaşları ile yaşın getirdiği hastalıkları da beraberinde taşır. Günümüzde evdeki, bireylerin anne babanın çalıştığı, hakikati ortadaki gerçek. Ailede anne babanın kendi çocuklarına karşı duydukları mesuliyeti ayrı bir konu. Bakıma muhtaç diğer aile büyüklerinin mesuliyeti de günümüzde manen çocuklarının, omuzlarında, bu bazı hallerde maddi olarak da asli bir görev. Bütün bu görevler elbette evde olduğu kadar, bakıma muhtaç aile bireylerinin evindeki bakım için de, yardımcı ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde bakım evleri var olsa dahi modern huzur evlerin olmayışı, büyük bir eksiklik. Zaten halkımızın genelindeki düşünce tarzı 'Bak bir annesine veya babasına bakamadılar ' bakım evine verdiler şeklinde. Bu düşünce alışkanlığı maalesef var olan tarz. Empati yapacak olsak, hepimizdeki düşünce de bu. O zaman geriye kalan alternatif, bakıcı ile idare şekli. Bu ise günümüz şartlarında, oldukça ağır mali bir külfet olduğu kadar, ilk etapta tanımadığınız bir takım kişilerin, naz ile çalımı dahil onların da birçok ailevi problemlerine aniden kendinizin ortak olma durumu. Kaldı ki bu gibi durumlarda ihtiyaç duyulan kişilerin istihdam için çağrıldığı yer dış ülkelerden oluyor. Gelecek olan kişinin ise kişilik analizi zor. İhtiyaç duyan aile, öncelikle ön izin almak 3.Ülke vatandaşı için istenilen teminat mektubu ücretini bankaya yatırmak, sonrasında gelen kişiyi, Sosyal Sigortalar ile İhtiyat Sandığından, alacakları işveren siciline, kaydederek, yine oldukça yüksek bir meblağ ile senelik çalışma iznini pasaporta vurdurtmak mecburiyetindeler. Teminat maliyeti ise 1250 ₺ artı 250 ₺ ile toplam 1500 Euro banka masrafları hariç. Aylık asgari ücret 2016 yılında 1835 TL dahası 480 TL prim. 2017 yılının asgari ücreti brüt iki bin yirmi Türk lirası ayrıca artacak sigorta İhtiyat sandığı primleri derken bir bakıcının aile içine yatılı girişi bütün bunların kabulünden sonra, ancak isdihdam edilebiliyor. Yiyecek içecek dahil toplam maliyetini de, var siz hesaplayın.. Bir sokum ekmek deyip geçmeyin, yanınızda bakıcının evinizde yatılı kalması ile oluşan diğer giderler de ayrı bir gider oluyor. Bütün bunlar kabul edilirken, bazen uyumsuzluk, hasta ile bakıcı arasında olabiliyor o zaman stres, evin bağımlılığı, huzursuzluğu oluyor. Günlük yaşamda çalışan kadınların zorlukları ayrı bir mesele, çözüm için ev temizliğine gündelikçi getirtiyorlar ya da çalışma izni çıkarmak suretiyle aldıkları yardımcıya asgari ücret ödeyip yine yatılı bakıcılara yapılan sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı primlerini her ay ilgili kurumlara yatırıyorlar. Bu yatırım işini ilgi formları doldurmak suretiyle ilgili kuruluş veznelerine yatırmak dahi zor bu konuda muhasebeci devreye girebiliyor. Bu şekilde çalışan kişilere işveren ve kendi yatırımları işten ayrılsalar dahi kendilerine ödenmiyor. Bu konu da şikayetlerini dinleyenleriz. Aması olmayan çarede, çaresizlikleri yaşamak bu olsa gerek. Tabi yaşlanmak kaçınılmaz bir tabiat kanunu, yaşımıza eklenen yıllara, dur da diyemezsiniz. Her sene bize armağan gibi. Bizlere gelince, varsın döngü aynen çalışır tesellisi ile avunurken çoğu yaşlımızın veya orta yaşlının yakarışları Allah’ım bizi yatağa mahkum etme şekilde oluyor. Hepimizin duası bu yönde olurken. Bu güne nokta mı? Bu gün de yine güzel bir deyişle olsun... 'İnsan iki şeyle kendini ihtiyarlamaktan kurtarır; Biri iyi iş, diğeri iyi söz.'
Bu haber 193 defa okunmuştur

:

:

:

: